1. yillar evvel "beni biriyle aldatsa da, sessiz sedasiz ayrilsak" diye icimden gecirdigim, nerdeyse hic umursamadigim bi kiz vardi. yukardaki duymus olacak, fazla degil 2-3 gun sonra bu geldi "ben dun seni aldattim" dedi. nasil koydu tarif edemem amk... gercekten sevdigi birisi tarafindan aldatilmayi ise hayal bile edemiyorum, kolay gelsin.
  2. insanın dünya görüşünü değiştiren olay. saf, masum sadece aşık olmayı bilen birini, aşkı siktir et önemli olan sevişmek diyen birine evirebilir.
    ben değilim tabiki değişen bir arkadaşım. (*:swh)
  3. bir tek başka kişinin dahil olması ile olabilen bir durum değildir, binlerce çeşidi vardır. bazen sadece gözlerini kaçırmak bile en büyük aldatmadır karşı taraf için ama ben size en ağır olanlarından biri yaşamış, başka biri ile aldatılmış biri olarak yaşadıklarımı ve hissiyatımı aktarmaya çalışacağım. basit bir konu olmadığını açıklamak ve bir şeylere karar vermeden önce bin kere daha düşünmenizi sağlamak için.

    ben aldatıldım, bundan 2 yıl önce. arkasından uzun bir süre yere basmadı ayaklarım, ne yaşadığımın umurumda bile olmadığı, tamamen kendime acı çektirdiğim bir dönem yaşadım.

    bir kadın vardı hayatımda, uzun bir süre boyunca her gün görüştüğüm, her sabah, her akşam onunla konuştuğum, onu yaşadığım. ailemle bir şekilde tanışmak zorunda kalmış ve tanışmış. benden habersiz ailemle planlar yapacak kadar yakınlaşmıştı. tüm hayatım onun gittiği yönde akıyordu, onu planlıyordu, ona odaklıydı. bir insan bu kadar benim gibi olabilirdi, bir insan onu ancak benim kadar sevebilirdi. bir kere bile yanlış bir şey yaptığımı hatırlamıyorum, o da bana karşı herhangi bir şeyi yanlış yapmamıştı. her şey aslında rüya gibiydi, dokunuşu başkaydı, bakışı başkaydı. saatlerce sohbet edebiliyorduk, saatlerce susabiliyordum da yanında. o hariç hiçbir şey önemli değildi, bir şekilde halledilebilirdi. o beni, ben de onu her haliyle kabul etmiştim, başka bir ihtimal yoktu, işte o karşımdaydı, hayatımı geçireceğim kişi.

    sonrası? bir akşam bir fotoğraf gördüm bir yerde. gülüyordu, başka birine sarılmış bir halde. ne zaman çekilmişti ki bu fotoğraf? her gün beraberdik, geçmişindendi herhalde. emin olamadım ama davranışlarında bir değişiklik yoktu. her şey yine aynı mutluluğunda devam ediyordu, yine gülüyorduk, yine ağlıyorduk. sordum, eski sevgilim dedi. bir daha sordum, eski sevgilim dedi, inandım. fotoğraftaki çocuğu gördüm bir gün okulunda, kimdi bu, ne işi vardı orada? eski ve başka bir şehirde olması gerekiyord oysa ki. bulmam gerekiyordu, buldum da. mesaj attım, kimsin, görüşelim, amacım ne kavga, ne de başka bir şey. kötü bir şey yok ortada, sadece konuşalım dedim. ona karşı yanlış yaptığım tek şey buydu, ondan habersiz mesaj atmıştım.

    çocuk cevap verdi mesajıma, aradı, ağlamaklı bir halde, çünkü mesajımda ben sevgilisiyim ve seni tanımıyorum demiştim. bir akşam beni çağırdı konuşalım diye. oturdum karşısına. dedim ben 6 aylık sevgilisiyim, o da dedi ki ben 5.5 yıllık sevgilisiyim. sonrası siyah, beyaz. sonrası ölüm. 1 yıldır devam eden ilişkimin son 6 ayında tam anlamıyla, cidid bir şekilde sevgiliydik.

