1. güven veren, süpersonik genç kuşak. bir şeyleri değiştireceklerine inanıyorum.
    abi
  2. amerikan sosyolojisinin x,y,z gibi saçmasapan terimleriyle anılsalar, memleketi teyo-feto kombininden ibaret biliyor sanılsalar da haziran isyanına yoğun olarak katıldılar, apolitik olmadıklarını gösterdiler, ali ismail'in yoldaşı onlar, onlardan umutluyuz...
    mutlu
  3. sistem 40-45 yıllarında doğan nesli, belki de cumhuriyetin kurucu kadrolarından sonra bu toprakların görebileceği en nitelikli/kalifiye/eğitimli/bilinçli nesli, 60'lı yıllarda sokaklarda ve mahkemelerde sindirmiş/yok etmiştir. bu neslin devamında gelen nesil 80'li yıllarda ideoloji çatışmasının göbeğine itilmiş ve birbirlerine düşman edilmiştir. 80'ler de doğanlar ise yine sistem tarafından apolitik olmaya mahkum edilmiştir. bu bakımdan türkiye tarihi aslına kaybedilmiş nesiller tarihidir. kutuplaşmanın/kinin/nefretin hakim olduğu ve artarak devam ettiği ülkemizde mevcut kurulu düzen ve sistem bir şeylerin değişmesine izin vermeyeceğinden, 90 sonrası doğan nesilde malesef bir şeyleri değiştiremeyecektir. üzülerek söylüyorum kardeşlerimize çok fazla misyon yüklemeye gerek yok bence.
  4. tam bir ara nesil. kendinden önceki abileri , ablaları gibi sokaklarda akşama kadar oynamış ama aynı zamanda internet cafe dönemine yetişmiş. teknoloji yavaş yavaş onları yakalamış hatta geçmiş bile ama onlar yine de benim gözümde sokağın son temsilcileri.
  5. kontrolü ele almaya başladılar.
    zaman onların zamanı.

    varlıklarının etkisini, kısa süre sonra göreceğimiz nesil.
  6. dejavu nesli bence ya ben bunu yaşamıştım gibi hisse kapılıyorlar :)
  7. cumhuriyet in bırakıldığı gençlerden, cumhuriyet i devam ettirme sırası onlara gelmiştir.

    "gençler! cesaretimizi kuvvetlendiren ve devam ettiren sizsiniz. siz, almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız. ey yükselen yeni kuşak! gelecek sizindir. cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz!"

    "başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl karşı koyduğumuz ve daha doğrusu milletin arzu ve emellerine uyarak ve onun yardımıyla nasıl çalıştığımız görülmeli ve gelecek kuşaklar için ibret ve uyanıklığı gerektirmelidir. zaten her-şey unutulur. fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. o gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ışık saçan çiçekleri onlardır. bütün umudum gençliktedir!"

    ey türk gençliği!
    birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
    mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
    ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    atatürk'ün bursa nutku
    “türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
    polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.
    işte benim anladığım türk genci ve türk gençliği!”
    http://www.ttk.gov.tr/index.php?page=basinda&haberno=391

    "milletin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor. bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak!"

    (bkz: kamal atatürk)

    :(