1. acı ve üzüntüler bazen gitmeyecek sandığımız misafirler gibidir.

    düşünüyorum en kötü günüm, en acı hatıram neydi? bir olay aklıma geliyor, tam buldum diyecekken “yok o olay sonradan düzeldi” deyip yenisini aramaya başlıyorum bir başka olaya işte bu diyecekken “o aslında zannettiğim kadar kötü değilmiş sonradan fark ettim” deyip aramaya devam ediyorum.
    karar veremiyorum" en kötü günüm hangisi" diye.
    ne o bir daha düzelmez dediğim olaylar eskisi gibi acı veriyor, ne de çok kötü zannettiklerim göründüğü kadar kötü.

    insanoğlu geçmez denilen, alışılmaz denilen her şeye alışıyor. aslında yaşanılan her acı yüreğimizde misafir.

    ne günler atlatılıyor yıllar içinde. her yeni gün bambaşka üzüntüler getiriyor önümüze, tıpkı bambaşka mutluluklar getirdiği gibi.

    bir sonu varken hayatın, nasıl sonu olmasın yaşanan acıların? acı, yaşadığımız mutlu anlara bir uğrayıp gitmekten başka ne yapıyor ki? varsın hayat onu da eksik etmesin yüreğimizden.

    nasıl olsa zaman alıp götürecek. üstadın dediği gibi, sen “ karıştır çayını zaman erisin, köpük köpük duman duman erisin” zamanın eriyip giderken alıp götüreceklerine, üzülmeye değer mi?