1. abdocan. gezide kaybettiğimiz canlardan. katili ahmet kuş bugün 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı, hepsi bu ... mu?
    mesut
  2. "bornovada yurtta kalıyordum. haziranın 3'ü. canımiçinin doğum günüydü. armutluda insanların direndiğini biliyordum. bir yandan twitterda takip ediyordum, içim içimi yiyor. yangın merdivenine gidip geri geliyorum. parmaklarımı bitiriyorum. abdocan'ın haberi geldi, canımiçini aradım. armutludayım dedi. köpek gibi saldırıyorlar burası fena dedi. dikkat et dedim birini vurmuşlar. haberim yok dedi ama biz iyiyiz. canımiçi şanslıydı o gece evine dönebildi. şanstan söz etmek ne kadar utanç verici bu an. 3 haziranda doğum günü mü kutlanır diye takılmadım bu sefer. her sene nazım'ın ölüm yıldönümü olduğu için bunun geyiğini yaparım ona. artık sadece nazım değil abdocan'da vardı.
    zafer abi gözyaşlarını hiç dindiremeyecek. çünkü biri çıkıp kardeşini bu hayattan kopardı. umurunda olmadı. abdocan o gece son nefesinde abisinin hayatını da yanında götürdü. çünkü en çok abiler anlar kardeşleri. en çok onu acıtır. abi olmaktır ya bu, fıstık bıyıklarıyla abi çekip bir sonraki ihaleyi düşünenleri acıtacak değil ya? hep söylüyorum! ayak takımı görüyorlar bizi, yok sayıyorlar! varız biz varız! inadına yaşayacağız! içimi buran, baskılayan gözyaşlarıma inat varız. bu da benim abdocan'a borcum olsun." 2015 yılında yazmıştım bu cümleleri.

    abdocanımın ağabeyi zafer'in şu mektubunu okumuştum. duramadım. yazmasam o an hırsımdan ölebilirdim.

    "saat kaç bugün günlerden ne bilmiyorum, dün ilk yağmur yağdı topraga, aklımda binlerce soru,arkamda onlarca çakal,umurumda değil, şunu düşünüyorum ben, sen koca yurekli küçük kardeşim, o karanlık nemli ve şimdi ıslanmış topragin altında rahat değilsin biliyorum,sen dünyalara sığmazken seni o daracık küçücük mezara koydular,sen koca yürekli dev adam, herşeyi nasılda anlamsızlaştırdın bir anda, herşey ne kadar gri, herşey ne kadar kirli, hüzün gözyaşı,geçmeyen saatler, tükenmesi için beklenen hayat, karanlık kuytu bir köşe ve dönen dünya, düşünüyorum da ben nasıl yaşarım bu hayatı,ben nefes almakta zorlanırken, bir şeyler karalıyorum işte anlamsızca, yürüyen bir ruhum sanki,aynaya bakarken ben sen bana abi diyorsun ama ne seni nede kendimi görebiliyorum, boğazım ağırıyor çoğu zaman ağlamayı durdurmaya çalıştığım için heralde, hal bu ki hıçkıra hıçkıra ağlayasım var ama biliyorum abi sana yakışmaz dersin, o zaman varsın boğazım ağırsın sadece, ama gözyaşlarına çare bulamadım sen gibi onlar zaptedemiyorum kaçıyorlar gözlerimden fütursuzca, bir kendi yatağıma yatıyorum bir senin ve bazen bekliyorum "abi gene yerime yatmışsın ben başka yerde uyuyamam ki" demeni, ne kadar zor biliyor musun sensiz olmak, kızıyorum sana bazen kendimi düşündüşümden değil anneme kahroluyorum bilmiyorsun sen nasıl ağladığını nasıl üzüldüğünü, hala pencere kenerinda seni bekliyor, evdeki duvarlar bile gidişine üzüldü karardılar sanki gece konuşuyorum bazen onlarla kızdığımda da yumrukluyorum ama hiç ses etmiyorlar, gidişin ağır oldu bu ev için,yerlerde hala gözyaşları kurumayı bekliyor ama olmuyor işte kuruyamadılar, kurumasınlar da zaten, sen koca yurekli dev adam biliyorum rahat değilsin mezarında biz de rahat değiliz bil istedim.
    zafer cömert