1. az önce ana medyaya düşen acı olay. kahpelikle devlet kurmak isteyenler ile kahpelikle iktidarını korumak isteyenlerin işbirliğinin sonucudur bu . kahraman askerlerimize olan oluyor arada .
    ee
  2. beni derinden üzen haber. ölümlere sevinen birine de insan denemez bence! ülke resmen ikiye bölünmüş durumda, bir tarafta ırkçı kürtler diğer tarafta ırkçı türkler. iki taraf da birbirinden nefret ediyor, her gün ölüm haberleri, her gün yanan yürekler, yıkılan yuvalar. barış olacaksa iki halk arasında olacak. çözüm ne akp ne de pkk. bu yüzden hdp'nin meclisteki varlığı çok önemli. sorunlar çözülecekse diyalogla, empatiyle, insanlara değer vermekle çözülecek. silahla ve kanla değil. bıktım artık, gerçekten bıktım!! gücü elinde burunduranların -ayşe, ahmet; kürt ,türk hiç fark etmez- bunu kaybetmemek ve dahi arttırmak uğruna insanları ölüme göndermesinden, öldürmesinden, öldürtmesinden yoruldum! artık psikolojim bunu kaldırmıyor, kelimeler bile kifayetsiz...
  3. "bayrak inmez, ezan dinmez, vatan bölünmez" diye diye idare edebildiğimiz doksan iki yılın sonuna geldik; şimdi hepsi oluyor. "bayrak" diyen milliyetçi yaklaşım, "ezan" diyen islami yaklaşım ve "vatan" diyen devrimci yaklaşım küçülen türkiye'yi çaresizlik içinde izliyor. oyun büyüktü ama uyanamadık. artık yapacak birşey yok. son ihanet cephesi görevini başarı ile yerine getirdi.

    çıkmışlar bir de utanmadan 400 milletvekili diyorlar. ya resmen milleti embesil yerine koyuyorlar. acımızla dalga geçiyorlar. şehit acısının anlamını biliyorlar mı acaba? acı kendi ailelerine düşmediği için mi bu kadar rahatlar? onun için mi bu kadar kolay gevşek gevşek konuşabiliyorlar?

    allah sizi yok etsin başka bir şey diyemiyorum.
  4. bi de ortaliklara dökülüp "sehitler ölmez vatan bölunmez, basimiz sagolsun, vatan sagolsun" demiyorlar mi kafamı şu duvarlara vurasım geliyor. lan bal gibi ölüyorlar iste gencecik insanlar, giriyorlar topraklarin altina, çürüyorlar. bal gibi hepimiz de unutuyoruz. bana 98 yilinin kasim ayinda sehit olmus bir asker ismi soylesenize, ya da kasim ayinin sehit sayisini. soyleyemeyiz hicbirimiz, cunku bilmiyoruz, unuttuk. kendi evladinin soz konusu olmadigi yer ve zamanda baskasinin evladini öldürmek, yuceltmek, kahramanlastirmak ne de kolay. agizlar dolusu küfürler ediyorum etrafimdaki ölü sevicilerine, ölülere tapanlara, bilmem kac terorist etkisiz hale getirildi haberlerini agizlari kulaklarinda izleyenlere ve sehit haberlerine ancak 2 gunluk yas tutabilenlere.
  5. pkk'nın resmi karısı hdp ile, yine pkk'nın metresi akp, el birliği ile güzel ülkemin içine etmeye ant içmişler. hdp, akp, pkk arasındaki üçlü aşkın farkıysa birinin aleni, diğerinin gizli olmasıdır.
  6. ilkokul kaçıncı sınıf bilmem "anzak şehitler" gibi bir tamlama kullanınca öğretmenden yediğim ayardan beri şehit kavramıyla başım hoş değil. resmi olarak 16 insanımızı daha kaybettik ne yazıkki. ve yine yazıkki ölmez, bölünmez diye gırtlağınızı da yırtsanız ölüyorlar işte. ortada bir savaş var ve bu yok denildiğinde ya da üzeri örtüldüğünde başka bir gerçeklik haline falan dönüşmeyecek. ve her savaşta olduğu gibi burada da savaşın sahipleri var, 400 vekili verseydiniz denildi mi? denildi. mesele kendi ifadeleri ile o kadar net işte. cizrede ambulans geçişine izin verilmediği için bedeni buzlukta bekletilen çocukla yirmili yaşlarının başında bedeni 24 saat güneşin altında dağda kalan çocuğun farklarından çok ortak noktaları var. bu memleketin fakirinin fukarasının payına ölüm düşer, öbürlerinin payına çocuklarına bedelli askerlik yaptırıp "şehit olmak istiyorum", "seni başkan yaptıracağım" hamaset edebiyatları. birini görüp diğerini görmezsek akan kan durmayacak.
    mesut