1. terörün bu kadar yanı başımızda olduğu bir vakitte, insanlar pazartesi günü toplu taşıma kullanıp yada kalabalık içine girip işe gitmektense izin ya da rapor almayı tercih edebilir.
  2. gideceğim diyerek reddettiğim durum.
    gitmem gerek ki işim var bir sürü...
    olmasa bile kendim için, insanlık için gitmem gerek...

    tedirginsem de başım dik olacak...
  3. servisleri iptal ederek, personeline 'taksiyle gelin' duyurusu yapan şirketi akla getirmiştir.
  4. sabah işe gitmek için geldiğim uzunçayır metrobüs durağında ilaç için bile bitane polis goremeyip üstüne bindiğim metrobüsün bilgi ekranlarında şu manzarayı görünce http://i.hizliresim.com/nMJo05.jpg bana da mantıklı geldi. ama iş işten geçti yoldayım artık.
  5. mesleğim gereği işime gitmemeyi hayatım boyunca düşünmedim. bugün de bir şey değişmedi. korkup saklanarak yaşamak bana göre değil.

    bu arada sabah kadıköy-kabataş vapurunda, "sayın yolcularımız can yelekleriniz kanepelerinizin altındadır. güvenliğiniz için... vs.vs.." şeklinde bir anons yapıldı. uçaklarda duymaya alıştığım türden bir anonstu. ufak bir detay olarak not defterime yazdım. sizinle de paylaşmak istedim.
  6. iş yerinden yazarak çürüttüğüm tez.

    insanlar mecburlar malesefki 'ekmek parası' dedikleri şey yüzünden. ülkede herşey iptal oluyor ama insanlar korkarak işlerine gitmeye devam ediyorlar ne yazıkki.

    korkmuyorum açıkçası pek böyle korkarak yaşamak istemiyorum çünkü. ama burada korkup korkmamam gerektiği konusunda bile ikilem yaşıyorum.. öyle sağlıklı düşündüğümü veya mantıklı düşünemediğimi biliyorum. çoğu zaman 'ne olacaksa olsun' tarzında bir kafa yapısındayım. iyi mi kötü mü bilemedim.

    bunu yazarken bile çok düşündüm. karamsarlığım için özür dilerim yazar arkadaşlardan