1. özetle; özlü söz.
    kısa cümleyle çok şey anlatmaya deniyor.

    son yıllarda özellikle sosyal medyada yazacak güzel söz olsun diye -140 karakterin de etkisiyle- aforizma arayışı arttı düşüncesindeyim. bu talebi karşılamak için de birçok yayınevi birçok yazarın kitaplarından alıntıları topladığı aforizma kitabı çıkarıyor. arz-talep sonuçta.

    aslına bakarsan günümüzde aforizma dediğimiz şey başkalarının altını çizdiği cümleler.
  2. benim kendi yarattığım var bir tane. birine bir şey hakkında söz verdiğim zaman yapmaya çalışıyorum her zaman. tutmadığım neredeyse hiç yoktur ama karşı taraf öyle şeyler yapıyor ki benim verdiğim sözü gerçekleştirmek için istediğim, gücüm kalmıyor ve bana bunu söyledikleri (neden tutamadın vs.) zaman şunu söylüyorum: " sözler sözleri fesheder. " karşı tarafın söylediği şeyler benim sözlerimi anlamsız kılıyor anlamında.
    ekleme: birde çok sevdiğim "bazen bazı şeylere sevgi yetmiyor." cümlesi var.
  3. çok şeyi az kelimeyle en doğru şekilde karşılayabilen ifadeler.
    en başarılı örneklerini franz kafka vermiştir;

    "düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılmana gerek yoktur."

    "sayısız sığınak vardır, ancak kurtuluş yolu tektir; ama kurtuluş olasılıkları yine de sığınaklar kadar çoktur."

    "önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlayamıyorum. ama gerçekte inanmıyordum ki, soruyordum sadece."

    "dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol."

    "belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. bu noktaya erişmek de gerekir. "

    "daha önce buraya hiç gelmemiştim: daha başka türlü nefes alıyor insan burada, yanında¬
    ki yıldız, güneşten daha çok parıldıyor. "

    "bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük
    bir mutluluktur."

    "sanatımız, gözümüzün gerçekle kamaşmasıdır: geri geri kaçan ucube maskelere vuran
    ışıktır gerçek, başka bir şey değil. "

    "giyotin gibi bir inanç, onun kadar ağır, onun kadar hafif. "

    "sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerlediğine hayret eden birisi vardı; gerçekte
    hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu."