• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
Yazar john fowles
abanoz kule - john fowles
içinde sürekli değişen anlamlar ve yankılı imgeler barındıran bu kitap, tekrar tekrar okuyup, her okuyuşta hem elinizdeki yapıtı hem de genel olarak kurmaca sanatını daha iyi kavramanızı sağlayacak ustalıklı bir çağdaş yazın örneği.

bir kısa roman, bir anlatının çevirisi ve üç öyküden oluşan abanoz kule, fowles’un doğa ve insan, yaşamla sanat ilişkisine adeta ressam gözüyle bakışının örnekleriyle dolu. iki genç kadının eşliğinde fransız taşrasına çekilip kendini dünyadan yalıtmış yaşlı bir ressam, son yapıtının elyazması yok olmuş başarılı bir yazar, ortaçağda geçen bir aşk öyküsü, kaybolan bir adam ve güneşli bir pazar günü ailece yapılan bir piknik. fowles’un imgelerle yüklü betimlemeleri, esrarengiz olay örgüleri ve gizemli karakterleri, bu öykülerin ortak noktaları.

abanoz kule adlı kısa romanda, büyücü’nün bazı temaları yankılanır. genç bir ressam, iki genç kadınla birlikte taşradaki malikânesinde, aslında bir nevi cennet bahçesi’nde yaşayan büyük ingiliz ressam henry breasley ile görüşmek üzere fransa’ya gider. diyaloglar ve betimlemeler, düşünce yönünden zengindir: sanatı ve yaşamı sahici ve değerli kılan nedir? etik ne anlama gelir ya da hangi noktalarda anlamdan yoksundur? güzellik ve estetik deneyim gerçekten ender midir ve onlara erişmek için harcanan onca emeğe değer mi? sanat akımlarını, anlam ve değeri, kimlikle kişiliği, kabul görenle aykırıyı, kadınla erkeği, yaşamla ölümü yüzleştirerek topluma ve bize ayna tutan fowles, seçimlerimizin arkasında yatan “asıl biz”i kışkırtmaya devam ediyor.

abanoz kule’nin sanatı, tarihi ve nesiller arası uzlaşmazlıkları sorgulayarak yeni bir bakış açısı vaat ettiği söylenebilir. ancak bu vaadi gerçekleştirecek olan okurdur. çünkü fowles her zaman olduğu gibi bu kitabında da karakterlerine “seçme özgürlüğü” tanıyarak okuru kendi bakışını oluşturma ayrıcalığına davet ediyor. bu ayrıcalıktan yararlanabilmek için arkanıza yaslanın, derin bir soluk alın, yakalayacağınız her bir ayrıntıyla başka bir yöne çekilmeye hazır olun. sanatla doğanın, gerçekle yanılsamanın, orijinalle taklidin birbirine geçtiği, anlamların ansızın yer değiştirmesinin yarattığı gerilimin tadını çıkarın.

“kitabı zaman zaman hummanın sınırlarında gezinen bir takdirle okudum… fowles, yapıtları ancak yaşadığı çağdan daha sonraki bir çağda adilane değerlendirilebilecek yazarlardan biri.” new statesman – peter prince
  1. john fowles'ın bir uzun öykü (bence kısa bir roman değil) ve dört farklı öyküden oluşan romanıdır.

    1. the ebony tower (abonoz kule) - uzun bir öyküdür. kısa bir roman şeklinde yazıldığını düşünmediğim, olay akışına göre öykü olarak belirtmenin çok daha yerinde olacağına inandığım öyküdür. küçük bir "the magus" olarak değerlendirilebilir. içerisinde barındırdığı mistik karakterler, sanat tarihi, yaşlı ve bilgili adam, iki ilham perisi gibi the magus ile çok fazla ortak ögeye sahiptir. bu öyküde sadakat ve inanç duyguları başta olmak üzere kendinizi ve bakış açınızı sorguluyorsunuz.

    konusu: hayatını sorgulayan, arayış içinde bulan ve bir ressam olan david, çok ünlü bir ressam olan henry breasley'in inzivaya çekildiği fransa'da bulunan evine gider. henry bu evde iki sanat öğrencisi kadınla birlikte yaşamaktadır. duvarlardaki sanat eserleri, ortamın sanat kokusu ve mistisizm ile david kendini kendiyle ilgili sorulara cevap ararken bulur.

    2. eliduc: aslında fowles'ın kendine ait bir öykü değil. nasıl bizde de anonim olarak giden ve tekrar tekrar kaleme alınan hikayeler varsa eliduc'da böyle bir öykü.

    konusu: ortaçağ öyküsü ve bir şövalyenin maceralarını anlatıyor. şövalyenin savaş sırasında gittiği yerde aşk olduğu, prensesi sadakat ile bağlı olduğu eşi için geri dönüşünü ve mutsuzluğunu, prenses için yaptıklarını anlatıyor.

    3. poor koko (zavallı koko): burada kahramanımız bir yazar (tipik fowles karakteri). biraz dostoyevski tarzı sorgulama ve konuşmalarla bezeli. a maggot romanına da bu açıdan selam çakıyor.

    konusu: kahramanımız, kitabını bitirebilmek için dağ başında bir evde inzivaya çekiliyor. eve bir hırsız giriyor. ancak giren bu hırsız bir şeyler çalmaktan çok yazarla sohbet ediyor. sonrasında sohbetin içeriğinin ve düşüncelerin derinliğinden çekinen hırsız, yazılan herşeyi yakar ve öyle gider.

    4. the engima (muamma): bir gerilim ve polisiye öyküsüdür. fowles bir gerilim ve polisiye roman olan (bkz: a maggot - john fowles) romanında da kendisine hayran bırakmış ve postmodern gizemi göstermiştir.

    konusu: zengin bir adamın ortadan kaybolma hikayesidir.

    5. cloud (bulut): abanoz kule'den sonra en beğendiğim öyküsü bu olabilir. fowles bu sefer intihar düşkünü ve sorunlu her şeyi sorgulayan bir karakterle kitapta boy göstermektedir.

    konusu: bir aile pikniğe giderler, onların piknik günü anlatılsa da arka plan sorgulamalar ve yüzleşmelerle doludur.