• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
62 maket seti - julio cortazar
60’larda büyük bir patlama yapan güney amerika edebiyatının, en önde gelen isimlerinden birisi cortázar. arjantinli yazarı bu üretken dönemin oldukça iddialı diğer yazarlarından ayıran özelliği ise kuşkusuz dile çektirdiği azaplar. usta, çok basit, çok sıradan gibi görünen deneyimleri en muhteşem biçimde anlatma hünerine sahip ender yazarlardan. okuyucunun hem beynini hem de hislerini aynı anda açık tutmasını ve yazdıklarına şahsi tepkiler vermesini talep eden cortázar, edebiyatta dilin saydam bir araç olarak kullanılmasıyla yetinmeyen, olay örgüsünden çok üsluba önem veren okuyucular için tam bir okuma ziyafeti sunuyor.

62’de bu üslup zenginliğinin yanı sıra olağanüstü bir hayal gücüyle karşılaşıyoruz; roman, gerçekle gerçekötesinin o son derece ince sınırının bir o tarafına bir bu tarafına gidip gelmelerle dolu; bu açıdan da yer yer bilinen gerçeklik tanımını fazlasıyla sınıyor. kitabın en belirgin gerçeküstü teması vampirlik, ama bu kelime roman boyunca neredeyse hiç açık açık zikredilmiyor. bir kavramın adım başı afişe edilmeden, güçlü bir alt akıntı gibi nasıl bütün bir romanda kendini duyurabileceğini gösteriyor usta bize.

bunun yanı sıra bir grup insanın imkânsızlarını: imkânsız aşkları, yaşantıları, olayları da durmadan geri dönüşlerle, şiirsel vurgular, tekrarlar ve saplantılarla; bazı bölümlerde ciddi bir mizahla çarpıcı bir biçimde aktarıyor. hem kronolojiyle hem de psikolojik determinizmle oynuyor; başı sonu olmayan, âdeta sonsuz bir zaman diliminde olayların peşi sıra sürüklenen “kişiler” yaratıyor.

kendine ait o bambaşka evreniyle, muhteşem diliyle, emsalsiz tuhaflıklarıyla eşsiz bir eser.
  1. son raunt isimli kitabında 62 maket setindeki gizemi, tüm yapıtlarına sinen gizemi ölçü alarak, meraklılarına aktarır cortazar:

    "birtakım anlatıcıların inandığı gibi, gizemli olan şey büyük harflerle yazılı değildir, tersine birtakım şeylerin arasından gözden kaçar; iki aradadır."

    pek çok defa referans aldığım yolları çatallanan bahçesi öyküsünde borges, temelde zamanı anlatmasına karşın öyküde asla zaman sözcüğünün geçmesine izin vermez. borges'den yapıtlarına sinen baskın resmiyet yoktur sadece cortazar'da . cortazar, borges'in eserlerinde ördüğü fikri, ifade edip maddi hale dönüştürür. rayuela'da borges'in labirentini uygular nitekim. 62 maket seti ise, aman dedirtmeyen cortazar çılgınlığının bir doruk noktasını daha işaret eder. cortazar'ın henüz vasat bir tek kelimesine dahi rastlamadığımı itiraf edecek olursam işte, yazıdan bir heykel canlanıyor.
    62 maket setinin, gerçeküstü öğelerinin -vampir motifi başta olmak üzere- sadece romanın domino taşlarından biri olduğunu, bütünün, alacaklı olduğu öğelerinden biri olduğunu görüyoruz. bütüne katılan bu etkin sosa karşın, yine de kitapta vampir sözcüğüne en yakın kelime olarak yalnızca bir defa vampirizm kelimesi geçiyor. gerçeküstünün bu derece gizemle tutturulduğu bu tuhaflık, okuru ve 62'nin kuklalarından ikisini paranoyak bir sürece tabi tutuyor.

    eh cortazar gizemi asla açık etmeyen bir yazar ama 62 maket setinde şehir ve paredros gibi kavramları kavrayabilmek ciddi anlamda zorlayıcı. şehir bir mit. şehir mıntıkanın buluşma yeri ama şehir tam olarak ne, hangi şehir? şehir kelimesi her yeri ve her şeyi kapsadığını biliyoruz, cortazar henüz 20. sayfada açıklıyor bunu ama tam olarak nedir?

    peki ya paredrosum.. paredros muhtemelen yok, paredrosum vicdanın, entelektüelliğin, dostluğun kişileştirilmiş bir prototipi. bir robot. eh bence, ve yine bence bu da yanlış bir tespit.

