1. incelik ister. bazı insanlar vardır, almayı o kadar doğal hakları gibi görürler ki verdiğinize hatta teklif dahi ettiğinize pişman olur, o kadar içten yaptığınız bir eylemi bile sorgulamanıza sebebiyet verirler. kimisi içinse istemek kadar zordur almak. aslen olduğundan daha büyük bir eyleme dönüşür.
    dengesi ilişki bazında değişse de asgaride mutabık kalınacak gizli bir ayarı vardır ya da olması ilişkileri kayganlaştırır.
  2. montaigne: vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır. onun içindir ki ı. beyazıt, timurlenk'in gönderdiği armağanları söverek geri çevirmiş. sultan süleyman'ın bir hint imparatoruna yolladığı armağanlar da öyle kızdırmış ki adamı, kabaca geri çevirerek, "bizim adetimiz almak değil, vermektir." demekle kalmamış, armağanları getiren elçileri zindana attırmış.

    tam olarak katılmasam da bazı durumlarda doğru bir düşünce. kendini küçük düşürecek diye hiçbir şey almayan ruhen veya maddi olarak yoksul kişi gururundan ezilebilir. ancak bir çıkar amaçlı yapılan "vermek" (bu ilgi alaka da olabilir, rüşvet benzeri şeylet de) alıcıyı tabii ki kullanılacak bir eşya rolüne sokar. çıkarsız ya da anlaşmalı vermek doğrudur.