1. ya 1-1 bitecek ya da fenerbahçe'min 0-1 kazanacağı maçtır. maç şifresiz olarak atv'de saat 20.30'da başlayacaktır. onlardan ziyade hiçbir tatsızlığın yaşanmamasını ve takımların ve taraftarlarının kendi kültürlerine yakışır şekilde olacak bir müsabaka seyretmemizi diliyorum.
  2. beşiktaşın kazanacağını düşündüğüm maç. ama robin'in de gol attığını, iyi oynadığını görmek istiyorum.

    edit: robin'in gol attığını gördük ama keşke bir de futbolu futbol gibi oynadığını görseydik. burada tosic'ten önce kırmızı kart yemesi gereken ve maçı adeta bir savaş taktiği eşliğinde oynayan bir robin var. burada hata önce onun, sonra tosic'in, sonra da hakemindir. hakem rıdvan dilmen'in dediği gibi maçın tamamında oyun akışı açısından başarılı düdüğünden sonra hatalıdır. verilmeyen golde de bu oldukça açıktır.
  3. birileri efendi şekilde yorumlasa da fikir edinsek dediğim maç. ancak seviye yerlerde. hoş memlekette futbolun seviyesi ne ki yorumlar seviyeli olsun bu da ayrı konu ve beklenti benim ayıbım.

    edit:kötüyü ayıpla tanımlamayı erdem sananları görmemizi sağlamış maç.
  4. o kadar iğrenç şeyler okudum ki maç sonu, zaten bu kadar kavga ve nefret dolu maçtan sonra galip gelmek bir anlam ifade etmezken iyice nefret ettim. sevinen aptalca seviniyor, üzülen aptalca hakaretler ediyor. en çok da siz takımdaşlarım, "kızlığını bozduk beşiktaşın bee heheheh" falan diye sevinenlerinizden nefret ediyorum.
  5. memleketteki kültürsüzlüğün, seviyesizliğin buraya da taştığını gösteren bir maç olmuştur. maç başlıklarının açılmasında bir sakınca bulmayan benim gibi birini bile zıvanadan çıkartmıştır buradaki yorumlar. bir beşiktaşlı taşı atmış, ardından aklına mukayyet olamayan renktaşlarım peşinden takılmış. sizin sevdanız gönül verdiğiniz renklerinize mi, yoksa gönül verdiğiniz renklerin rakiplerine duyduğunuz nefrette mi? herkes kendi takımıyla ilgilense, onu desteklese hiç böyle şeyler olmayacak. sana yapılmasını hoş görmediğin nefretle yaklaştığın şeyin aynısını sen niye yaparsın? istediğini de hakkımda umrumda değil ama böyle davranmak senin kaliteni düşürür. ha her tarafından kalitesizlik akan bir ülkede yaşadığımız için böyle şeyler çok normal tabii, anlıyorum. bu ülkede bir şeyler değişecekse önce şu içinizdeki holigana söz geçirmelisiniz. çünkü futbola böyle yaklaşan biri, siyasete de, topluma da, çevresine de, kısacası hayatındaki her şeye bu şekilde olmasa da buna yakın bir tavırda yaklaşır. bende yapmadım mı bunu zamanında yaptım, ancak bunun doğru bir şey olmadığını insan olgunlaşınca anlıyor. o gün geldiğinde pişman olacağınız şeylere girişmeyiniz lütfen.

    maça gelirsem; standartı olmayan, istikrarsız açıkçası maç seçiyor dediğim fenerbahçe'min maçın elektrikli halinden karlı çıkan taraf olduğu bir maç oldu. insan şu sonucu, kayseri maçlarında ve daha puan kaybedilen bir çok anadolu takımına puan kaybedilen maçta da bekliyor. açıkcası bu maçı kazanabilen bir takım, ligde şampiyon da olabilirdi. beşiktaş'ı evinde ilk kez yenen takım olmak elbette önemli ancak şampiyonluk gidince böyle sonuçlar maksimum 1 hafta önemli oluyor.
  6. hakedilmemiş bir galibiyetle sonuçlanan maç. fenerli değilim ama fenerli olsam maçın yeniden oynanmasını ister ve van persie'yi de takımda görmek istemezdim.

