1. turkiye'nin ait oldugu yere tam entegrasyonunu saglayacak sekilde sonuclanacak olan 25inci donem miletvekili secimleridir.
    bu secim vesilesiyle avrupa birligi ve demokrasi gibi hedeflerden vazgecildiginin acik acik ilani icin gereken motivasyonun saglanmasinin yani sira, halen bu ulkeye, bu halka, gelecege karsi umut besleme naifligini surduren insanlarin depresyon asamasini atlatip yenilgiyi kabullenmeleri kolaylasacaktir.
  2. üçüncü kez sandık görevi yapacağım seçimlerdir. olacağı yok ama insan bazen bir şey umut ediyor ve evde beklemek istemiyor. seçim günleri benim için tam olarak böyle günler olduğu için, sandık başında durmak daha iyi geliyor. yaşasın gelişmiş ülkelerde demokrasi(!)
  3. uluslararası af örgütü, seçimlere katılacak parti ve liderlerine hitaben bir kampanya başlattı: insan hakları için #bizimlemisin?
    kampanya adresinden de bilgi edinebileceğiniz gibi:

    "türkiye'nin uluslararası insan hakları sözleşmelerine dayalı sorumluluklarının yerine getirildiği ve insan hakları ihlallerinin yaşanmadığı bir türkiye için, genel seçimler’den sonra tüm siyasi parti ve milletvekillerini tbmm’de etkin çalışma yürütmeye çağırıyoruz.

    insan haklarının güvence altına alındığı bir türkiye için muhataplardan taahhütlerini açıklamalarını, gündemlerine alarak programlarında belirtmelerini ve seçimlerden sonra da bunları hayata geçirmelerini talep ediyoruz.

    sen de imza vererek insan hakları için bizimle olduğunu göster!" diyorlar

    bizimlemisin
  4. kime oy verilirse verilsin. ama oy verilsin. seçim günü bizim finallerin son gününden bir gün sonra. etrafımda hem seçmen kaydını buraya almaya üşenmiş hem de bir oy için ne gideceğim memlekete diyenleri görüyorum. siz öyle olmayın.

    ayrıca hoşunuza gitsin veya gitmesin, oy vermeyen insan memleketin gidişatı ve onu yönetenleri eleştirme hakkına sahip değildir.*
  5. kedi kazanır.*
    mutlu
  6. muhalif partilerden yola çıkarsak, chp kemalist, mhp türkçü, hdp de kürtçü gibi birer kelimelerle özetlemenin getirmiş olduğu fikirlerle yola çıkılırsa hiçbir zaman istediğimiz dengeye ulaşamayacağımızı görmemiz lazım. maalesef takım tutmaktan öte değerlendirmemiz gerekiyor. şu da var bu zamana kadar parti başkanları da bu anlayışın dışına çıkamamışlardı.
    ama bu seçim öncesi görüyoruz ki, artık onlar da sonunda bazı şeylerin farkına varmış. chp eskisi gibi beyaz türk, elitist tavrını bir kenara koyup, daha tabana inip öncelikli sosya-ekonomik konuları ön plana aldı. mhp yine kendi tutumundan çok feragat etmese de, seçim bildirgesini türkçülük günü açıklaması gibi ama bakıyoruz cemevlerinden bahseder oldu. hdp ise tabiri caizse tüm tabuları kenara koyup, güle oynaya açıkladı.diyanet işleri bakanlığın kaldırılması, asgari ücret, lgbt gibi azınlık hakları gibi çoğu partinin bahsedemeyeceği konuları ele aldı.
    sonuç ne olur bilinmez ama en çekişmeli seçim dönemine giriyoruz. iktidar partisi de bunun farkında ki, telaşları her hallerinden belli oluyor. şimdi artık iş seçmene yani bizlere kalıyor. dediğim gibi dar kalıplar içinde değerlendirmeyi bırakıp, daha iyi analiz yapıp oy verelim. boyun eğmenin ötesinde, tek silahımız bu, oy ver.
  7. bazı notlar;

    kayıtlı seçmen sayısı 56.632.889 adet. 2011 seçimlerinde bu rakam 52.806.322'di ve %83,16'lık katılım sağlanmıştı. zannediyorum bu oran avrupa ortalamasının üstünde ama biz bir çok konuda bir hayli geride olduğumuzdan katılımın daha da artması gerekiyor.

    2011 seçimlerinde adalet ve kalkınma partisi 186 milyon 544 bin; cumhuriyet halk partisi 83 milyon 608 bin; milliyetçi hareket partisi 57 milyon 148 bin lira seçim yardımı aldı. bu seçimlerde artmış da olabilir. bizim oyumuzu almak için bizim vergilerimizle bizim için seçim kampanyaları düzenleniyor. çok mutluyum.

    ysk bu seçimden itibaren seçim takip sistemini partilere açacak. muazzam bir şeffaflık değil mi?

    kamerayla telefonla falan oy verme kabinine girmek yasak. oy pusulasının fotoğrafını çekip para alıyorlarmış. bazısı da işten atmakla falan tehdit ediyormuş şu partiye verip bana kanıtlamazsan diye. çok şaşırtıcı hakikaten, olmuyordur bence öyle şeyler. burası demokratik bir ülke, seçimlerimizde özgürüz. muhakkak.

    türkiye sosyalist işçi partisi (tsip) ve devrimci halk partisi (dev-parti), seçimlerde cumhuriyet halk partisi'ni destekleme kararı aldıklarını açıkladılar. büyük birlik partisi de saadet partisi ile ittifak yapacağını açıkladı.
    one
  8. halkların demokratik partisi (hdp), cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın seçim yasalarını açıkça ihlal ettiği gerekçesi ile yüksek seçim kurulu'na başvurdu. seçimin düzen içinde ve dürüstlük ilkelerine uygun olarak yapılmasının sağlanması, cumhurbaşkanlığı makamının uyarılması ve yayın ilkelerine uygun davranılmasının sağlanması içerisinde olmak, gerekli önlemlerin almasını ve sonucu hakkında hdp'nin bilgilendirilmesi taleplerini içeren başvuru metninde örnekler verilerek "açıklamalar, sayın cumhurbaşkanının yansızlık ilkesine aykırı hareket ettiğini, 298 sayılı yasanın 49 ve devamı maddeleri ile seçim yasaklarına aykırı davrandığını göstermektedir. yüksek seçim kurulu'nun, seçimin düzen içinde ve dürüstlük ilkelerine uygun olarak yapılmasının sağlanması amacıyla, cumhurbaşkanlığı makamının uyarılması ve yayın ilkelerine uygun davranılmasının da sağlanması içerisinde olmak gerekli önlemleri almasını ve sonucu hakkında partimizin bilgilendirilmesini umuyoruz" ifadeleri kullanıldı.

    sonucu söylememe gerek var mı? oybirliği ile reddedildi bu başvuru. hayır kabul etselerdi sanki yaptırım uygulayabilecekler miydi dersiniz? cumhurbaşkanına yayın yasağı hiç fena olmazdı doğrusu:)
  9. % 49, 26, 12, 9 olarak sonuçları açıklasalar, kimi nereye şikayet edeceksin de hangi sonucu alacaksın? ysk, mahkemeler, ilgili bütün merciler kontrol altında. aihm süreci vs. desen adam zaten dümeni körfez sermayesine kırmış, oraları da pek dert etmiyor. bize daha çok haziran lazım...
    mutlu