1. "onlarla konuşmuyordum, çünkü onlarla konuşamıyordum. giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye falan başlamıştım. terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. onlara yakışıyordu, ama bana yakışmıyordu. bir kız vardı bizim okulda, herkesin bir ilkokul aşkı vardır, çocukluk aşkı. bir gün gittim dedim ki: 'biraz seninle konuşak beş dakika ya, kaçıyorsun hep, iki laf edek', bana dedi ki: 'rica ederim' dedi. öyle bir ağrıma gitti ki ya: 'asıl bende sana rica ederim' dedim... ben o zamanlar 'rica ederim'in anlamını bilmiyordum, onu bir küfür gibi zannettim yani biliyor musun..."
  2. Acılarla ve haksızlıklarla geçen, gurbette son bulan yaşamına muhteşem eserler sığdıran sanatçı. Şarkı sözlerinin büyük çoğunluğu aynı zamanda eşinin kardeşi olan (bkz: yusuf hayaloğlu) tarafından kaleme alınmıştır.
    10 Şubat 1999'da Magazin Gazetecileri Derneği'nin düzenlediği ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü aldı ve ödül konuşmasında: "Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği’ne, Cumartesi Anneleri’ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayınlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayınlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını biliyorum." dedi. Sırf bu sözlerinden dolayı ona küfür edip, bölücülükle suçlayan türkiyenin sözde sanat dünyasına mensup kişileri ve sonrasında yaşananları, eşi gülten kaya'nın anlattığı o gece belgeselinden izleyebilirsiniz.
    Tıpkı nazım hikmet'i 48 yıl sonra türkiye vatandaşlığına geri almaları ve eserlerinin değerini geç de olsa gördükleri gibi, günümüzde de ahmet kaya her kesimden insan tarafından dinlenir. Yaşanan onca acı da halı altına süpürülür. Ve yapılan yanlışlar, elbette ki her zaman yanlarına kalır. O yıllarda çok küçüktüm ancak bu belgeseli izlemek beni haftalarca içinden çıkamadığım sinir krizlerine soktu. Bunca aptalın şimdilerde keyif içinde yaşadığını bilmek anlaşılır gibi değil. Hala türk ve kürt kelimelerini yanyana görünce "bölücü! Bölücü asın onu, kesin onu!" diye bağıran bilinçsiz ve yapay milliyetçilerle aynı havayı soluyoruz. Sadece anlayış, tek gereken bu. İnsanların ataları, insanların Yaşadığı şehirler, insanların konuştuğu diller; bunlar üzerinde kavga edilmesi gereken şeyler değil. Bunları söylerken utanıyorum inanın. Çünkü bunu okuyan birçok insan benden daha çok yaşamış, görmüştür büyük ihtimalle. Kesin bunları da biliyorlardır. Peki herkes bu basit şeyleri biliyorsa yaşamamız, bunları konuşmamız, bir akşam patlayan bombada ölmemeye çalışmamız ve bunlara engel olmamız neden hala bu kadar zor?
    jole
  3. en güzel şarkısı hangisidir diye sorsalar vereceğim cevap " henüz dinlemediğim " olacaktır nur içinde yat yorgun demokrat
  4. kimisinin gizli saklı sevdiği, kimisinin bağır çağır şarkılarını haykırdığı unutulmayan tarih, eskimeyen sanatçı ve en önemlisi her zaman yanıbaşımızdaki ahmet abidir. çok konuşulur, çok eleştirilir ama “söyle” dediğinde, türküye başladığında yüreği sızlamayan var mıdır? ideolojilerin, siyasetin, bir ton yalan dolanın insan için çer çöp olduğunun en güzel örneğidir . onu dinlerken herşeyimizi bir kenara bırakabiliriz, hepimize ordan burden dokunur, gözlerimizi daldırıverir derinlere. çok çekmiş, en içli söylemiş sanatçılarımızadan biridir.
    phsen
  5. okuldayız. bağlamamı götürdüm hocamızla beraber hem çalıp hem söyleyeceğiz. çıkardım bağlamamı, genelde ahmet kaya şarkılarını çalıyorum daha çok hoşuma gidiyor.
    çalmaya başladım, arka sıradan bir ses geldi.
    "neden hep ahmet kaya çalıyorsun?"
    bu sorunun amacı tamamen siyasiydi, biliyorum. tartışma yaratmamak için cevap vermedim. şarkılar, türküler derken yine bir ahmet kaya şarkısı çalmaya başladım. herkes söylemeye başladı. arka sıradaki soruyu yönelten kişiye baktım, onun da dilinde dönüyordu şarkı.
    ahmet kaya böyle güzel bir adam işte.
  6. "yüreğim ve beynim, yaşadığım sürece dünyanın her yanında acılar çeken halkların yanında olacak. bunu yaparken sadece kendimden güç alacağım. bunun bedeli beni yaşadığım topraklardan, ülkemden, halkımdan, işimden, ailemden, sevenlerimden koparmak bile olsa, ben ceketimi daima yağmurlara asacağım.

    bir gün birileri nasılsa kürt asıllı olduğu için kürtçe bir tek şarkı söylemek isteyen bir adamın hiç bir ülkeyi bölmediğinin öyküsünü yazacak ve bu öyküyü okuyanlar şarkı söyleyen insanlardan ve şarkılardan korkulmaması gerektiğini anlayacaklardır" diyen, diyebilen çoğunun sözleri kendine ait olmasa da yaşattığı his kendisine ait olan insanların hafızalarında zor günlerinde ölümlerinde doğumlarında onca şarkısıyla yer etmiş benim için bir top list'e giremeyecek birkaç sanatçı ile beraber (bkz: kazım koyuncu) benim için liste üstü olan adamdır.
  7. içimde ölen biri var şarkısında:

    "bana bir şeyler anlat, canım çok sıkılıyor.
    bana bir şeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor.
    yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun.
    bakıyor görmüyorsun.
    dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var.
    bir gülsen ağlayacağım bir gülsen
    kendimi bulacağım.
    depremler oluyor beynimde, dışarıda siren sesi var.
    her yanımda susmuş insanlar susmuş
    içimde ölen biri var." der ve beni benden eder.
  8. menekşenin kokusuz olduğunu öğrendiğim günden beri canımı yakar bu adamın şarkıları (bkz: kendine iyi bak)
  9. bu toprakların yetiştirdiği en yürekli/değerli sanatçıdır. dinle sevgili ülkem!
  10. hayatımdaki yeri çok büyük olan sanatçı.
    insan hiç tanımadığı birini ailesindekilerle kıyaslayabilir mi? tanımadığı ve ölmüş bir adamla aynı masada bir şeyler içip sohbet etmenin, türkü söylemenin hayalini kurabilir mi?
    her gün ama her gün 'ada sahillerinde bekliyorum', 'kum gibi', 'siz yanmayın', 'doğum günü', 'hadi bize gidelim', 'şiire gazele', 'ayrılığın hediyesi', 'yakarım geceleri' dinliyorum. hemen her gecem çok kısık seste ahmet kaya dinleyerek sonlanıyor. her moduma, her duygu geçişime uygun bir müziği var. gün içinde 'hadi bize gidelim' dinlemek ne kadar keyif veriyorsa, uyumadan önce 'yakarım geceleri' dinlemek bir o kadar hüzünlendiriyor.
    ahmet kaya müziği demek; umudu, hüznü, mutluluğu, üzüntüyü aynı potada eritebilmek demek benim için.
    sevenleri olarak hep aynı şeyi hissediyoruz: 'içimde hiçbir zaman ahmet kaya'yı canlı dinleyemeyecek olmanın sızısı.'