    62'yi ingilizce'den çeviren aslı biçen konuya, kitabın ingiliz çevirmeninin notunda değiniyor:

    "bu kavram mısırlıların kılavuz ruh kavramından geliyor, bir yol arkadaşı; bu kitapta ise hem paylaşılan hem değişik insanlara değişik zamanlarda sirayet eden bir var oluş tarzı."

    eh, gizem hala tam olarak cortazar'ın yapılandırdığı gibi, okurun o var oluşu algılayış biçimine bağlı olarak sürdürülebilir durumda. değişkenler bir kural gibi.

    cortazar ki söz konusu kendisi ise şaşkınlığa düşerim. 62 maket seti biçimsel özellikleriyle tipik bir cortazar kitabı. anlatıcının sessizce kimlik değiştirmesiyle, diyalogların kuvveti, bilinç akışının yoğunluğu ile asla standardın altına düşmeyen cortazar'ın en güçlü eserlerinden biri. var mıydı cortazar'ın standartın altında bir eseri? işte bu sorunun cevabı aslında yazarın kusursuz kalemiyle ifşa edilebilir sadece.

    "bir kanlı kale istiyorum" diye başlayan roman, kronolojik bir zamanı anlatmaz, karakterler mesafelerce uzaktayken bir bölüm sonra beraber olabilirler. 62 tekrarlamalarla tatlanır. iyimserlik salgını kadar mutsuzluk hakimdir. başlangıç sonda da olabilir ayrıca.

    ve şöyle ki, imkansız aşkların, tutkuların, bastırılmış ihtiyaçların, umutların çemberinde kendi ihtiyaçlarını gidermeye çalışan mıntıka tayfası ağızda kekremsi bir tat bırakacaktır. tek tek anlatmayacağım bu karakterler çoğu zaman duygusal, bazen gayrimemnun ve bazen de o muzip dalaşmalarıyla kahkaha attırabilir okuruna.
    metnin gücüne güç katan diyaloglar ve karakterlerin çekimserlikleri, gerilimleri o kadar cortazar'a özgün biçimde aktarılıyor ki işte bunu bu şiddette başarabilen başka bir yazar yok. özellikle 2 metrekarelik bir adada mahsur kalan calac, paredrosum ve polanco'nun yaşadıkları muazzamdır. salyangoz üzerine oynanan bahis ile bu latin amerikalı gırla keramet içeren çekişmeler cortazar'ın erişilmez mizahının yalnızca bir yönüdür.

    cortazar bu eserinde; uruguaylı felisberto hernandez'den, nabokov'un solgun ateşine, rimbaud'dan pek çok yazarın etkileri olduğunu yine son raunt'da aktarır.

    velhasıl ilk kez bir cortazar yazını için şunu ilan etmekten çekinmeyeceğim sanırım ve eğer bu ilanın farkına varan biri ancak cortazar'ı tanımasıyla kavrayabileceği bir sonuç: 62 maket seti her yönüyle tam bir cortazar metni. seksi bir metin varsa yeryüzünde buna cortazar'ın metinleri kadar yaklaşabilen başka bir yazar olduğunu zannetmiyorum.

    "ben o kadar da emin değilim," diye mırıldandı juan. "ama haklısın, dizginleri geleceğin eline verme gafletine düşmeyelim. şehirde de şehrin dışında da depoladığım mahvolmuş gelecekler bütün gözeneklerime işledi zaten. ne bileyim, sen bana işlevsel bir mutluluk veriyorsun sanki, mantıklı, gündelik bir insaniyet, bu da az şey değil ve mis kokulu bir midilliye benzemenin tek müsebbibi sensin. ama bir an geliyor kendimi bir kinik gibi hissediyorum, ırkımın tabuları tırnaklarını gösterdiği zaman; işte o zaman bir yerde hata yaptığımı düşünüyorum, ifade tuhaf gelecek belki ama seni şeyleştirdiğimi , neşenden faydalandığımı düşünüyorum. seni oraya koyuyorum sonra oradan alıyorum, bir şişe mantarı gibi takıp çıkarıyorum, seni hep yanımda taşıyor, ama hüzünlü olmam ya da yalnızlık çekmem gerektiğinde uzaklaştırıyorum. ama sen beni böyle nesneleştirmiyorsun hiç, tabii içten içe bana acıyıp günlük iyilik haddini doldurmak için yanında bulundurmuyorsan eğer, bir izci başarı kurdelesi filan gibi."

    eh, bir cortazar metni işte, ustalıkla örülmüş bir kelime ve metafor dünyası.

    not: bazı mecralarda yazıldığının aksine ana teması vampirlik olmayan, vampirliğin leziz biçimde sunulan gizil bir fantastik öğe olarak bu öğenin romanda yer aldığını belirtelim. ana teması -eğer varsa - seksek'in yapısından pek farklı değildir.
  2. bir muazzam roman daha tekrar basılmıştır.

    ben can yayınları tüm cortazar kitaplarını tek elden basacak diye zannediyordum ama istihbaratım can öz beni kandırmış olabilir.

    cortazar okumayan bir insan kader kurbanıdır, gerçekten de bir okurun başından geçecek en trajik kaza cortazar okumamak olabilir.

    yeni baskı everest yayınlarından.