1. tbmm’de başkanlık sistemine ilişkin anayasa teklifi görüşmeleri sürerken ysk da olası bir referandumun hazırlıklarına başladı.
    ysk'nın 16 nisan tarihine göre hazırlık yaptığı bildirildi. referandum sürecini yönetmek için 30 genelge hazırlandı. referandum kararı resmi gazete'de yayımlanır yayınlanmaz düğmeye basılacak ve bu genelgeler yürürlüğe girecek.

    sabah'ın haberine göre; genelgelerde sandık görevlileri; güvenlik, referandum süreçleri belirlendi. ysk, örnek oy pusulası da hazırladı. referandumda yasa gereği beyaz 'evet', kahverengi 'hayır' anlamındaki pusulalar kullanılacak.
    geçtiğimiz günlerde yayımlanan kanun hükmünde kararname kapsamında yurt dışındaki seçmenler için yerleşik adres bildirme zorunluluğu kaldırıldı.

    kendilerine rahmetli barış manço'nın hayır şarkısını armağan ediyorum. 16 nisana kadar da her önüme gelen evetçi seçmene kararlarını gözden geçirmeleri hatta değiştirmeleri için elimden geleni yapacağım.

    bu memlekete bizim! yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak!
  2. evet çıkması halinde geri dönüşü çok zor olacaktır. bu süreçte herkes üzerine düşeni yapmalı çevresini hayır oyu için sağduyulu bir şekilde güzel bir dille ikna etmeye çalışmalıdır. daha ilk cümleden karşınızdaki kişinin liderine küfür ederek başlarsanız olmaz.

    sanırım yurtdışında yaşayan vatandaşların sayısı 5.5 - 6 milyon civarı ve azımsanacak bir rakam değil. verecekleri oylar önem teşkil ediyor. sosyal medya aktif şekilde kullanılmalı.

    çoğu insanda "çoktan planlar yapılmış, başaramayacakları bir işe kalkışmazlar" düşüncesi hakim olabilir. ancak bu düşünülmesi istenen şeyin ta kendisidir. o yüzden herkes sandığa gitmeli.

    chp seçmeninin duruşu belli, hdp' nin de yaşanan bunca şeyden sonra evet demeyeceği kesin. burda mhp seçmeni önem teşkil ediyor. etrafımda mhp li insan olmamasına rağmen gerçek mhp lilerin hayır oyu kullanacağını düşünüyorum. bahçeli istediği kadar kendini yırtabilir.

    fikrim "hayır" çıkacağı yönünde.

    kedileri de trafolardan uzak tutmakta fayda var!
  3. referandum ya da seçimlere katılmadığım için ilgilenmediğim şey. bu yüzden hem katılmıyorsun hem de sonuçlarına katlanmıyorsun, gibi eleştirilere de maruz kalıyorum. açıklayayım:

    türkiye'de bir parti en çok izlenen/takip edilenlerden olan televizyon kanallarını ve gazeteleri satın aldı. şuan kaç gazete kapatıldı ya da kaç gazeteci hapse atıldı tam olarak bilmiyorum. bu partinin binlerce dolar bütçe ayırıp sosyal medyada dezenformasyon yapması için kurmuş olduğu troll ekipleri var. yine bu partinin lideri sürekli tabanını kışkırtarak psikolojik baskı kuruyor. holiganlara hedef gösteriliyor insanlar.

    ben bunun akp dönemine has olduğunu düşünmüyorum. hep böyleydi ama bu sefer göstere göstere yapıyorlar ve kendilerine hak veriliyor. günün 24 saati paranoyak saçmalıklarla korkutulan bir halkın referanduma gitmesinden bahsediyorum. bu mümkün değil. o sandıklardan neyin çıktığı ya da çıkacağının bir önemi var mı gerçekten?

    "hayır" diyeceğim ama sadece sandıkta diyebileceğim bunu öyle mi? gece gündüz tabanını dolar bozdurmayan hain(!)lere karşı kışkırtan, mantıklı iki çift laf eden herkesi şeytanlaştıran, reis'lerini eleştirenlere her türlü hakareti eden ve reis'lerine sövüldüğünde ilahlarına sövülmüş gibi davranan; kendi holiganlarının hukuksuzluklarına karşı hiçbir şey yapmayan ama "öteki"leri sindirmek için ellerinden geleni yapan partiler ve insan kütleleriyle referanduma ya da seçimlere gitmek öyle mi?

