1. evet çıkması halinde geri dönüşü çok zor olacaktır. bu süreçte herkes üzerine düşeni yapmalı çevresini hayır oyu için sağduyulu bir şekilde güzel bir dille ikna etmeye çalışmalıdır. daha ilk cümleden karşınızdaki kişinin liderine küfür ederek başlarsanız olmaz.

    sanırım yurtdışında yaşayan vatandaşların sayısı 5.5 - 6 milyon civarı ve azımsanacak bir rakam değil. verecekleri oylar önem teşkil ediyor. sosyal medya aktif şekilde kullanılmalı.

    çoğu insanda "çoktan planlar yapılmış, başaramayacakları bir işe kalkışmazlar" düşüncesi hakim olabilir. ancak bu düşünülmesi istenen şeyin ta kendisidir. o yüzden herkes sandığa gitmeli.

    chp seçmeninin duruşu belli, hdp' nin de yaşanan bunca şeyden sonra evet demeyeceği kesin. burda mhp seçmeni önem teşkil ediyor. etrafımda mhp li insan olmamasına rağmen gerçek mhp lilerin hayır oyu kullanacağını düşünüyorum. bahçeli istediği kadar kendini yırtabilir.

    fikrim "hayır" çıkacağı yönünde.

    kedileri de trafolardan uzak tutmakta fayda var!
  2. referandum ya da seçimlere katılmadığım için ilgilenmediğim şey. bu yüzden hem katılmıyorsun hem de sonuçlarına katlanmıyorsun, gibi eleştirilere de maruz kalıyorum. açıklayayım:

    türkiye'de bir parti en çok izlenen/takip edilenlerden olan televizyon kanallarını ve gazeteleri satın aldı. şuan kaç gazete kapatıldı ya da kaç gazeteci hapse atıldı tam olarak bilmiyorum. bu partinin binlerce dolar bütçe ayırıp sosyal medyada dezenformasyon yapması için kurmuş olduğu troll ekipleri var. yine bu partinin lideri sürekli tabanını kışkırtarak psikolojik baskı kuruyor. holiganlara hedef gösteriliyor insanlar.

    ben bunun akp dönemine has olduğunu düşünmüyorum. hep böyleydi ama bu sefer göstere göstere yapıyorlar ve kendilerine hak veriliyor. günün 24 saati paranoyak saçmalıklarla korkutulan bir halkın referanduma gitmesinden bahsediyorum. bu mümkün değil. o sandıklardan neyin çıktığı ya da çıkacağının bir önemi var mı gerçekten?

    "hayır" diyeceğim ama sadece sandıkta diyebileceğim bunu öyle mi? gece gündüz tabanını dolar bozdurmayan hain(!)lere karşı kışkırtan, mantıklı iki çift laf eden herkesi şeytanlaştıran, reis'lerini eleştirenlere her türlü hakareti eden ve reis'lerine sövüldüğünde ilahlarına sövülmüş gibi davranan; kendi holiganlarının hukuksuzluklarına karşı hiçbir şey yapmayan ama "öteki"leri sindirmek için ellerinden geleni yapan partiler ve insan kütleleriyle referanduma ya da seçimlere gitmek öyle mi?