    bir zaman, irlanda ve fransa arasında dünya kupasına katılmak için gruplardaki son maçtı, thierry henry, son dakikaydı yanlış hatırlamıyorsam, eliyle topu içeri göndermiş, hakemi aldatmış ve dünya kupasına irlanda katılacakken fransa'nın katılmasını sağlamıştı. bu şekilde dünya kupasına gitmek mesela kimi tatmin eder, bence kimseyi etmez.
    a man
  7. maç hakkında herkes çok şey söylemiş onları tekrar etmicem ama asıl dikkatimi çeken stadın durumu oldu inönüdeki maçlarda tribün hiç susmazdı yenilsek de yensek de destek olurdu ama dün o ruhu göremedim tam olarak seyirci gelmişti gol yenince herkes sus pus kaldı
    wtf
  8. satılık bir hakemle , kaypak bir oyuncunun beşiktaşı yendiği maç olmuştur. bu maçı hafızanızda tutun çarşı affetmez.
    nisanda tekrar görüşmek üzere.
  9. fenerbahcenin 1 0 kazandigi mac olmustur. bir fbli olarak bu haldeken besiktasi yenmemize olanak vermemistim. futboldaki psikolojik unsurlar ile kazanabilirdik ve oyle de oldu.

    zaten hakettigi sari karti hakem tarafindan verilmisken gidip adama en hafif sekilde bile kafa atmaya kalkarsan kendi amatorlugune yakisacak sekilde, kirmiziyi boyle yersin kafana. sonra da butun stadi kosturursun oyle yakalicam diye. gidip dovuscu olmasini oneriyorum.

    futbol adina berbat bir mac oldu. spiker macin bir aninda dev derbi cumlecigini kullandi. bu derbiyi neyin dev yaptigindan emin degilim.
  10. maçın kabaca öyküsü şu şekilde;

    ön bilgi, okumak zorunda olan moderasyona sabırlar..

    gün içerisinde beşiktaş semti ve özellikle stadın çevresi şiddetli yağmura rağmen çok kalabalıktı. büyük çoğunluk elinde bira, azımsanamayacak kısmı votka, bir kısım viski, çok az kişide cin vb. içkilerle goygoy yapıyordu. olay çıkarmaya müsait pek grup gözlemlemedim.
    stadın 100 m ötesinden çanta aramaları başlamıştı. maça gitmeyenleri bile arıyorlardı.
    maçtan önce seyircinin durumu genel olarak stabildi, olay çıkacağına dair pek bir işaret görülmüyordu.

    maçın ilk dakikalarında iki tarafında pek bir üstünlüğü yoktu, karşılıklı el ense çekmeler şeklinde ilerledi. ilk önemli atak fenerbahçe'de lens'ten geldi, sağ çaprazdan içeriye kaleciyle karşı karşıya kalarak girdi ancak iyi süremediği için fabri hızlı çıkarak topu karşıladı.
    20. dk.dan itibaren beşiktaş yüklenmeye başladı. talisca'nın, gökhan gönül'ün uzaktan şutları, talisca'nın kafa vuruşu, rövaşata denemesi, adriano'nun şut denemesi gibi ataklar vardı ve bu dakikalarda kaleci volkan yerden pek kalkamadı. ancak beşiktaş'ın alışılagelen net gollük pozisyonlardan kısmen uzaktı.

    fenerbahçe oyunu sertleştirerek beşiktaş'lı oyuncuların gerilmesine neden oldu. hakemin genel olarak sertliğe müsamaha gösteren yorumlarıyla neredeyse her faul sonrası itirazlar ve itişmeler oldu. genelde alper - oğuzhan arasında sıklıkla itişmeler ve laf dalaşları, lens'in sert girişleri, van persie'nin seyirciyle de olan tuhaf hareketleri genel olarak bu devrenin özetiydi. beşiktaş cephesindeyse oğuzhan'ın göze fazla batan tartışmaları genel olarak sakinliğiyle bilinen atiba hutchinson'un bile zaman zaman gerilmesine neden oldu.

    devrenin sonuna doğru herkesin malumu olan van persie - dusco tosic pozisyonu geldi ve bu dakikadan itibaren zaten düzgün maç izleyemeyen seyircinin futboldan tamamen kopmasına neden oldu. özellikle daha ikinci turda tek maç eleminasyon usulü, daha sonraki turlarda iki maçlı eleminasyon, ilk turunda grup maçları gibi enteresan bir statüye sahip olan kupa maçlarından zevk alınamamasına bir de bu kavgalar damga vurunca futboldan keyif alma ihtimali kalmadı.