    oraya gidip oy kullanarak sanki ortada seçim varmış gibi davranmayacağım.
    yok
  4. bazı şeyleri anlayamıyorum. oylamanın ilk günlerinde chp baya bir etkiliydi ses çıkardı kavgalar oldu ama sonrasında bakıyorsunuz kemal arka tarafta iktidarla çay içiyor, bir tanesi iktidardan bir bakanla el ele tutuşuyor bilmem ne! hani hep söylediğim bir şey vardır "siz iktidarı dizayn edenlerin muhalefeti dizayn etmediğini mi zannediyorsunuz?" derdim. sadece birkaç göstermelik hareketin ardından suspus olan chp vekilleri ve kulislerde kimlerle ne konuştuğu belli olmayan bir kemal var ortada. halbuki amaç gerçekten bu olayın önüne geçmek olsaydı ben pekâla chp'li vekillerden topluca istifa edip sine-i millete dönüp ve ülkenin seçime gitmesini sağlamalarını beklerdim. zaten halihazırda bütün maddeler oylamada geçiyor en azından istifa edip yeni bir seçime gidilmesi halinde mhp baraj altına kalacaktır, bu sayede biraz olsun işlerine taş koyulmuş olurdu. yoksa şu haliyle zaten gidişat onların istediği gibi olacak.
  5. tarihi belli olmayan plebisit. çünkü sarayı telaş almış anketler yüzünden. her şeye sahipler ama hayır yüksekmiş, bana çok inandırıcı gelmiyor. yine de umudumuzu yitirmemek gerek.

    hile olmasa dahi, hayır'ın propogandasını yapacak, değişikliği tartışacak medya kalmadığı için, mevcut tartışanlarsa akp desteğine güvenerek diktatörlük guzellemesini tartışma zannettiği için evet çıksa da meşru olmayacaktır. iktidar tarafından sürekli kandırılan fakat iktidarın "kandırıldım" edebiyatı yaptığı kitlelerin seçimi milli irade gibi yansıtılamaz. ohal koşullarında mevcut iktidar ve c.başkanının istediğini susturabildiği ortamda referandum olmayacağı uluslararası bir kabul, sonuç olarak evet sonucu meşru olmayacaktır, hayır sonucu ise yeterli olmayacaktır.

    son olarak etrafınızdaki akp'ye oy vermiş kişilere şunu sorun nazikçe " şimdiye kadar kaç kere oy verdiniz akp'ye? peki ülke bu hale gelsin diye vermediniz değil mi oyunuzu? bunca güce rağmen ülke bu hale geldiyse ne değişecek? c.başkanının kandırılabildiği bir ülkede siz kandırılıyor olamaz mısınız? eğer kanarsanız geri dönüşü olmayacağını biliyor musunuz? "
    edit:eksik bağlaç
  6. benim ilkokul zamanlarım tabii o zaman tayyip daha başbakan ve her akşam her kanalda bu adamın resimleri videoları arkasından devlet,siyaset,ülkeler,ekonomiler cart curt sesler dinliyorum o zamanlar sistem nasıl bilmediğimden ve araştırma isteği için fazla ilgisiz olmamdan beynim yıkanıyor sonucunda ülkeyi de tayyip yönetiyor sanıyorum sanki ülkenin en üst yetkili kişisi oymuş,başbakanmış diye düşünüyorum.ilkokul son sınıfta sosyal hocam salak mısın olum cumhurbaşkanımız var, o en üst yetkili kişi demişti ama onu hiç televizyonda görmüyordum veya herhangi bir mitinginin haberini duymuyordum,haliyle tayyipi yani başbakanı en üst kişi sanmıştım.

    şimdi lise sondayım ve tayyip cumhurbaşkanı ben ilkokul son sınıftayken cumhurbaşkanı hiç ortalıkta gözükmezken bu adam 24 saat boyunca gündemde biri bitiyor öteki başlıyor,gündem yaratacak creativiteyi sağlayamadığı zamanlar içinde muhtarlar toplantısı diye bir bok uydurmuş onu yapıyor yine gündeme oturuyor.sinirleniyorum siktir git masanda otur önüne gelen teklifleri onayla veya meclise geri gönder demek içinde çok geç gibi referandumda evet oyu çıkarsa bir asır boyunca bu adamı ekrandan kimse indiremeyecek,eceli gelip öldükten sonrada bunun tohumları onun koltuğunu alacak. junior tayyip versiyonu ile devam edeceğiz

    tabii her şey işin şakası bir gün devran dönecek ve laiklik kazanacak.umudunuzu kaybetmeyin.
  7. artık nasıl korkuyorlarsa konya’nın farklı noktalarına asılan afiş ve broşürlerde “sigaraya hayır” ibaresinin referandum sürecinde “yanlış anlaşılabileceği” gerekçesiyle toplatılmasına karar vermişler.

    ulan korkudan titriyorsunuz be!
  8. eğer hayır çıkarsa açık açık iç savaş, kaos ve karanlık günlerin bizi beklediğini söylemeye başladılar. evet çıkarsa aydınlık bir türkiye olacakmış öyle diyorlar eee sayın aklına tükürdüklerim madem öyle niye seçim yapıyorsunuz? hayır demek demokratik hak olmaktan çıktı suç haline geldi resmen. ayıp be! size sizin anladığınız dilden konuştuğumuz zamanlar da gelecek merak etmeyin.