    oraya gidip oy kullanarak sanki ortada seçim varmış gibi davranmayacağım.
    yok
  3. bazı şeyleri anlayamıyorum. oylamanın ilk günlerinde chp baya bir etkiliydi ses çıkardı kavgalar oldu ama sonrasında bakıyorsunuz kemal arka tarafta iktidarla çay içiyor, bir tanesi iktidardan bir bakanla el ele tutuşuyor bilmem ne! hani hep söylediğim bir şey vardır "siz iktidarı dizayn edenlerin muhalefeti dizayn etmediğini mi zannediyorsunuz?" derdim. sadece birkaç göstermelik hareketin ardından suspus olan chp vekilleri ve kulislerde kimlerle ne konuştuğu belli olmayan bir kemal var ortada. halbuki amaç gerçekten bu olayın önüne geçmek olsaydı ben pekâla chp'li vekillerden topluca istifa edip sine-i millete dönüp ve ülkenin seçime gitmesini sağlamalarını beklerdim. zaten halihazırda bütün maddeler oylamada geçiyor en azından istifa edip yeni bir seçime gidilmesi halinde mhp baraj altına kalacaktır, bu sayede biraz olsun işlerine taş koyulmuş olurdu. yoksa şu haliyle zaten gidişat onların istediği gibi olacak.
  4. tarihi belli olmayan plebisit. çünkü sarayı telaş almış anketler yüzünden. her şeye sahipler ama hayır yüksekmiş, bana çok inandırıcı gelmiyor. yine de umudumuzu yitirmemek gerek.

    hile olmasa dahi, hayır'ın propogandasını yapacak, değişikliği tartışacak medya kalmadığı için, mevcut tartışanlarsa akp desteğine güvenerek diktatörlük guzellemesini tartışma zannettiği için evet çıksa da meşru olmayacaktır. iktidar tarafından sürekli kandırılan fakat iktidarın "kandırıldım" edebiyatı yaptığı kitlelerin seçimi milli irade gibi yansıtılamaz. ohal koşullarında mevcut iktidar ve c.başkanının istediğini susturabildiği ortamda referandum olmayacağı uluslararası bir kabul, sonuç olarak evet sonucu meşru olmayacaktır, hayır sonucu ise yeterli olmayacaktır.

    son olarak etrafınızdaki akp'ye oy vermiş kişilere şunu sorun nazikçe " şimdiye kadar kaç kere oy verdiniz akp'ye? peki ülke bu hale gelsin diye vermediniz değil mi oyunuzu? bunca güce rağmen ülke bu hale geldiyse ne değişecek? c.başkanının kandırılabildiği bir ülkede siz kandırılıyor olamaz mısınız? eğer kanarsanız geri dönüşü olmayacağını biliyor musunuz? "
    edit:eksik bağlaç
  5. benim ilkokul zamanlarım tabii o zaman tayyip daha başbakan ve her akşam her kanalda bu adamın resimleri videoları arkasından devlet,siyaset,ülkeler,ekonomiler cart curt sesler dinliyorum o zamanlar sistem nasıl bilmediğimden ve araştırma isteği için fazla ilgisiz olmamdan beynim yıkanıyor sonucunda ülkeyi de tayyip yönetiyor sanıyorum sanki ülkenin en üst yetkili kişisi oymuş,başbakanmış diye düşünüyorum.ilkokul son sınıfta sosyal hocam salak mısın olum cumhurbaşkanımız var, o en üst yetkili kişi demişti ama onu hiç televizyonda görmüyordum veya herhangi bir mitinginin haberini duymuyordum,haliyle tayyipi yani başbakanı en üst kişi sanmıştım.

    şimdi lise sondayım ve tayyip cumhurbaşkanı ben ilkokul son sınıftayken cumhurbaşkanı hiç ortalıkta gözükmezken bu adam 24 saat boyunca gündemde biri bitiyor öteki başlıyor,gündem yaratacak creativiteyi sağlayamadığı zamanlar içinde muhtarlar toplantısı diye bir bok uydurmuş onu yapıyor yine gündeme oturuyor.sinirleniyorum siktir git masanda otur önüne gelen teklifleri onayla veya meclise geri gönder demek içinde çok geç gibi referandumda evet oyu çıkarsa bir asır boyunca bu adamı ekrandan kimse indiremeyecek,eceli gelip öldükten sonrada bunun tohumları onun koltuğunu alacak. junior tayyip versiyonu ile devam edeceğiz

