1. http://imgur.com/a/XPhlv

    yukarıdaki koreografide ortada bulunan, şapkası ve insanlığıyla zamanında adından sıkça söz ettirmiş, (bkz: göztepe sk) 'yi teknik direktörü olarak 1968-69 sezonunda fuar şehirleri kupası'nda (şimdiki uefa avrupa ligi) yarı final, 1969-70 sezonunda kupa galipleri kupası'nda (1999'a kadar böyleydi adı, sonra uefa kupası ile birleştirildi) çeyrek final oynatmış, kulübün müzesine 2 türkiye kupası ve 1 cumhurbaşkanlığı kupası kazandırmış, 1991 yılında antalya'da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş centilmen, beyefendi spor adamı.

    hayatı o kadar garip, güzel ve ilham vericidir ki; isterim ki her futbol tutkunu adnan süvari'yi tanısın. anekdotlarla gideyim, yoksa sıkıcılaşmaya başlayacağımdan korkuyorum.

    - tekstil mühendisliği okuyan süvari, türkiye'de mühendislik yapmayacağını kafasına koymuş. zaten göztepe'de 10 yılı aşkın bir süre futbolcu olarak altyapıda ve a takımda oynamış. londra'da açılan bir antrenörlük kursuna katılmış. sonrasında ülkeye geri döndüğünde, karşıyaka'da ilk teknik direktörülük görevini almış. karşıyaka, 1,5 sezon takımı çalıştırmasının ardından, kendisini kovarak süvari'nin değerini nasıl gördüğünü göstermiştir bence. gerçi kendisi karşıyaka günlerini ölümüne kadar iyi anmış, "karşıyaka'da bu işe başlamasam göztepe'yi bu hale getiremezdik hep beraber" demiştir. süvari, karşıyaka'dayken (bkz: ogün altıparmak) 'ı keşfeden ve fenerbahçe'nin kendisi ile ilgilenmesini sağlayan adamdır bu arada.

    - göztepe'deki ilk yılında teknik direktör yardımcılığı yapmış. bir sonraki sezon (1961-62) ile birlikte teknik direktörlük görevine getirilmiş. ağabeyi sebahattin süvari de bir sezon sonra göztepe başkanı olacaktı. zaten abi kardeş hayatlarının hemen hemen tümünde beraberlerdi.

    - göztepe, süvari takımın başına geçtikten sonra deli gibi ivmelendi. 1959-60 sezonunda ilk kez -şimdiki adı süper lig olan- 1. lig'e çıkan göztepe, yaklaşık 20 sezon boyunca bu ligte kalacak ve avrupaya, geçmişinde ve şu ana kadarki geleceğinde olmadığı kadar çok gidecekti. süvari'nin mottosu "belirli bir sistemle futbolu robotlaştırmak doğru değildir. futbol bugün basketbol gibidir. üç unsur büyük rol oynar: çabuk top oynama, boş saha oyunu ve deplasman"dı. yıllar sonra "kolektif futbol" diyerek başımızın etini yiyecek olan hollanda ve diğer büyük ülkelerle aynı zamanlarda adnan süvari bunu düşünmüştür.

    - ülkedeki bütün futbol takımları arasında 4-3-3 sistemini ilk benimseyen süvari'nin göztepe'si olacaktı. (bkz: halit kıvanç) 'ın "futbol! bir aşk..." kitabında da yazdığı gibi, o dönem bütün ofansif takımlar 2-3-5 sistemiyle oynuyordu; ilerideki 5'linin kenarları hem geri hem ileri gidip geliyordu. böylece sistem oyun içinde yer yer 4-3-3 oluyordu ama maç boyu bu sistemle sahada yer alan ilk türk takımı göztepe olacaktı. bu 4-3-3'ün en kritik bölgesi olan orta 3'lü ise, süvari'nin en etkin kulandığı bölgeydi. (bkz: nevzat güzelırmak) ve (bkz: gürsel aksel) *'in orta sahadaki baskın oyunlarına, ilerideki (bkz: fevzi zemzem) *'in güçlü fiziği ve sert şutları da eklenince, sistem tıkır tıkır işlemeye başlayacaktı.

    - fuar şehirleri ve kupa galipleri kupası'ndaki zaferlerden önce, 1966-67 sezonunda da fuar şehirleri kupası'nda oldukça iyiydi göztepe. süvari'nin müthiş takımı 2. tura çıkmış, karşısına da bir önceki senenin şampiyonu atletico madrid gelmişti. ilk maç ispanya'da atletico'nun 2-0'lık üstünlüğüyle bitince, izmir'deki maç öncesi tur umutları hemen hemen yok olmuştu. dönemin futbolcularından ertan öznur şöyle demiş bir röportajında: "adnan hoca bize çok güveniyordu, "2-0 yenildiğiniz rakibinizi 3-0'la yollayacaksınız buradan. yalnızca inanmanız gerek buna." demişti maçtan önce. ispanyollar da maça eşleriyle birlikte gelmiş, maç öncesi efes oteli'nde adeta balayı yaşamışlardı. maçı kazanacaklarından emindiler." ilk yarıda (bkz: halil kiraz) *'ın ağları delen penaltısıyla durum 1-0 oluyordu. ikinci yarıda kaptan gürsel uzaktan attığı şutla durumu 2-0'a getirmişti. son dakikalarda ise bir mucize olacaktı: bombacı halil sağ kanatta iki rakibini çalımlayıp ceza alanına bakıyor. içeride yalnızca feviz zemzem var, 2 rakip oyuncu onu kontrol altına almış durumda, sağında gürsel var. ona vermeyip ceza sahasına doğru ilerliyor, karşısına bir ispanyol daha çıkıyor. içinden "onu da geçemem, vurmam lazım" diyen bombacı halil çaprazdan yaklaşık 40 metreden bir füze gönderiyor ve son dakikalarda göztepe 3-0'ı buluyor. ispanyollar ise evlerine, balayından mutsuz dönerek varıyorlar.