    çok kritik bir süreç olacak kesinlikle yılgınlığa düşmeyelim istedikleri kadar yaftalasınlar, fişlesinler, itham etsinler yine de ''hayır'' diyeceğiz.
  9. 2010 referandumu ardından ve yetmez ama evet'i gördükten sonra iki ihtimalin de birbirine yakın olduğunu iddia etmek mümkün şu an için. darbecileri yargılayacağız demişlerdi vakti zamanında, devletçiliklerinin yarısı darbecilerle dolu çıktı 6 yıl sonra; kenan evren'in falan yargılanacağını düşünerek evet vermiş mal sürüsü de becerdikleri yargı sistemi ile kalmış oldular böyle, hepimize zarar verdiler yani. biz tarihten ders çıkarmaya niyetli bir toplum değiliz, hiç olmadık.

    unutmayın: cumhurbaşkanlığı sisteminin bize ne kazandıracağı hususu hala trene bakan insanlardan fazlasını sunamıyor. 15 yıldır demir yumrukla ülke yönetmiş bir iktidar ne oldu da neyi yapamadı, sorusunun cevabı hala verilemiyor; bir "kandırıldık" türküsüdür devam ediyor, birkaç yıl önce cemaate terörist desen seni linç edecek insanlar. bu nedenlerle, bu işin içinde fitne aramayanın ya aklı yoktur, ya da erdoğancılıktan ölüyordur. bu kadar basittir bu denklem. evet oyu kullanacakları açıkça aşağılayacağımız ve yerden yere vuracağımız aşikardır ve sonunda da "aşağıladığınız için halk böyle yapıyor" demagojisi ile karşı karşıya kalacağımız baştan kokmaktadır. - öte yandan işine gelince kurnaz, işine gelmeyince mazlum halk olan über-ümmetçi kardeşlerimizin ne model olduklarını kestirme konusu halen tartışmaya açıklığını sürdürmekte; erdoğancılıktan başka bir bok bilmeyen "halk" insanının nasıl disiplin edilerek doğru yola itileceği sorusunun cevabına ise yakın duruş dahi sergilemeyecekleri apaçık ortadadır.

    kısacası şu deyimi hatırlamak zorundayız: ne ekersen onu biçersin. 2010'da referandumda beraber propaganda yaptığım arkadaşlarım artık ülkeden kaçmış, başka dünyalara göçmüş haldeler. geriye kalan birkaç kişi oturup kavga verecekler bu ülkeyi son bir defa demokratik yollardan kurtarma çabası için. akabinde, bu yobaz sürüsü kendileri bizi asmak ve kesmek için gelecekler, biliyorsunuz. o gün neler olacağını hep beraber göreceğiz ama günü geldiğinde türk veya müslüman olmanız bir işe yaramayacak gözümüzde. celal şengör'ün dediği gibi, kürtlerle anlaşmak kolay; onlar da gidip kendi yobazlarını ve ultranasyonalistlerini ayıklayacaklar eninde sonunda ama öyle veya böyle bu referandum bu ülkenin kaderini belirleyecek.

    hatırlatırım: bizler gezi parkından beri düşmanız. sizler işkenceyi, ölümleri meşrulaştırmış bir de yüzsüzce gelip 15 temmuz'da ölen yurttaşlarımız üzerinden propaganda yapma pisliğine bulaşmış oldunuz bir defa. lakin sorulacak bu hesapların sonu sizin anırdığınız gibi idam falan değil, suçlulukları belgelenmiş hırsız, katil, mürit ve teslimiyetçilerin hücrelerde çürümeleri ile son bulacak.

    ve hala bu bok çukurundan kurtulma şansımız var, akp'ye oy vermiş ol veya olma; hala bu bataktan çıkabiliriz. referanduma evet veya hayır ver, ne ise; erdoğan'ın işini bilen, işini iyi yapan bir insan olduğu sanrısından kurtulun. türkiye ne kalkındı, ne de gelişti. yaptıkları hiçbir proje gerçekten yerli olmadığı gibi sundukları hiçbir yatırım da yerli sermayeye bir el uzatmış değil. kamu kuruluşlarını bir yıllık karlarına sattı bu adamlar sırf krizlere girmemişiz gibi göstermek için ve hepiniz bunun farkındasınız. okuduğunuz gazetelerin yazarları ya kabataş olayı gibi iftiralar yazıyorlar, ya da doların türk lirası karşısında değer kazanmasını okuyamayacak kadar beyinsiz insanlar. ve hepsinin zamanında fethullah gülen'i yere göğe sığdıramadığı gerçeğinin da farkındasınız.

    yapmayın. etmeyin. insan gibi kardeşçe yaşama şansımız hala var. bu türküyü okumaya devam etmeyin. artık kendimizden geçtik, torunlarımızın torunları acı çekmesin diye yazıp çiziyoruz. verilen hasarı kaç jenerasyonda toparlayacağımız hesabı bayağı kabarık.

    diyeceğim budur. dursun kenarda, okur birileri belki.