1. adile özcan ince (17 haziran 1930 - 11 aralık 1987) sinema ve tiyatro oyuncusu

    tiyatrocu bir aileden gelen adile naşit'in babası komedyen komik-i şehir naşit, annesi de türkiye ermenisi tiyatro oyuncusu amelya hanım'dır. ağabeyi selim naşit ve 1950'de evlendiği eşi ziya keskiner de tiyatro sanatçısıdır. adile naşit eşi ziya keskiner'in temmuz 1982'deki ölümünden sonra 16 eylül 1983 tarihinde cemal ince ile gizlice evlendi. sinema dünyasında, rıfat ilgaz'ın ünlü eseri hababam sınıfı'ndan uyarlanan filmlerdeki müstahdem hafize ana rolü ile olduğu kadar, münir özkul ile karşılıklı oynadığı filmlerdeki "anne" rolleriyle de ünlenen adile naşit 11 aralık 1987'de doğduğu şehir olan istanbul'da 57 yaşındayken bağırsak kanseri sonucu yaşamını yitirmiştir.

    oyunlarında ve sinema filmlerindeki anne tiplemesi, kendine has üslûbu ve kahkahası onu türk sinemasının unutulmaz isimleri arasına yerleştirmiştir. adile naşit canlandırdığı anne karakterleri nedeniyle 1985 yılında yılın annesi seçilmiştir.
  2. unutulmaz bir oyuncu. yeni nesil oyunculardan çok öykünenler var adile naşit'e. fena da değiller bazıları. ama ondaki olağanüstü samimiyet bence kimsede yok.
  3. mnb
  4. çocukken ablamın doğduğu günden bir gün önce öldüğünü duyduğumda epey şaşırmıştım. nasıl oldü ya? gülüyor hala televizyonda işte*
  5. tabi ki mümkün değil ama kendimi çok benzetirim yahu... en çok da sandalyeye/koltuğa oturunca yere değmeyen ayaklarımızı *

    nurlar için de uyusun annemiz.. herkesin annesiydi o, masal anlatan ninesi. ne kadar yüce gönüllü bir insan ki çocuğunu kaybetmenin acısını bütün çocuklara sarılarak bastırmış içinde.

    gülüşü, ağlaması, atışması.. her şeyi ile ne güzel bir kadındı o..
  6. ''bizim aile'' filminin çekimlerindeydik, halit akçatepe ile münir özkul ,aralarında konuşup gülüşüyorlardı.tarık akan da, oturmuş bir köşeye dalıp dalıp gidiyordu.yanına gittim, çok samimi değildik, çorba içme saatiydi, çorba içtik. hayırdır dedim, zor da olsa anlatmaya başladı ;
    " mühendislik fakültesindeyken,okula yakın bir yerde bir matbaacı arkadaşım vardı.cebinden kitaplar basar,insanlar okusun diye uğraşırdı.bugün gelirken ona rastladım. işleri bozulmuş, kapatmak zorunda kalacakmış dükkanı.." dedi.
    çekimler iyi gidiyordu,ve münir' in yanına gittim.durumu anlattım.yevmiye usulü çalışıyorduk,ne yapacağımızı da çok bilemediğimizden, bekledik.belki elimizden birşey gelirdi.
    münir, bunu epey dert edindi.hani o can alıcı sahne var ya,münir'in o güzel tiradı.
    hani saim bey' in kapısından içeri girer, ' sen değil,ben büyüğüm ben..' diye noktalar..
    işte o sahnede,herkesin eli ayağı buz kesti.yarım saat bir sessizlik oldu.
    gün bitti, yevmiyeler dağıtıldı.
    o gün ne olduysa,hepimiz 3' er yevmiye aldık.
    münir 10 yevmiye almıştı.
    herkes aldıklarını bir araya getirdi,topladık, tarık akan' a uzattık. kabul etmedi. zorla kabul ettirdik.beraber gidip matbaadaki işler düzelene kadar,her gün biraz daha destek olduk..
    ve bugün,tarık' ın vesilesi ile o matbaa hâlen çalışıyor. ve geçtiğimiz gün, 20 bin adet kitap basıp, tüm ülkedeki okul kütüphanelerine yolladı.
    kitap mı ?
    " nutuk.. "
    adile naşit
    21.06.1985
    can aslan ile söyleşisinden.

    ayrıca kendisinin şöyle bir röportajı daha vardır ki çok içten.
    http://www.hurriyet.com.tr/kimsenin-bilmedigi-yonleriyle-adile-nasit-roportaj-40004154