1. Zonguldak'ta Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) çalışan maden işçileri, kurumun özelleştirilmesinin önünü açan torba yasa tasarısını protesto için 'Maden ocağından çıkmama' eylemi başlattı. Kuruma bağlı müessese müdürlüklerine ait maden ocaklarında gece 24.00-08.00 vardiyasında çalışan işçiler, sabah mesaileri bitmesine rağmen yer üstüne çıkmadı. Gündüz 08.00.16.00 vardiyası için iş yerlerine giden madenciler, arkadaşlarının yukarıya çıkmaması üzerine ocak önünde beklemeye başladı. GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, sendikanın eylem kararı almadığını, işçilerin "kendilerinin örgütlenerek" böyle bir eylem başlattığını söyledi.

    sendikanın kifayetsizliğine, ohal'e, baskıya ve ağır çalışma koşullarına rağmen... helal olsun hepsine!

    kaynak 1 2
    mesut
  2. tam da enerji bakanının yerli ve milli kömür açıklamaları yakın zamanda yapılmışken bu maden işçilerine de ne oluyor böyle?
    hayır siz kimsiniz ki dışarı çıkmayıp eylem yapıyorsunuz? sen alacağın maaşa bak, ha devlet vermiş maaşını ha özel şirket ne fark eder? insanda biraz izan olur yahu.
    bunlar yerli ve milli kömür düşmanı teröristler.. bunlar kriptocu, bunlar hain, bunlar din düşmanı (ohh bee bu din düşmanı lafını da cümle içinde kullandım sonunda, ne zevkliymiş),

    neyse konumuza gelelim; hem yerli ve milli kömür diyip hem de taş kömürü kurumunu özelleştirmeye kalkışmak tam da bu düşüncenin tezatlığının eseridir. dünya ekonomik şartları, serbest piyasaya inceden inceden müdahale etmeye başlayan devletleri gösterirken, bizim her şeyi satmamız (tezatlığımızdan dolayı) tuhaf olmasa gerek!!
    satılacak şey kalmayınca, evdeki eşyaları satmaya başlayan mirasyedi gibi olduk

    türkiye'deki sendikacılığa da gelecek olursak; başkanının 140.000 lira maaş aldığı sendika var bu memlekette. bir de bir işe girerken sana sorulmadan zorla üye yapıldığın sendikalar var. ne bekliyorduk ki....
    işçi kendi göbeğini kendi kesmeye karar vermiş, dilerim başarılı olurlar. olamasalar bile yaptıkları hatırlanacak. tıpkı 4-8 ocak 1991 madenci yürüyüşündekiler gibi.


    günün birinde revolution senaryosu gerçek olursa kalırsınız buhar gücünün kaynağına *
  3. sendikalar sendika olsa bu haksızlıklar olmaz. emekçi insanlar ekmek davaları için böyle bir eyleme girişmek zorunda kalmazdı. ama burası türkiye. özel kurumların üçkağıtçı patronları sendikasız yani kaçak işçi çalıştırır. kazanacağı milyonlarindan taviz vermemek adına köle gibi çalıştırmaya devam eder işçilerini.

    gelişmiş ülkelerde nasıl? benim gözlemim o ki iş verenlerin hepsinin cebinde akrep var. sistemin açıklarını çok iyi biliyorlar. özellikle göçmenleri ağır işlerde en az miktardan çalıştırıyorlar. hele hiç bir şeyden haberi olmayan bir yolunu bulup ülkeye sığınmış insanların hali tam manasıyla bir dram. işverenlerin içlerinde de en kurnazları sonradan görme patron olan şarklılar. ama devletçe belirlenen ve sendikalarca korunan işçi hakları var. bu hakları kurumlar istese de ihmal edemiyor. çünkü hukuk var. kanunlar katı, cezalar caydırıcı.

    uluslararası özel bir şirkette çalışan arkadaşın gelir seviyesini düşük gören sendika, arkadaşın hiç bir talebi ve bilgisi olmadan çalıştığı şirkete ultimatom çekiyor. bu insan bu fiyata geçinemez daha fazla oara ödemelisin diye. yani ruhun bile duymadan senin haklarını savunan bir sistem var. zaten ülke de bu yüzden gelişmiş.

    bizdeki sendikalar siyasi, onlardaki insani. bizim önce insanlık devrine girmemiz lazım. o da zor. nurettin topçu'ya katılıyorum. insanlığı fenerle arayanlar boşuna aramamış bu coğrafyada.

    neyse konuya dönelim ses çıkarmayan sendikaya inat böyle bir eyleme girişen madencileri destekliyorum. ama biliyorum ki sindirilecekler. hain ilan edilirler, fetocu olurlar ama hiçbir şekilde insani ve asgari haklarını elde edemezler.

    yazık valla kimin ülkesiyse...
  4. göçük altında kalmasalar bari.
  5. maden işçilerinin ocaktan çıkmama eylemi anlaşma üzerine sona erdi. torba yasaya 'ttk'nin devlet eliyle işletilen sahaları hariç' ibaresi eklenecek. 21 saat sonra işçiler madenlerden çıkmaya başlamış.

    işçilerin mücadelesi ve direnişinden en az devlet kadar belki devletten bile çok ürken sendika koşa koşa gitmiş hükümetle anlaşmış (ya da hükümeti ikna etmiş) görüldüğü üzere.

    kaynak
  6. emekçilerin ne kadar güçlü olduğunu farketmelerini sağlamasını umduğum eylemdir. bugüne kadar kazanılan hakların kolay kazanılmadığını, kaybetmenin bu kadar kolay olmamasi gerektigini farkederler umarim
  7. her sektörde yapılması gerekendir. yine de bir noktayı aydınlatmakta fayda var.

    günümüz türkiye'si emekçilerin emeğinin herhangi bir değer ifade etmediği ülkedir. işçi dostlarımız aslında büyük kumar oynayarak kazanmışlardır. emsal olmaması açısından tazminatlarını verip kovabilirlerdi. yerlerine de 1 gün içinde 2000 işçi alırlardı. bu ihtimal -ki çok tehlikelidir- işçilerin, memurların, örgütlü çalışabilecek diğer birçok meslek mensuplarının tepkisizliğine neden oluyor.

    bence sorun emeğin değersizliği. milyonlarca diplomalı işsizin olduğu, her beş gençten birinin işsiz olduğu bir ülkede sendikalar sararmaya, emek sömürülmeye, oligarşi büyümeye mahkumdur. bakalım madenci arkadaşlarımızın kaçı elebaşı olmakla suçlanıp işten çıkarılacaklar?

    türkiye solunun sloganik tavırlarını anlıyorum. bir farkındalık yaratma amacını da anlıyorum, bazı kliklerin marksist ezberlerle hareket etmelerini de. lakin nesnellik, olgular bambaşka. sovyetler yıkıldıktan sonra hem tıp hem mühendislik okumuş, kalifiye insanlar hayat kadını oldular bu ülkede. gidişat orayadır.