• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (5.00)
acı çikolata - laura esquivel
yemek pişirerek, yemek yiyerek, yemekler aracılığıyla aşk ilanı, tinsel ve tensel iletişim gerçekleşebilir mi? laura esquivel, "acı çikolata" ile, içinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları bulunan bu romanla bu iletişimin gerçekleşebileceğini kanıtlıyor. yüzyıl başlarında meksika'da devrim, eski kolonyal toplumun son kalıntılarını temizlerken, aile geleneğine göre evlenmesi olanaksız, ama buna karşın pedro'ya delicesine tutkun tita, yemek yapmayı aşkının iletişim aracına dönüştürüyor. laura esquivel bu olanaksız aşkı yemek ve kocakarı ilaçları tanımlarıyla dile getiriyor ve sarsıcı, büyüleyici bir dille bu aşkın ezgisini yaratıyor; yarım kilo soğan, iki baş sarmısak, bir tutam fesleğen, romanın her satırından fışkıran yakıcı aşkın simgesine dönüşüyor. yazarın ironik, neşeli ve yumuşak bir dili var; yaşam sevgisi ve tensel aşk bu dil içinde büyülü gerçekliğe bağlanıyor. hiçbir kadın yazar, kadın dünyasını bu düzeyde dile getiremedi. kısa zamanda on beş dile çevrilen ve yazarın senaryosuyla sinemaya aktarılan, filmi ülkemizde de büyük ilgiyle karşılanan "acı çikolata", başta meksika ve abd olmak üzere yayımlandığı her ülkede satış rekorları kırdı. bir kez okumakla yetinemeyeceğiniz bir roman.
  1. acılı hayatların yemekle harmanlandığı, meksika devrimi sirasindaki olaylari ve aşkın sınırlarını anlatan leziz roman
  2. meksika edebiyatı ve anlatıları üzerine fikir edinmek adına okunabilecek bir roman. öyle çok sarsıcı, unutulmaz bir öykü bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. çok beklentiniz olmadan okuyabilirseniz kısa sürede bitecek çok övülesi olmayan bir anlatı.
  3. aralara serpilmiş yemek tarifleriyle oldukça leziz bir kitap. filminin senaryo yazarı ise bizatihi romanın yazarıyla aynı kişi olsa da, kitaba göre oldukça amatör kalmıştır. kitabı çok başarılı olduğu için filmini de yapalım demişler ve biraz aceleye getirmişler. kitabını okurken filmi çekilesi kitaplardan olduğunu düşünmüştüm ve gözümde `bir aşk ve gurur`, bir `kefaret` tarzı film canlanmıştı.

    !---- spoiler ----!

    töre denilen olayın sadece bize özgü değil dünyanın öbür ucunda da olsa benzer özellikler taşıdığını göstermiştir ve yine `hatunların efendi adam yerine piç tercihi` nin ülkemize mahsus değil dünyanın her yerinde geçerli olduğunu tita karakterinin pedro yavşağını tercihinde görüyoruz. doktorun fosfor üzerine yaptığı açıklamalar ise oldukça ilgi çekiciydi.

    !---- spoiler ----!
  4. meksika edebiyatına ait okuduğum ilk kitaptı. genel güney amerika edebiyatı gibi bunu da sevdim açıkçası umarım bir kitaptan yola çıkarak meksika edebiyatı genellemem çok abes değildir ve sonraki kitaplar hayal kırıklığı yaşatmaz.

    kitaba gelirsem; çok büyük beklentiyle okunmaması gerektiğini düşünenelerdenim. ancak yemekler gibi anlatımın da lezzetli olduğu kesin.* kitaptan aldığım tat çok yoğundu ama açıkçası muhteşem falan gibi bir yorum yapamam.

    töreyle şekillenen hayatlar, ezilen, hor görülen kadınlar ve buna rağmen yaşanan aşklar... konusu "evet dünyada da bunlar varmış" bakış açısı için anlamlıydı diye düşünüyorum.

    anlatımı dediğim gibi çok güzeldi. gerçek dışı öğeler de az veya çok değil, olması gerektiği kadar geldi bana, bir iki yerde marqueze benzetilip "büyülü gerçekçilik" tanımı kullanıldığını okudum ancak buna katılmıyorum, olsa olsa gerçek dışı olarak kabul edebilirim bunları.

    gerçek dışı haricinde anlamsız ve saçma bulduğum yerler de vardı
    **gertrudis'in kaçışı, nedense nasılsa general olması gibi gibi gibi...

    bir de olay akışında önemli olan bazı noktalar aslında çok basit geçiliyor, birinin ölmesi gibi. tek cümleyle karakter ölümü mü anlatılır dedim ama anlatılıyormuş, çok da abes durmuyor gidişata bakılınca.

    neyse özetleyeyim; lezzetli bir kitap ancak dediğim gibi çok büyük beklentiye de girmemek gerekli.