ali teoman

Kimdir?

ali teoman ( 7 temmuz 1962 - 23 mart 2011 ).

asıl adı ali tataroğlu'dur. istanbul'da doğdu. orta öğrenimini istanbul alman lisesi’nde, yükseköğrenimini ise itü mimarlık fakültesi, msü mimarlık fakültesi ve sorbonne üniversitesi plastik sanatlar fakültesi’nde tamamladı. 1993'de istanbul’a döndü ve yazmaya daha fazla zaman ayırmak için mimarlığı bırakarak çeşitli üniversitelerde ingilizce okutmanı olarak çalıştı. bir süre sokak müzisyenliği yaptı.

1980'li yılların sonuna doğru öykü yazmaya başlayan ali teoman 1992 yılında, insansız konağın ikonu isimli öyküsüyle, milliyet gazetesi'nin düzenlediği yarışmada ikincilik ödülü aldı. ali teoman'ın tam 16 yıl gizli kalmış bir sırrı, ortaya çıktığında edebiyat dünyasını çok şaşırtmıştı. 1991'de haldun taner öykü ödülü alan gizli kalmış bir istanbul masalı isimli kitabın yazarı olarak nurten ay ödül almıştı. ancak kitabın asıl yazarının ali teoman olduğu 2007 yılında ortaya çıktı. ali teoman bunun kendi isteğiyle düzenlenmiş bir oyun olduğunu belirterek şu açıklamayı yapmıştı: "bu adi dolandırıcılık değil, yazınsal bir oyundur. nurten ay birkaç kez oyunu bırakmak istedi. onu ikna ettim. bunca yıl açık vermeden bana yardım ettiği için kendisine çok teşekkür ederim."

konuyla ilgili şöyle de bir cevap vermiştir:
"projeyi tasarlarken, nurten ay’ı tanımıyordum. bu proje için gönüllü olabilecek bir kişi aradım. nurten ay bir arkadaşımın arkadaşıydı. tanıştık, oturup konuştuk. kafamdaki proje için biçilmiş kaftan olduğunu düşündüm. ona projeyi anlattım, o da kabul etti. amaç, metne uymayan bir yazar profili çizmekti"

"uykuda çocuk ölümleri" başta olmak üzere tüm yapıtları edebiyat çevrelerinde etki yaratmakla birlikte ali teoman çok satan bir yazar olmadı. çok satan yazar olmak isteyip istemediği de tartışmalıdır. ali teoman, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu 23 mart 2011 sabahı hayata veda etmiştir.

vikipedi,+
  1. güzel bir edebiyat ustası.

    öykü uçları' nda sıradışı bir çizgide gidiyoruz. bir an da kırgız ovalarında dört nala giden bir atın üstünde ki kafada bulabiliyoruz kendimizi.. ya da bir sokak ortasında dönüp baktığı pencerede boşluğu gören gözlerin arkasında ki çarklarda beraber ezilebiliyoruz.

    sembolik anlatımlar, metaforlar, kelimelerin devinimi..

    karadelik güncesi ise tam bir yıkım. bir yıldırım gibi kahramanımızın ve olayların derinliklerinde saçaklanıp köklenirken, kitabın sonu bizi adeta olduğumuz yere çiviliyor.. kafamızın içinde, sakladığımız ve ölümüne inkar ettiğimiz ne varsa, üzerine çörekeniyor.. mutlaka okunmalı.. mutlaka..

    gizli kalmış bir istanbul masalı, hem aldığı ödül ile hem alış şekliyle kafamızda farklı bir yazar profili çiziyor. zeynep, elias.. hepsinin içinde öyküye bir anda girip bir anda ağırlığını hissettiren ve bir anda orayı terkeden karakterler kalıyor.. sanki bir noktada sadece izlerini görebiliyoruz bazı şeylerin.. sadece bir inci tanesinin -kendisi değil- , hayali bulanık parıltısı kalıyor bizimle..