1. felakettir. bireyin kendisinin yok olmasına sebep olduğu gibi toplumda da onulmaz yaralar açar. insanın kendisini feda etmesini buyurur. bunu temel alan bütün sistemlerden uzak durmak gerekir. insan kendine değer verdiği ve kendini sevebildiği müddetçe insandır. insan, insan olabildiği müddetçe de diğer bireyleri sever, saygı duyar. "git şunun için, şu sebeple (çıkar teşkil eder) kendini öldür" diyen bir düşünce akımıdır yani. sayfalarca hakkında bir şeyler bile yazmak manasızdır. zaman kaybıdır. görüldüğü yerde topukları göte vura vura oradan uzaklaşmak gerekir.
  2. bkz. islam

    altruizm, bugüne kadar genelgeçer bir tanımı yapılamamış olsa da kabaca, fedakârlık, egosuzluk anlamlarına gelir yani başkalarını gözetme (saygı), düşünme merkezli, düşünce ve davranış biçimleridir.

    kavramın "yaratıcısı" a. comte tarafından egoizmin zıttı olarak tanmlanır, yani kişinin başkalarına bilinçli olarak, kendisine kazançtan çok harcama/masraf getirecek şekilde davranmasıdır.

    mesela h. maturana, c. h. hardy ve m. v. vugt yada d. miller ve d. kelley gibi yazarlar, altruistık davranışların hemen ve dolaysız olarak yararı gözetilmesede, uzun vadede, davranan kişiye yararının yaptığı harcamadan daha fazla olacağını savunmaktadırlar.

    j. seglow ise altruizmin zorlanamayacağını, aksi halde altruistik karakterini kaybedeceğini söyler, yani ....

    düzeltilecek
  3. insanın ben'cil değil, başkası içinci olduğunu savunan izm. diğerkâmlık.

    aristotelesist 'bilinçlilik' ve onun tortularının ululanmasından mütevellit doğar bu yanılgı. hakikâtin kaotik salınımını rasyonalize bir kanala eklemlemeye çalışan bu beyhude çabaya emek sarfeden gerzek düşünürler, tabiatın frensiz ve direksiyonsuz süregidişine yönlendirim ereğine soyunarak birer soytarı olmuşlardır.

    insan ilkiltürsel yapısı gereğince baştan ayağa bir haz istenci kuyusudur. lâkin bu yetersiz düşünürlerce böyle tasvir edilmeyip ötesi varmış gibi şöyle edilir; insan hazlarının peşinden ne kadar koşsa da kolektif sağlıklılık için ketlere gark olmak zaruriyetindedir. bu esbab-ı mucibeyle toplumsal kabiliyet kazanmak için hazlarını frenlerler. ben'cil değil özge'cil olurlar.
    böylece safi itkiselliklerini bir öteleyip bir sahiplenirler. yani bengiarındırılımsallık sergilerler.

    bu saçma eksik tanımlarının sürüklenişine bir ussallık kazandırma gayretine de girerler üstüne üstlük. moralist bir 'cevher' dedikleri absürdite ile. yani tanımlarının saçma önkabulü olan ahlaklılık istemi sanrısıyla. insanın özselliğinde irfanın yerleşik olduğu yanlış kanısı ile kolları tabiata bir karşı duruş ile sıvayan sayrılar, her daim öylece kalakalmış ve kalakalacaklardır.

    ' her şeyi ama her bir şeyi yanlış kavrayan, doğaya aykırılığın içgüdüleşmesi gerektiğini zannedenlerin topu, hanımcıklar gibi davranırlar, bütün bu büyük gayretkeşler ve hilkat garibeleri ' güzel duyguları' kanıtlama sayarlar, 'dolu yüreği' tanrılığın körüğü sayarlar, kanmayı da doğruluğun ölçütü. '

    friedrich wilhelm nietzsche

    bu gereklilik kipinin zavallı çocukları, hüsran salıntıları, hakikâtin yollarına içrekçilik tohumları ekenler, hakikâti bizden uzaklaştırmaktan başka bir şey yapmamaktadırlar.
    suni yaratı safsatalarla katışıklaşılacığına öncelikle üryan halinizi bir kucaklayın.