    şehir dışındaymış bir süredir, araları açıkmış ama evlilik planları yapıyorlarmış aslında. çocuk benim bulunduğum şehirde iş bulmuş tekrar hayatlarını aynı şehirde birleştirebilmek için ve geri gelmiş. okulu bitirdikten sonra 1 yıldır memleketindeymiş, uzak mesafe ilişki yaşıyorlarmış.

    ben aradım, bakmadı. o aradı, baktı. ona, yanlış kişi karşında oturuyor dedi. çocuk kalktı, o gece şehirden gitti.

    ben, ben kalkamadım. devam edemedim hayatıma, ne diyeceğimi bilemedim. nasıl yani dedim, seviyorum dedim. seviyor dedim. inanamadım uzun bir süre. bakamadım kimsenin yüzüne. o kadar bağlanmıştım ki. unutamadım, afettim, denedim, sinirlendim, tekrar affettim. olmadı. sordum, belki binlerce kez sordum ama hiçbirine cevap veremiyordu. hiçbir şeyi açıklayamıyordum. hiçbir şeyin anlamı kalmamıştı ki. ilk defa aşık olmuştum ve yaşadığım her şey karmaşıklaşmıştı. neyin gerçek olduğunu bilemiyordum. üzerinden o kadar süre geçti, söyleyeceklerimin hiçbir anlam ifade etmeyeceğini bildiğim için artık diyebilirim ki, gerçekten sevmiştim. içimde herhangi bir kötü niyet bulundurmadan, hiçbir yanlış ihtimallere yer vermeden. sevilebilecek en masum seviyede. o da sevmişti, neden yaptı hala bilmiyorum. belki ondan ayrılamadı, belki bana kaptırdı kendini. güzel bir kadındı, hayalleri vardı benimle, zannetmiyorum isteyerek yapmış olsun böyle bir şeyi.

    şimdi o kadar süre geçti, yolda geçerken uçurumun kenarında düşmek üzere olduğunu görsem elimi uzatmam. böyle bir insan değildim ben, yaşadıklarım bu hale getirdi.

    bir insanı aldattığınızda, onun her şeyini alıyorsunuz, ilk başta da masumiyetini. çok uğraştım kendimi değiştirmemek için, eski halimle kalmak için. güvenemeyen biri olmamak için. kötü düşüncelere sahip olan biri olmamak için, başka kadınları hiçbir suçu olmadığı halde üzmemek için.

    beceremedim, kayboldu parçalarım. aşık olamadım bir daha. istemeden karşılaştırdım, durmam gerekiyordu bu yolda ve artık durdum.o kadar çok durdum ki, nerede olduğumu unuttum. şimdi hiçbir şey bilmiyorum, çünkü her şeyi unutmak için kendimi de unutmam gerekiyordu.

    başka insanlar için çok basit olabilir, bu yazdıklarımı daha edebi cümlelerle anlatabilirdim belki size daha iyi anlatmak için. en basit haliyle bu, bir insanı, özellikle seven bir insanı aldatmak onu öldürmekten daha kötü bir şey. tüm hayallerini, hayatını elinden alıyorsunuz demektir. aldattıktan sonraki yıllarını elinden alıyorsunuz demektir. o kişi belki bir daha sevemeyecek, belki bir daha gülemeyecek. aldatmanın hiçbir şekilde bahanesi yok, hiçbir şekilde.