    pozisyonun başında van persie'nin karate/grekoromen güreş karışımı girişmesine çok sinirlenen tosic ayağa fırladığı gibi üzerine yürüdü ve kafasıyla tosunu kondurmasına fırsat kalmadan van persie kendini yere bıraktı. tam o esnada elinde sarı kartını van persie'ye göstermek üzere cebine götürerek koşan hakem ali palabıyık, önce tosic'e kırmızı gösterdi, arada çıkan büyük arbede ayrılınca da van persie'ye sarı kartı gösterdi.
    rakibine aldırdığı kartın keyfiyle sırıtmaya başlayan van persie daha önce rakip seyirciye çıkardığı diliyle yetinmeyip, elini şortunun içine atarak şortumu düzeltiyorum ayağıyla tosic'e bakarak tombala çekti.

    devre arası soyunma odasına giriş esnasında yine teknik direktörler, yardımcılar, futbolcular, idari menajerler gibi bir çok kişinin karıştığı arbededen sonra maçın ikinci yarısı da 5-6 dk geç başladı.

    ikinci yarıda rakibinin 10 kişi kalmasını fırsat bilen fenerbahçe ilk yarıdaki mahkum oyununu bıraktı ve üzerine gitmeye başladı. her ne kadar bir kişi eksik olsa da beşiktaş fazla ezilmeden atakları engelledi. atiba'nın dizinden sekerek beşiktaş ceza sahasının içine düşen topa, ilk yarıda talisca'nın rövaşatasına cevaben artık seyircilerin alıştığı rövaşatasını gösteren sow direğe takıldı. kimilerinin iddiasına göre, yurt dışı bahis sitelerinde sow'un rövaşatayla gol atacağına dair bahisler açılmış. eğer oynayan varsa bu direğe çok üzülmüştür.

    71. dakikada cenk'e yapılan faul, top oğuzhan'da kaldığı için avantaja bırakıldı. cenk bir türlü ayağa kalkmayıp halen hakeme baktığı için oğuzhan'ın kaptırdığı topa müdahale edemedi ve fenerbahçe'nin kontra atağında lens'in buram buram ofsayt kokan bir koşuyla maçta yaptığı tek iyi şey olan çizgiye yakın altı pas üzerine sert top kesmesi sonucu boştaki van persie meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. gol sevincinde herkesi es geçip oğuzhan'ın önünden dizlerinin üzerinde kayarak geçen van persie, daha önce benzeri gol sevincine sarı kart gösteren hakem tarafından görmezden gelindi (alanyaspor-konyaspor / bajic -gol sevinci ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışı)
    bu dakikadan sonra fenerbahçe kendi sahasına çekildi ve kaybedecek bir şeyi kalmayan beşiktaş yüklenmeye başladı. maçın son dakikalarına doğru orta sahaya yakın sağ çizgi üzerinden faul atışı kazanan fenerbahçe'de topun başındaki lens, kaleci dahil bir çok oyuncunun görev yerinden uzak olmasını fırsat bilerek direkt kaleye vurarak topu ağlara gönderdi. ancak hakem henüz düdük çalmadığını işaret ederek golü geçerli saymadı.

    beşiktaş'ın geliştirmeye başladığı bir atak defans tarafından engellenmesine mütakip sahaya atlayan bir seyirci önce koşturdu, sonra ne yapacağını bilemeyerek "hadi beni tutsanıza ya ne duruyorsunuz...." der gibi öyle boş boş durdu ve güvenlik görevlileri tarafından dışarı çıkartıldı.
    daha sonra oluşan pozisyonlardan sonuç çıkmayınca maç fenerbahçe'nin üstünlüğüyle tamamlandı.

    yorum olarak: hakemin, karşılaşmanın çok önüne geçtiği maç oldu. pozisyonlardan çok (örneğin talisca ve sow'un rövaşataları, talisca'nın uzaktan sol köşeye vurduğu ve volkan'ın iyi bir kurtarışla çıkardığı şut, yine talisca'nın direğin hemen yanından auta giden şutu konuşulamadı. atılan gol bile gerilimin gölgesinde kaldı), futbolcuların kavgaları, van persie'nin çirkin hareketleri, alper-oğuzhan tartışmaları, şener'in çok sert faulleri, bu kadar gerginliğe rağmen şaşırtıcı bir şekilde çileden çıkmayan quaresma (genelde ilk kırmızıyı o görürdü), sinirlerine hakim olmasını beklediğimiz ama çileden çıkan şenol güneş, volkan demirel'in "ne ayılığımız kalıyor ne bir şey..." gibi garabet açıklamaları konuşuluyor.

    en kötü yanı; lanet olasıca bir maçın lanet olasıca hakeminin yanlış kararlarına verilen tepkinin %5'i kadarının memleket elden gider hale gelmişken verilmemesidir.

    belirtmek adet olmuş madem: semt bizden, la vittoria sara nostra.