1. yok aman da ben senin sacinin teline gurbaan olurum, yeter ki senin gozunden yas gelmesin ölürüm.... vs demeclerle aşkı gubidik şiir seviyesine indirip, bugun 20 yasindaki kizlarimizin, dunyaninen romantik ilskisine sahip oldugunu, birbirleri icin oleceklerini zannetmelerine falan yol acan durum. ayrilirsam ölürüm kafasi varbi de. bunalimdayim, depresyondayim sevgilim beni terketti kesicaam kendimi diyen bi nesil yetistirdik. yaziklar olsun bize.
  2. genellikle sonu hüsran ile biten aşklardır. her şeyi anında tüketip sonunda da hiçliğe sürüklenmektir. ama tüketim toplumuyuz ya hani, bunu da tüketmeliyim ben, bunu da! modundayız. çok yazık.

    her şeyin dozunda yaşanması gerektiğini düşünüyorum. içinde barındırdığın duygunun dozunu ayarlayamazsın fakat bunu karşı tarafa iletirken nasıl ve ne şekilde yansıtacağının ayarını yapabilirsin. sosyal medyada görüyoruz işte ilişkisi var yayını ile başlıyor bu mevzu, şuraya da gittik checkini, beyle de aşk pozu verdik fotoğrafı, aşk böceğigillerden eklem bacaklım ile devam eden durum güncellemeleri gibi gibi gibi. sanki birilerine nispet olsun diye boy boy aşk manzaraları kasıyorlar orada burada. bak yap demiyorum, yapacaksın tabii ki ama "dozunda". do-zun-da.

    sevmek, sevildiğini bilmek, bunu yaşamak ve bunu sevdiğinle paylaşmak kadar güzel bir şey yoktur herhalde. ama neden üçyüz beşyüz boyutlu bir şekil şukula giriyoruz anlamıyorum ben. bunu yapma güzel kardeşim. dışarıdan çok kötü bir izlenim yaratıyorsun. kendi aranızda da yapmayın bunu. bak gene yazıyorum "dozunda" yaşayın. biliyorum sen anlamayacaksın beni ama vaziyet aşk böceğinden, bok böceğime dönüştüğünde anlayacaksın işte.
  3. aşkın kendisi zaten biraz abartıdır. doğu insanı böyle işte her şeyi biraz uçta yaşıyor ve bundan fazlasıyla zevk alıyoruz.
  4. uzakta yaşanıyorsa, canlı tutmak adına. abartılır.
  5. "biz arzulanana değil arzulamanın kendisine âşığızdır." -nietzsche

    aslında bu zaten normal aşklarda da böyledir; fakat insan, içinde hissettiği boşluktan ne kadar fazla kaçmak istiyorsa, duyguları ne kadar sahteyse o kadar abartarak yaşamaya çalışır; hislerini takıntı haline getirebilir veya hissetmediği sözler sarf edebilir.

    sadece aşk da değil, herhangi bir duygusunu fazla coşkuyla sahiplenmiş biri görürseniz bilin ki o kişinin hayatında bir şeyler "hiçlik" boyutunda eksiktir ve onun açığını tüm dengesizliğiyle kapatmayı deniyordur. hobi, ideoloji, sosyalleşme veya başka uzun soluklu uğraşlara kendini tüketircesine kapıldığını göreceksiniz.
  6. aşk, kendi içinde yeterince abartılı değil midir ? insanı büyüleyen, görkem sandığı bu ihtişam ilüzyonu değil midir ? dolandığı ağaçları kurutan, onlarla büyüyen "ışk" olmasın aşk'ın cevheri ? aşk, sakın ha sakın, başta sarılıp sarmalamak, ama en nihayetinde maşuğu sarmaşık gibi kurutmak olmasın ?
  7. insanların duygularını yaşayışlarına karışılmasından hiç hoşlanmıyorum. isterse saçının telini sakınır -ki nasıl sakınılmasın...- isterse başka bir şey... böyle şeyler iki insanın arasındadır, tercihler de onlara aittir. aşk ya ne güzel işte, bulmuşlar abartsınlar zaten. ben de bulsam ben de abartırdım...