    şimdi ne mi oldu, o kadar derinden etkiledi ki bu olay beni. biriyle beraberken, etrafımdaki diğer karşı cinsleri bile farketmeyecek kadar sadık biri oldum. herkes güvensiz olmaktan bahsediyor, neden ben yaşadıklarımın yükünü hayatıma giren yeni bir insana yüklemek zorundayım ki. istemiyorum onun hakkını yemek, olacaksa tam tersi olurum. güvenmemek yerine, en çok güvenebileceği insan oldum ben de başkaları için. işe yaradı mı? hayır.

    aldatmayın, yalvarıyorum bu acıyı başka bir insana yaşatmayın. birçok sebebiniz olabilir, ben kendimi güçlü bildiğim halde, halen bir yerlerimde bunun acısını taşıyorum, bu zorlukları yaşıyorum. hayal bile edemezsiniz bir insanı ne kadar üzdüğünü, ne kadar çok yalnız gece geçirmek zorunda kaldığını, yaşamını nasıl etkilediğini. özellikle benim gibi hayatındaki diğer her şeyi de kötü durumda olan bir insan için.

    atlatıyor insan, günler geçiyor, gülebiliyorsun bir süre sonra. hatta bir kaç yıl geçiyor başka birinin hayalini bile kurabiliyorsun. kendini başka şeylere veriyorsun, toparlıyorsun her şeyi. korkmuyorsun artık, sevebilecek, yaşayabilecek seviyede buluyorsun kendini. hatta o kadar çok sevmek istiyorsun ki, hiçbir şey duramasın önünde.

    yaşanacak hiçbir şeyi kontrol edemezsiniz ama yaşadıklarınızın size neler katacağını ya da sizden neler götüreceğini kontrol edebilirsiniz. siz sadece iyi niyetinizi kaybetmeyin, özünüzü iyilikle şekillenmiş bir varlık haline getirin.

    ve sakın ama sakın kimseyi aldatmayın.

    eskiden olsa detaylarına inebilirdim her şeyin, geriye sadece içinizde birikmiş bir sinir kalıyor sadece. karşınızdaki insanın ne kadar acımasız olduğuyla orantılı olarak yükseliyor bu sinir seviyesi.

    bana bunu yaşatan kişi çok acımasızdı.
    çok.
    isk
  4. "yok yahu o öyle bir şeyi hayatta yapmaz" " ben kendimden şüphelenirim ondan şüphelenmem" "kendime ona güvendiğim kadar güvenmem" sözcüklerini arkadaşlarıma söyledikten sonra ayrılma nedeni olarak "ben başkasıyla konuşuyorum..ama tabi arkadaşça" cümlesini kurduktan sonra çakan şimşek sesiyle irkilme içerir, bu şimşeğin asıl çakılma nedeni 2 yıllık emeğe dayanır. başından aşağıya kaynar sular filancası şimdide bütün delillere bakıp ağlama seramonisi sergileyip kendimi -saçmalama gerzek! -sensin gerzek!" derken buluyorum böyle şeyler yapmayın hoş olmuyor. iyi günleeer
  5. benim değil de bir arkadaşımın başına gelmiş olay. otobüsteyken sevgilisini başka bir erkekle el ele görüyor. otobüsten inip kıza iki üç tane geçiriyor. kim bilir kendini nasıl kaybetti de böyle bir harekette bulundu. yanındaki eleman da kaçmış gitmiş. çok mutlulardı halbuki hatırlıyorum yazık olmuş. kızın korkak elemanın teki için attığı kazığa bak. sonra dava falan açmışlar zaten olaylar iyice karıştı.
  6. bir acıdır.

    büyük bir acı daha vardır,

    yıpratan. üzen. kendinden nefret ettiren.

    (bkz: aldatmak)
  7. kadınlar intikam için, erkekler durtulerinin peşinden giderek aldatirlar.
    istisnalar kaideyi bozmaz.

    sonuçta toplumsal yapi içinde yetiştirilmiş insanlariz. aska ve sevgiye inaniyoruz. tek eşlilik doğru geliyor aklimiza. ama hayvani bi tarafimiz da var. ne kadar bahaneler uydursak da aldatan bu hayvani tarafimiz.

