1. tahminim hillary clinton'ın seçileceği yönünde.
    abi
  2. iki rakibin bir birine diş geçirebileceğini düşündüğüm seçim. bu seçim öyle bir seçim ki iki takıma da 2.20 oran verilmiş gibi. sonucu ne olursa olsun kg var olur.
  3. ortadoğu halkları olarak her seçimde olduğu gibi bu seçimde de yine bizi yönetenleri seçme hakkımız bulunmuyor. bu durum sözde demokratik olduğunu iddia eden bu ülkemsinin en büyük ayıbıdır.
  4. bir an önce olup bitsin de şu dolar da kaldığı yerden yükselmeye devam etsin. ayiptir söylemesi bir miktar dolarım var da
  5. abd'de seçimler bildiğimizden biraz daha farklı oluyor. genel yüzdelikten ziyade electoral votes denilen bir sistem vardır. her eyaletin kendisine ait bir "oy gücü" vardır. adaylardan herhangi birisi o eyaleti kazanırsa, tüm oyların sahibi olur. mesela, oklahoma eyaletini %51-%49 bir farkla trump kazansa dahi, oklahama'nın tüm oylarına sahip olur. konu böyle olunca da partilerin az biraz çoğunluğa sahip seçmenlerinin olduğu bölgeler çok rahat kazanılıyor ve genel itibariyle sürpriz olmuyor. california, new york, illinois ve daha birçok eyalet demokratların kalesi gibi iken teksas, arizona gibi eyaletler ise cumhuriyetçilerin kalesi oluyor. zaten yıllardır yüzde 95 oranında hangi eyalette kimin çoğunluk olacağı doğanın kanunu gibi olmuş. seçimi belirleyen asıl farklar ise bu yüzde 5'lik, tarafsız kesimin çok olduğu ya da çok baş başa giden eyaletler oluyor. okuduğum kadarıyla bu seçimde kilit rol oynayacak eyaletlerin başında nevada, north carolina ve florida geliyor. hillary clinton eğer bu 3 eyaletten birisini kazanırsa seçimi de çok büyük ihtimal kazanacaktır ki florida'yı gerçekten kazanacak gibi duruyor.

    eğer fikrimin bir önemi olacaksa, ben trump'ın kazanmasını istiyorum. ilk olarak trump, politikacı değil. yalan söyleyip alttan işler döndürmeye çalışmıyor. açık ve net bir şekilde fikrini söylüyor. yıllar önce de ve şimdi de zamanında ırak'a hiç girmemeliydik, büyük hata yaptık diyor. rusya ile beraber işid'i yok edeceğini çok açık ve net bir şekilde ifade ediyor. orta doğu hakkındaki görüşlerini değiştirmiyor. amalara ve fakatlara kaçmıyor. suriye'de afganistan'da, ırak'a ve saddam'a yaptıklarımız felaketti diyor. yapar ya da yapmaz fakat adam net olarak ortadoğuda sadece işid ile ilgileneceklerini söylüyor ve bu yüzden tüm o savaş tanrıları kendisinin karşısında. clinton önderliğindeki ana akım medya tarafından ne kadar müslüman düşmanı ilan edilse de, değil. kendisi radikal islamcıların karşıtı. daha geçtiğimiz ay gerçekleşen münazarada sorulan soruya da çok iyi bir şekilde cevap verdi. islamofobi kavramının bir utanç olduğunu söyledi. orlando, world trade center ve paris olaylarına bakın. ben ülkemde bomba patlatılmasını istemiyorum diyor. soruyu soran müslüman kadına ise böyle girişimleri gördüğünüzde bizlere söylemeniz, şikayet etmeniz gerekiyor dedi. adam yaptığı her konuşmada "radikal islamcı terörizm" olgusuna damga vuruyor. queen'de oturup sabahları central park'da kuşları beseleyen müslümandan bahsetmiyor. göçmenlerle bir sıkıntısı yok, ülkeye inanılmaz derecede fazla sayıda giren kaçak göçmenlerle derdi var. bizler nasıl ülkede yer alan 2 küsür milyon suriyeliden rahatsız oluyorsak, onlar da oluyorlar. nbc'de yaptığı konuşmada, 200 bin kadar suriyeliyi ülkemize almamız isteniyor fakat biz onların daha kim olduklarını bile bilmiyoruz diyor.

    clinton medyanın kontrolünü elinde tuttuğu için üzerinden inanılmaz bir algı oyunu yapılıyor. kendisine sürekli "3. dünya savaşını çıkartacak!!!" gibi ağır gerizekalılık içeren yorumlar yapılsa da adam, benim ortadoğu'da, avrupa'da ve saçma sapan 3. dünya ülkelerinin meseleleriyle işim gücüm yok, kendi ülkemle ilgileneceğim, nato için daha da fazla yatırım yapmayacağım diyor. barış güvercini clinton ise kürtleri silahlandırmaktan, rusya'ya siber saldırı karşılığında askeri müdahale yapılması gerektiğini savunuyor.

    trump islam düşmanı ve savaş çığırtkanı, hillary clinton ise gerçekten böyle olaylara hiç girmiyor.

    ignorance is bliss arkadaşlar.

    edit: imla.
  6. aslinda 8 kasim secimin son gunu yani insanlar oy vermeye 1 hafta once basladi. 8 kasimda mesgul oldugunu belirterek onceden oy kullanabiliyorsun buna absentee voting diyorlar. yarin abd saati ile 7am - 8pm arasinda oy verme devam edecek ve 8pm de sandiklar kapanacak. oy vermeden once kayit olunuyor ama sandik basinda da kayit alinabiliyor.