    tabii her şey işin şakası bir gün devran dönecek ve laiklik kazanacak.umudunuzu kaybetmeyin.
  6. 2010 referandumu ardından ve yetmez ama evet'i gördükten sonra iki ihtimalin de birbirine yakın olduğunu iddia etmek mümkün şu an için. darbecileri yargılayacağız demişlerdi vakti zamanında, devletçiliklerinin yarısı darbecilerle dolu çıktı 6 yıl sonra; kenan evren'in falan yargılanacağını düşünerek evet vermiş mal sürüsü de becerdikleri yargı sistemi ile kalmış oldular böyle, hepimize zarar verdiler yani. biz tarihten ders çıkarmaya niyetli bir toplum değiliz, hiç olmadık.

    unutmayın: cumhurbaşkanlığı sisteminin bize ne kazandıracağı hususu hala trene bakan insanlardan fazlasını sunamıyor. 15 yıldır demir yumrukla ülke yönetmiş bir iktidar ne oldu da neyi yapamadı, sorusunun cevabı hala verilemiyor; bir "kandırıldık" türküsüdür devam ediyor, birkaç yıl önce cemaate terörist desen seni linç edecek insanlar. bu nedenlerle, bu işin içinde fitne aramayanın ya aklı yoktur, ya da erdoğancılıktan ölüyordur. bu kadar basittir bu denklem. evet oyu kullanacakları açıkça aşağılayacağımız ve yerden yere vuracağımız aşikardır ve sonunda da "aşağıladığınız için halk böyle yapıyor" demagojisi ile karşı karşıya kalacağımız baştan kokmaktadır. - öte yandan işine gelince kurnaz, işine gelmeyince mazlum halk olan über-ümmetçi kardeşlerimizin ne model olduklarını kestirme konusu halen tartışmaya açıklığını sürdürmekte; erdoğancılıktan başka bir bok bilmeyen "halk" insanının nasıl disiplin edilerek doğru yola itileceği sorusunun cevabına ise yakın duruş dahi sergilemeyecekleri apaçık ortadadır.

    kısacası şu deyimi hatırlamak zorundayız: ne ekersen onu biçersin. 2010'da referandumda beraber propaganda yaptığım arkadaşlarım artık ülkeden kaçmış, başka dünyalara göçmüş haldeler. geriye kalan birkaç kişi oturup kavga verecekler bu ülkeyi son bir defa demokratik yollardan kurtarma çabası için. akabinde, bu yobaz sürüsü kendileri bizi asmak ve kesmek için gelecekler, biliyorsunuz. o gün neler olacağını hep beraber göreceğiz ama günü geldiğinde türk veya müslüman olmanız bir işe yaramayacak gözümüzde. celal şengör'ün dediği gibi, kürtlerle anlaşmak kolay; onlar da gidip kendi yobazlarını ve ultranasyonalistlerini ayıklayacaklar eninde sonunda ama öyle veya böyle bu referandum bu ülkenin kaderini belirleyecek.

    hatırlatırım: bizler gezi parkından beri düşmanız. sizler işkenceyi, ölümleri meşrulaştırmış bir de yüzsüzce gelip 15 temmuz'da ölen yurttaşlarımız üzerinden propaganda yapma pisliğine bulaşmış oldunuz bir defa. lakin sorulacak bu hesapların sonu sizin anırdığınız gibi idam falan değil, suçlulukları belgelenmiş hırsız, katil, mürit ve teslimiyetçilerin hücrelerde çürümeleri ile son bulacak.