    bilmiş bilmiş konustuguma bakmayin, simdi uzaktan bakiyorum da ondan. iki yil kadar önce uzuuun bir iliskim aldatilmak ile bitti. bir hafta gece gündüz agladim. çok aciymis. üstelik aldattim da ve çok vicdan azabi duyduğumu soyleyemiyorum. ama bu konu üstüne o kadar çok düşündüm o kadar çok okudum ve insanlarla konuştum ki ufak bi expert oldum diyebilirim.

    arastirmanin sonucunu ilk cumlemde ozetledim, uzun yazidan sıkılanlar bu noktada ayrılabilirler :)

    aldatilmak neden aci veriyor?
    kendimizi asagilanmis hissediyoruz.
    guvenimiz kiriliyor.
    aradaki ilişki/ask/evlilik bitmiş ya da bitme sürecine girmiş oluyor (ve biz buna hic de hazir değilken).

    bu noktada bi kaç seçeneğimiz var.
    kabullenmek ( sonraki aldatilisları sineye çekmeli)
    kabullenmek ( sonraki aldatilisları sineye çekmesiz)
    ayrılmak (en mantıklısı bu aslında)
    misilleme (ayrılamıyorum ama içimi soğutmam lazım)
    ilişkide dengeleri değiştirme (aldatılmayı bir koz olarak kullanıp karşıdakini ezme, aşağılama, üstün duruma geçme)

    şimdi tatlı su feministi karakterimden taviz vererek topluma hizmet baabında tavsiyelerime gelelim.
    aldatılan erkekler sözüm size;
    hazmedemiyorsanız ayrılın. iki tarafa da acı çektirmeyin boşuna.
    ve neden aldatıldığınızı anlamaya çalışın.
    zevk için öylesine yapılmış bir aldatma eylemi, hele ki cezasız kalırsa, mutlaka tekrarlanacaktır.
    sizden kaynaklanan bir kaçış, intikam vs aldatması ise "ilişkide dengeleri değiştirme" yöntemiyle daha sağlam bi ilişkinin başlangıcı olabilir.

    aldatılan kadınlar sözüm size;
    erkeklerde aldatma çok yaygın bir durum. genellikle de hayvanlıklarından (pardon, içimizdeki hayvani eğilimlerden) yapıyorlar. asla erkekleri savunmuyorum tarafsızlığıma inanın. sizi çok seviyor olabilirler, asla sizden vazgeçemiyor da olabilirler ama aldatmalarını engellemiyor. bu sebeple affedebilirsiniz (siz de hazmedebilecekseniz).
    sadık bir adam arıyorum diyorsanız milyonda bir bi inci tanesi arıyorsunuz. kadın peşinden koşmaya üşenen ya da imkan ve şeraitleri bu tip olaylara fırsat vermeyen erkekleri bulmaya çalışın.

    ve herkese ortak bir kaç kelam;
    zorlayın lan biraz kendinizi, insan olun azıcık. aldatmadan duramıyor gibiyseniz ilişkinizi bi daha gözden geçirin. belki bitmiştir de farkında değilsinizdir.
    ilişkinin sevgi dışında başka sebeplerle, (para, güvence, karşıdakinin bulunmaz hint kumaşı olması, evlilik arefesinde olmanız vs. ) devam edip etmediğine emin olun.
    bu sonuca göre ya ilişkinizi kurtarın ya da gidin kendinizi daha çok sevdirmeden. özgürce her çiçekten bal alın. hem karnım doysun hem pastam dursun demeyin.

    lütfen ama...

    (merak edenler için edit: ben önce öldürmek istedim, sonra affetmeye karar verdim. ama bir gün bile dayanamadım aklımda bu düşünce dönüp dururken. ve bitirdim.
    hayatımın en doğru kararı olmuş. ilişkimiz zaten bitmiş ama anlamamışız.
    o şimdi beni aldattığı kızın en yakın arkadaşıyla evli, bir kaç ay içinde yaşandı herşey. meğer bütün mahalle birbirine hallenmiş, iyi sıyrılmışım a dostlarrrrr)