    yasadiginiz eyalete gore duzenlenmis secim pusulalari mevcut. sanildiginin aksine sadece hilary ve trump yarismiyor ve sadece baskan secilmiyor ayni zamanda baskan yardimcisi, senator, bolge temsilcisi, eyalet senatoru hatta yasadiginiz yere bagli olarak birkac halk oylamasi bile olabilir secim pusulanizda.

    son olarak yarisan baskan adaylari;

    donald j. trump (republican)
    hillary clinton (democratic)
    gary johnson (libertarian)
    jill stein (green)
    darrell lane castle (constitution party)
    rocky de la fuente (reform party)
    evan mcmullin (independent)
    gloria estela la riva (party for socialism and liberation)
  7. dünyada bu denli gündem olması hem normal hem de anormal olan seçimdir. normaldir çünkü uluslararası sistemdeki en büyük hegemonun (dikkat edin, artık süper güç denilemiyor kolay kolay) yürütme organının başında olacak kişi seçilecek ve tüm dünyayı ilgilendiriyor. anormaldir çünkü realist kuramcılara göre bir devlet başkanı, arkaplanı ne olursa olsun (ideoloji mesela), her zaman dış politikada ülke menfaatini maksimize etmeye meyilli olacaktır. o nedenle abd dışında yaşayan insanlar için çok da fazla bir anlam ifade etmemektedir.

    peki abd'li seçmenler ne diyor bu işe? geçenlerde time'de yayınlanan bazı istatistikleri aktarayım.

    seçmenin en büyük kaygıları: %61 ekonomi ve iş bulma- %58 terör ve ulusal güvenlik - %38 sağlık sistemi

    bunlar ciddi konular. demek ki rahatsız bir seçmen kitlesi var ortada. fakat işin ilginci seçmenlerin sadece %15'inin seçim hakkında heyecanlı olduklarından bahsedilmiş. demek ki ya sandığa ya da adaylara güvenmiyorlar. dünyaya demokrasi pazarlayan ülkede seçim öncesi heyecan duyanların böyle az olması cidden ilginç.
  8. trump'ın seçilmemesi durumunda amerika'nın yeni bir iç savaşla yüz yüze gelme olasılığını oldukça yüksek görüyorum. özellikle seçimlerden önce tekrar tekrar seçimlere hile karıştırılabileceğinden endişelendiğini dile getirmesi bunun önemli bir göstergesi. henüz seçim sürerken bile trump'ın bu iddiayı tekrar dile getirmesi beni trump'ın asıl amacının seçimi kazanmak olmadığını düşünmeye sevk ediyor. ku klux klan ve benzeri hareketler için yabancı düşmanlığı, toplumsal ayrışma ve yükselen işsizlik oldukça besleyici bir zemindir. aslında biz nesil olarak oldukça şanslı bir nesiliz. görünen o ki dünyanın değişim süreçlerinden birine denk geldik. pek çok değişime ve tarihi olaya şahitlik edebileceğiz. tarih gösteriyor ki her dönemin süper gücü, gücünün sınırlarına ulaştıktan sonra parçalanıyor. sanırım abd'de böyle bir sürecin eşiğinde.
  9. düşüncem bir anlam ifade edecek olsa kesinlikle trump'ı desteklerdim. abd'nin dış dünyaya ve özellikle de orta doğu'ya bu kadar yönelmesinin doğru olmadığını, askeri yatırımların bu kadarının gereksizliğini vurguluyor trump.

    clinton ise kürtleri silahlandırıp bölgedeki çatışmalara abd askerinin sokulmayacağını, orta doğu coğrafyasının bölünmesi gerektiğini, rusya ile kutuplaşmanın yanlış olmadığını vurguluyor. abd'nin emperyalist politikalara devam edeceğini açık açık söylemlerinde okuyabiliyoruz. ha trump gelse büyük değişiklikler yaşanır mı derseniz net cevap vermem mümkün olmaz asla. sadece şahıslarla ilerleyen politikalar üretmiyor bu tip ülkeler sonuçta. ancak "demokrat" clinton geldiğinde emperyalist politikaların ve bu bölgedeki akan kanların artarak devam edeceğini ön görmek için de müneccim olmaya gerek yok.

    son bir ayrıntı olarak fethullahçıların da ciddi şekilde clinton'ı desteklediğini, yüksek meblağlar bağışladığını biliyoruz ve seçilmesi halinde fethullah gülen'in iade edilmeyeceğini de net bir şekilde görüyoruz. abd düzeninin çocuğu fetö ve düzenin devamlılığının teminatı clinton, yakışırlar birbirlerine.

    ek not: bu yazdıklarımdan tabii trump seçilirse her şey dünya için mükemmel olacak, abd kendi sınırlarına dönüp izole bir devlet olacak anlamı çıkmasın. sadece ehven-i şer olarak trump dedim. geçmişte cumhuriyetçi adayların eylemleriyle söylemlerinin ters düştüğünü, çeşitli sermaye gruplarının baskılarının başkanların seçim vaatlerini bir kenara ittiğini, cia'nin çalışma metotlarının ve planlarının masaya geldiğinde ne gibi büyük etkiler yarattığını ve emperyalist bakış açısının abd için dış politikada ne kadar vazgeçilmez olduğunu gördük. gelecek belirsiz dünya için. sadece clinton ne düşündüğü gayet belli bir insan ve dış politikada kan dökmeye devam edeceği aşikar. bu yüzden rusya, türkiye, çin gibi ülkelerde trump'ın kazanmasının istenmesi de şaşırtıcı değil.
    ae