    ve hala bu bok çukurundan kurtulma şansımız var, akp'ye oy vermiş ol veya olma; hala bu bataktan çıkabiliriz. referanduma evet veya hayır ver, ne ise; erdoğan'ın işini bilen, işini iyi yapan bir insan olduğu sanrısından kurtulun. türkiye ne kalkındı, ne de gelişti. yaptıkları hiçbir proje gerçekten yerli olmadığı gibi sundukları hiçbir yatırım da yerli sermayeye bir el uzatmış değil. kamu kuruluşlarını bir yıllık karlarına sattı bu adamlar sırf krizlere girmemişiz gibi göstermek için ve hepiniz bunun farkındasınız. okuduğunuz gazetelerin yazarları ya kabataş olayı gibi iftiralar yazıyorlar, ya da doların türk lirası karşısında değer kazanmasını okuyamayacak kadar beyinsiz insanlar. ve hepsinin zamanında fethullah gülen'i yere göğe sığdıramadığı gerçeğinin da farkındasınız.

    yapmayın. etmeyin. insan gibi kardeşçe yaşama şansımız hala var. bu türküyü okumaya devam etmeyin. artık kendimizden geçtik, torunlarımızın torunları acı çekmesin diye yazıp çiziyoruz. verilen hasarı kaç jenerasyonda toparlayacağımız hesabı bayağı kabarık.

    diyeceğim budur. dursun kenarda, okur birileri belki.
  7. %53 evet cikacagini tahmin ettigim referandum
  8. "benim istediğime hayır diyen teröristtir" anlayışına sahip zihniyetin getirmek istediği über demokratik bir anayasa değişikliği paketini içermektedir. hayırlısı olsun...
  9. türkiye'nin çok kritik bir süreçten geçtiği şu dönemde, gelecek hamlelerin kilit noktası olacak. batı, kör gözüne parmak dercesine 'hayır' diyor. peki ya gerçekten 'hayır' mı isteniyor? bana kalırsa evet isteniyor. evet çıkacak, batı tarafından üstü çizilen erdoğan tek adam ilan edilecek ve sonrasında ırak, suriye ve arap baharı yaşatılan ülkelerdeki senaryoların farklı bir versiyonu ile türkiye'ye siyasi, askeri ve ekonomik baskılar uygulanacak. aslında bana kalırsa, erdoğan'ın kendisini 'hayır' diyenler, erdoğan'dan çok daha koruyor.

    - türkiye, 15 temmuz 2016 darbe girişimi sonrası beladan kurtulduğunu sanıyordu. aslında hepimiz öyle sanmıştık. meğerse iş başkaymış. 15 temmuz başlangıçmış. cia destekli fetö başarısız olduğu darbe girişiminde bile ülkeye çok büyük bir darbe vurmuştu.

    - ardından 24 ağustos'ta fırat kalkanı harekatı başladı. rusya ile ilişkiler güçleniyor, kürt koridorunun bölünmesi için önemli bir adım atılıyordu. abd'nin küreselci güçleri rahatsız, neoconlar ise pek endişeli değildi.

    - abd seçimleri yapıldı ve trump başa geldi. ilk hedef olarak suriye'yi değil, iran'ı gösterdi.

    - trump'ın işi zordu. çünkü cia ve abd ordusunda etkin güç küreselcilerdi. michael flynn(birazdan geleceğim bu adama), trump'ın danışmanıydı ve savunma bakanı olarak atanacaktı. ancak cia, rus yetkililerle görüşmesini sızdırdığı için flynn istifa etmek zorunda kaldı.

    - bu süreçte özellikle almanya ve hollanda krizleri doğdu türkiye için. suni krizin yaşandığı hollanda, çok önemli bir sorun değildi ama almanya ve ingiltere'nin bazı iddiaları ortalığı karıştıracak cinstendi. medyada pek yankı bulmadı orası ayrı.

    - geçtiğimiz günlerde rıza sarraf davasının savcısı prett bharara görevden alındı. yerine yeni savcı atandı. ancak bu olaydan birkaç gün sonra halkbank genel müdür yardımcısı hakan attila, 17-25 aralık olaylarından sonra 7. kez gittiği abd'de tutuklanarak cezaevine kondu.

    - yine aynı günlerde michael flynn'in, türk hükumetiyle ekim alptekin aracılığıyla görüştüğü ve fethullan gülen aleyhine lobi yapılması hususunda anlaştığı iddia edildi.

