1. türk kürt laz ermeni rum çoluk çocuk demeden vatanı savunmak adına kendini mermilerin önüne attı. ruhları şad olsun.
  2. çanakkale'de, o siperlerin ardında duymadığımız bilmediğimiz nice acı hikaye var. kafatası yıllarca avustralyada müzede "müslüman türk kafası" diye sergilenmiş meçhul asker, morfinsiz ameliyat edilip feryatları duyulmasın, acı çektikçe ısırsın diye ağzına konan keçeye sarılmış çubuğun üstünde dişleri kalan asker, oğlunun durumu ağır olduğu, kurtulamayacağını bildiği için durumu daha hafif olan askerleri tedavi edip, oğlunu bir ağacın gölgesine taşıttıran, elinden gelen tek şey oğlunun bir ağacın gölgesinde ölmesini sağlamak olan doktor bir baba… bilmediğimiz duymadığımız daha bir sürü hikaye. hani şair diyor ya "toprakları vatan yapan üzerinde ki kandır / vatan uğrunda ölen varsa vatandır" diye, uğrunda çok kan döküldü, çok can gitti. bu toprakları böyle korudu atalarımız. hiç değilse bugünü, biraz daha bunun bilincinde geçirelim.
    gulce
  3. emperyalizme karşı kazanılmış anadolu halklarının ortak mücadelesidir. bugünse bu mücadele dahi emperyalizme malzeme olmuş durumda
  4. tüm ülkeyi birleştiren, gerçekten türkiye halklarının omuz omuza mücadelesi ile emperyalizme atılmış büyük bir tokattır.

    29 ekim'i cumhuriyet bayramı olarak kutlarken, 18 mart için bir resmi bayram gereği duyulmamıştır.
    oysa ki devrimci - anti emperyalist mücadelenin en önemli zaferidir.
  5. objektif olmak gerekirse, bir çeşit pirus zaferi'dir. düşman kuvvetlerinin geri çekilmesi ve savaşın süresinin uzaması dışında ortada bir başarı yoktur.

    bir emperyal güç olarak osmanlı devletinin savaşa katılma nedeni, son 200 yılda kaybettiği toprakları geri almak istemesiydi. bu yüzden kendi gibi emperyal güç olan macaristan ve almanya'ya güvendi. ancak başarılı olamadı.

    bu savaşın ismi aynı zamanda 1. paylaşım savaşı zaten. nasıl oluyor da emperyal güçlerden biri olan osmanlı'nın çanakkale zaferi "devrimci ve anti emperyalist mücadelenin en önemli zaferi" olarak adlandırılıyor, çok ilginç doğrusu.

    edit: biri güya yazdıklarıma cevap vermiş. neresinden tutsan elinde kalıyor.

    osmanlı devletine son dönemlerinde "yarı sömürge" denmesinin nedeni sanayi devrimini gerçekleştirememiş olması ve ülkenin bir çeşit "pazar" haline gelmiş olmasıdır. yabancı tüccarlara olan imtiyazlar, gümrük vergilerinin normalden düşük olması osmanlı'nın yükselme döneminden bu yana olan uygulamalardır. bu durum osmanlı'nın genişlemeci, yayılmacı, emperyal bir imparatorluk olmasına zerre engel teşkil etmez. zaten savaşa katılma nedeni de kaybettiği toprakları geri almak istemesidir.

    almanlar da 2. dünya savaşını başlatırken "emperyalizme karşı mücadele" propagandası yapmışlardı. 1. dünya savaşı (çanakkale cephesi) için de benzer şeylerin söylenmesi aynı bokun laciverti işte.

    edit 2: "emperyalizm kavramının sanayileşmiş devletlerin hammade temini ve ürettikleri sanayi ürünlerini satmak için izledikleri yayılmacı politikadan doğduğunu" sanıyormuş arkadaş. emperyalizmin ne sanayi devrimiyle, ne de kapitalizmle ilgili olmadığını uzun uzun anlatmak isterdim, ama kusura bakmasın artık. kelimenin kökeni bile "imperium"dan geldiği halde, emperyalizmin imparatorlukların sona erdiği ve sanayi devriminin başladığı 1800li yıllarda ortaya çıktığını sanmak ilginç bir bakış açısı. eğer gerçekten merak ediyorsa, roma imparatorluğu ve emperyalizm ilişkisine bir göz atabilir.
    ulgan
  6. soyadımın hikayesini bana hatırlatan gün.

    soyadım gençoğlu. çanakkale'de en çok şehit veren il olan bursalıyım. ailemden 12 şehit çıkmış.

    misi köyünden hepsi.

    ali çavuş.
    rıza.
    süleyman.
    galip.
    tahir.
    hüseyin.
    rasim
    ali.
    atilla.
    ismail.
    osman.
    ahmet ki 13 yaşında şehit olduğunda.

    mezarlarının yerleri belli değil tabiki ama şehitlikte hepsinin isimlerini ve nerede, ne zaman şehit olduklarını buldum.

    1934 yılında soyadı kanunu çıktığında büyük dedem ali çavuş'un kundaktayken bırakıp gitmek zorunda kaldığı dedem 20 yaşında ailenin tek erkeği olarak 11 kadının başında aile reisiymiş. soyadı almaya hep 60 -70 yaşında dedeler gelirken kendisine 20 yaşında yeni yetme aile reisi olarak gençoğlu'nu uygun görmüşler.