    - adnan süvari'nin entellektüel boyutu, benim hakkında bilgi sahibi olduğum hiçbir türk spor adamının erişebildiği bir seviyede değildi. lüksemburg'taki bir deplasman maçı öncesi havaalanında fransız muhabirlere fransızca, ingiliz muhabirlere ingilizce, ispanyol muhabirlere ispanyolca demeç vermişliği vardır. hatta bunu da şöyle yapmış: takımla birlikte havaalanına indiklerine muhabirleri görüyor. birkaçına "sen nerelisin?", "peki ya sen?" diye soru soruyor. ondan sonra da "ingilizce bilenler şu tarafa, fransızca bilenler bu tarafa, ispanyolca bilenler de öbür tarafa geçsin" diyor. futbolcularını hiçbir zaman azarlamamış, onlara "güvenimi boşa çıkardınız" gibi sözler söylememiş, babacan tavrıyla her birine kol kanat germiştir. zaten bunun sonucu olarak da gürsel, nevzat, halil, fevzi, (bkz: ali artuner) gibi yıldızlar göztepe'de uzun yıllar kalmıştır. üç büyüklerin her yıl bu 5 oyuncudan en az birine teklif götürdüğü bilinen bir gerçektir.

    - bombacı halil kendisi hakkında şunları söylemiştir: "adnan hocayla aynı mahallede büyüdük. o, mahalledeki abimizdi, hocamızken de bu durum değişmedi. bize ingilizce dersleri verirdi, adab-ı muaşeret kurallarını öğretirdi”.

    - süvari 1966-68 yılları arasında milli takımı da çalıştırmıştı. temel felsefesi topu ayağında az tutan, bol pas yapan, rakibine hiçbir zaman teslim olmayıp akıllı oynayan bir takım kurmaktı. göztepe'de bunu yapıyordu zaten ama milli takımda işi daha zordu; baskı çok fazlaydı. göreve geldiği ilk zamanlarda şöyle demişti: "türkiye yıllar yılı 1-9-1 taktiğiyle müdafaa yapmıştır. bu hatalı bir yoldur. zira takımımız sahaya çıkarken rakibine mahkum olmakta, 'aman dört-beş gol yemeyelim' diye tiril tiril titremektedir. verilen bu taktiğin milli takımımızın şahsiyetini silip süpürdüğünü kaydetmek isterim. ben buna taraftar değilim. açık oynayacağız. 10 tane de, 20 tane de yesek yine açık oynayacağız. hakiki değerimizi anlamamız lazım." süvari'nin bileti, ne yazık ki, 1968'de polonya ile oynanan hazırlık maçındaki 8-0'lık mağlubiyet sonrası, resmen olmasa da, kesilmişti. birkaç maç sonra, aynı yıl içinde de görevine son verildi.

    - adnan süvari hiçbir zaman yıldız oyuncuları sevmedi. zaten göztepe'deki futbolcuların hepsini önceden tanıyordu. o takıma herkes "mahallenin çocukları" derdi. nevzat güzelırmak bir röportajında "izmir dışını bırak; göztepe dışına çıkmışlığım çok azdır o dönemde. yetiyordu bize kendi mahallemiz" demişti. takımda yalnızca gürsel'in biraz ön planda olmasına razıydı çünkü koca kaptan, bütün herkesle hem iyi geçiniyordu hem de takıma ağabeylik yapıyordu. milli takımda da aynı tavrını korumuştu. zamanının büyük yetenekleri can bartu, sanlı sarıalioğlu, yusuf tunaoğlu gibi oyuncuları kadroya dahi almıyordu. bu durum kendisine sık sık soruluyordu. şöyle bir röportajı vardır kendisinin: "ben bugün kolektif oyun bakımından bir takımın bütün oyuncularını aynı seviyede tutmak isterim. birlik ve beraberlik en az teknik ve taktik kadar lüzumludur."

    sanırım kendisi ile ilgili aklımda olan ve kaynağını bulabildiğim her şeyi yazabildim. doğum tarihini tam olarak bilemesem de 1926'dır. ölümü ise 6 haziran 1991.

    kaynaklar ve birkaç link:

    kaynaklar: 1, 2, 3, 4, kişisel bilgiler ve tarihler için wikipedia.

    atletico maçı efsanesi

    nevzat güzelırmak konuşuyor

    adnan süvari 1989 yılı röportajı

    adnan süvari bir maç sonrası havaalanında omuzlarda

    adnan süvari katıldığı bir davette