    - bu olaydan birkaç gün sonra milli güvenlik kurulu'nda fırat kalkanı harekatının bitirildiği açıklandı.

    - dün ise abd dışişleri bakanı rex tillerson türkiye'ye geldi. çok kilit bir iran sözü etti. basına yansımadı.

    çok kısa bir özetini geçtiğim bu süreçte, batı, erdoğan'ın üstünü çizmiş gibi görünüyor. daha önceleri demokrasi havarisi olan, arap baharının yaşandığı ülkelere rol model olacak 'demokrat türkiye ve akp iktidarı' bugün kötü adam. aynı erdoğan bugün diktatör!

    7 şubat 2012 mit krizi'nden bu yana batı'nın fiili müdahalelerini hissediyor erdoğan. ardından yaşanan 17-25 aralık süreci de bunun ayyuka çıkmasıdır. halkbank ceo'sunun yakalanması sonrası savcılık iddianamesinde geçen ifadeler 17-25 aralık sürecini bir nevi gözler önüne seriyor. dinlemeleri kim yaptı? cia bu dinlemeleri kendi yapmadıysa nasıl ulaştı? fiili anlamda müdahale dediğim bu işte. fetö eliyle iç işlerimize direkt hakim oluyorlar. ardından 15 temmuz süreci yaşandı ve ülkede büyük bir abd karşıtlığı başladı.

    fırat kalkanı operasyonu ile rusya ilişkileri güçlendi. arada konsolos ve uçak krizleri yaşansa da üstü kapandı. taraflar ilişkileri bozmayacaktı. lakin trump başa gelmemişti henüz. trump başa geldikten sonra ve fırat kalkanı'nda ilerleme yaşayınca, erdoğan, rakka operasyonu için abd ile temasa geçti. süreci uzatan, net karar vermeyen, pyd ile iş birliğinden taviz vermeyen abd, adeta rusya ile türkiye ilişkilerini baltalıyordu. 12 şubat 2017'de körfez gezisine çıktı erdoğan ve orada iran'a yüklendi. fars milliyetçiliğinin önünün kesilmesi gerektiğini vurguladı. wall street journal suudi arabistan'ın 'arap nato'sunu kuracağını yazdı.

    bu olaylar yaşanırken rusya, pyd ve suriye rejimi ilişkilerini güçlendirdi. türkiye adeta tek başına bırakıldı. yeniden abd ile ilişkileri yükseltmek zorunda kalan erdoğan için bir tehlike vardı: abd içinde neocon lider trump ile küreselciler çatışma halindeydi. bunun en basit örneği flynn olayı aslında. cia'nın 'yediği' michael flynn, türk diplomasisinin başarısızlığının resmidir aslında. bugün avukatının yaptığı açıklamada da 'dokunulmazlık verilirse konuşurum.' demiş flynn. peki ya konuşursa? türkiye ile abd ilşkilerini çıkmaza sokmayacak mı bu durum? peki flynn ile bağlantı sağlayan ekim alptekin nasıl biridir?

    fetö aleyhine lobi yapmak için fetö ile bağlantısı olan bir isimle anlaşmak, o ismin kurduğu bağlantının cia tarafından yenmesi ve küreselcilerin trump'a karşı hamlesi... şu siyasi yanlışlıklar akıl alır gibi değil. peki devamında ne olur?

    bugün internette bazı yerlerde 15 temmuz darbe girişiminin fetö tarafından yapılmadığı, mit ve genelkurmay tezgahı olduğu iddia edildi. bu iddianın dolaştığını nedim şener yazdı. aynı şekilde yakın dönemde alman ve ingiliz basınında da darbenin fetö tarafından yapılmadığı iddiası vardı. muhtemelen 16 nisan'dan sonra evet çıkması halinde darbeyi fetö'nün yapmadığı iddiası yayılacak. sosyal medya ve dış basın yoluyla halkın aklı bulandırılacak. halk nezdinde ciddi bir itibar da kazanacak fetö'nün darbe yapmadığı iddiası.

