• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
alan savunması - petros markaris
istanbul doğumlu yazar petros markaris, atina’nın bize hiç yabancı gelmeyen atmosferinde, medyası ve polisiyle soluk soluğa okunacak bir serüven sunuyor alan savunması’nda. komiser haritos yıllardır tatile çıkmamıştır. karısının baskısına dayanamayınca santorini adası’nda baldızının evinde tatil yapmaya razı olur. ancak, komiser’i hiç de huzurlu günler beklememektedir. adada meydana gelen deprem, ıssız bir yerde gömülü olan cesedin ortaya çıkmasına neden olunca, kimliği belirsiz cesedi alıp atina’ya götürmek ve cinayeti aydınlatmak haritos’un üstüne kalır. atina’da amiri, bir cinayet dosyası verir ona: karanlık işlere bulaştığı söylenen kosta kustas, sahibi olduğu gece kulübünün önünde öldürülmüştür. soruşturmayı derinleştiren komiser, bu iki cinayet arasında şaşırtıcı bir ilişki olduğunu keşfeder, ardından da, kendini üçüncü lig takımlarından, paravan şirketlerden, politikacılardan örülü kirli bir mekanizmanın içinde bulur. hedef dört koldan korunmakta, ağın kilit noktalarında olanlar tam bir alan savunması uygulamaktadırlar. ardı ardına iki cinayet daha işlenince, olayın sandığından da büyük ve korkutucu boyutlara ulaştığını görür komiser haritos. (can yayınları tanıtım metninden)
  1. petros markaris gerek yaşamı gerekse eserleri ile çok kıymetli bir yazar. Theodoros Angelopulos'un "1936 Günleri", "Büyük İskender", "Leyleğin Geciken Adımı", "Ulysse'in Bakışı", "Sonsuzluk ve Bir Gün", "Ağlayan Çayır" filmlerinin senaristi. Yeşim Ustaoğlu'nun "Bulutları Beklerken" adlı filminin senaryosunda da yönetmenle birlikte imzası var. polisiye alanında ürünler vermeye ise Yunanistan'da üç sezon yayınlanan "Bir Cinayet Anatomisi" adlı dizinin senaristliğini yaparak başlamış.

    Markaris Heybeliada doğumlu. yaşamı ile ilgili güzel detaylar içeren bir röportajını şuradan okuyabilirsiniz. türkiye ile Yunanistan arasındaki gerek coğrafi gerek kültürel derin bağları ve politik oyunlar nedeniyle sürekli pompalanan suni gerilimlere rağmen aslında halkların birbirine ne denli benzer olduğunu gösteren bir yönü var polisiye romanlarının.

    komiser haritos gündelik hayatın karmaşasında, ev hayatında, karısı adriani ile çekişmelerinde ya da cesetlerin arasında, kendi kendine söylenirken ya da karısından fırçayı yerken, sıradan bir adam olarak olağanüstü bir zeka ya da yaratıcılıkla değil, vicdanlı ve sorgulayan bir cinayet masası komiseri olarak kendimize yakın bulacağımız bir karakter. yani kartondan değil. aynı şeyi yan karakterler için de söylemek pekala mümkün. benim için yazarın en büyük dehası da burada saklı.

    polisiye bir roman okurken genelde asıl odak noktamız olan cinayetin şifresini çözme merakı markaris'in eserlerinde Yunanistan siyasi iklimine ve sosyal hayata ilişkin verilen güzel detaylarla öyle bir işleniyor ki, okurken haritos'un yanında yola koyulup Yunanistan'ı gezerken, yakın tarihe merak salmış, iki ülke arasındaki benzerliklere gülümserken ya da atina sokaklarına Google earth'ten bakarken buluyorsunuz kendinizi :)

    alan savunması yazarın okuduğum ilk kitabı. sırası ile che intihar etti ve batık krediler ile devam edeceğim. merak ederseniz bu sıralama ile okumanızı tavsiye ederim.

    komiser haritos zaman zaman egenin karşı yakasından zaman zaman da bu yakadan bir el sallıyor okuyana. hangi yakadan uzanıldığının çok da anlamı yok aslında, deniz orada, ortada, uzanan eli tutmaktan imtina ettikçe iki yakamız bir araya gelmiyor...
    mesut