    bunun dışında ekonomik yaptırımlar söz konusu olabilir. geçtiğimiz hafta iki ab yetkilisi, türkiye'nin ab ülkeleriyle ilişkiyi germesinin pek mantıklı olmadığını, en çok ihracatı ab ülkelerine yaptığını ve durumun değişmemesi halinde bundan türkiye'nin zararlı çıkacağını söyledi. linki bulamadım şu anda, bulunca eklerim.

    darbe konusunda akıl bulandırmak, ekonomik darboğaz ve yeniden hortlama ihtimali olan terör... 16 nisan'da evet çıkması halinde erdoğan'ın sokulması muhtemel cendere bu gibi duruyor. ancak bunun yanında rex tillerson dün iran'a karşı, türkiye ile iş birliği yapacağız dedi. trump yönetimi, erdoğan ile ilişkilerini bu yönde sürdürmeyi planlıyor. hatta geçtiğimiz hafta eski abd büyükelçisi james jefferson: ‘’Tillerson’un Ankara’daki asıl misyonu, Rakka’ya gidecek güçler konusunda anlaşmak değil…Tillerson’un Ankara’daki asıl misyonu bölgede daha geniş planda Türkiye’yi İran-Rusya etkisine karşı cephede konumlandırmak….’ dedi. yani arap nato'su için evet çıkarması gereken bir türkiye var. aynı zamanda neoconların dışında erdoğan'ın düşmesini ve yeni, uyumlu, iş birliği içinde olacak bir hükumetin gelmesi için de evet lazım.

    iran konusuna yönelik medyada haber yok. abd ile olan ilişkilerde tepki yok ve fırat kalkanı harekatı bitirildi. bu harekatın bitirilmesi ve pkk'nın üstüne gidilmemesi bizi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakacak. sadece halkbank ceo'sunun yakalanmasından ve rıza sarraf davasından ötürü mü bitirildi fırat kalkanı harekatı? en kuvvetli senaryo bu gibi duruyor. aynı zamanda iran konusunda iş birliği yapılacaksa, ülkenin 2 ayrı noktaya kilitlenmemesi için fırat kalknaı'nın bitirilmesi önem taşıyor. eğer trump yönetimi istediğini elde ederse, yeni dönemde gündemimizi iran meşgul edecek. peki kürt koridoru neden önemliydi? hem sınırımızın terör tehdidi altında olmaması hem de güneydoğu'da kürt vatandaşlarımız için bu koridorun bölünmesi önemliydi. ancak abd için de körfez enerjisinin türkiye üzerinden avrupa'ya taşınması önemli. bu sebeple küreselciler fırat kalkanı'nın bitirilmesine önem veriyor. çünkü rusya'nın ihracatının büyük bir bölümünü enerji oluşturuyor ve bu konuda rusya'nın tekeli kırılırsa, büyük bir darbe yemiş olacak rusya. peki biz kime hizmet ettik fırat kalkanı'nı bitirerek?

    siyasi manevra alanı kalmayan, darboğaza düşen erdoğan'ın, referandumda evet çıkarması kendisi için hayırlı mı olacak? pek emin değilim. galiba türkiye'nin menfaatleri için hayır çıkması gerekiyor. abd'nin kendi içinde yaşadığı kriz, orta doğu'nun büyüyen sorunu, türkiye'nin siyasi çıkmazı ve avrupa ile ilişkiler... çok zor bir dönem bizi bekliyor. belki başlıkla pek uyumlu değildi yazdıklarım ama 'evet' ya da 'hayır' iç politika kadar dış politika için de önemli sonuçlar doğuracak. allah bu millete yardımcı olsun. hayırlısı olsun.
    ae