• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.73)
amak-ı hayal - filibeli ahmed hilmi
ikinci meşrutiyet dönemi'nin önemli fikir insanlarından filibeli ahmed hilmi, a'mâk-ı hayâl adlı eserinde insanlığın temel meselelerine eğiliyor: yaşamın anlamı nedir? insanın varoluş amacı nedir?ruh ve madde âlemi arasında varlığın hakiki manasını arayan raci'nin yolu nihayet bir gün, mezarlıktaki küçük kulübesinde yaşamını sürdüren aynalı baba ile kesişir. benliğini şüphe ejderhasına teslim etmek üzere olan raci'nin kafasındaki sis perdesi, bundan sonra yavaş yavaş dağılır ve bizleri tadına doyamayacağımız heyecanlı bir yolculuğa çıkarır.kitapta ahmed hilmi bey, roman kahramanı raci'nin yaşadıklarıyla felsefenin insanı gerçek mutluluğa ulaştıramayacağını göstermek istemiştir. ona göre gerçek mutluluk, evrenle yaratıcı arasında bağı kurarak bu ilişkiyi bütünlemektir. islam'da bu görüşü dini yönden benimseyip açıklayan kişilerin başında hallac-ı mansur, nesimi, zünnun-i misri, şebusteri, şeyh attar, muhiddin-i arabî gelmektedir.kitaba bu yönüyle bakıldığında; kitap okura eşsiz bir düşünme sahası bırakmaktadır.(tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. hayalle gerçek arasındaki çizgide gidip gelen, bu yönüyle biraz da puslu kıtalar atlası'nı da anımsatan bir şehbenderzade filibeli ahmet hilmi kitabı. hayal aleminde, kim bilir belki de asıl gerçek alemde büyülü bir gezintiye çıkmak gibiydi onu okumak. mutlak surette tekrar okunacak. ayrıca ufkumu iki katına çıkaran hz ali'nin şu müthiş sözünü de irdelemiştir:

    "ilim bir noktaydı onu cahiller çoğalttı."
  2. "kalbimle inkar ettiğimi aklımla tasdik eder,aklımla reddettiğimi kalbimle kabul ederim." şeklinde ki cümleyi barındıran eser.
  3. açıkçası değerini tam olarak belirleyemediğim kitaptır. kitap felsefi olarak müthiş konuları barındırmakta ve iyi yerlere vurgu yapmaktadır. zaten yazarı da döneminin büyük felsefecilerinden, hem batı hem de doğu felsefesi hakkında derin bilgileri olan bir kişidir. aynı zamanda kitap içinde geçen hikayeler, aslında hikayeler değil de hikayelerin tasavvuru çok iyidir. her bir meseleyi anlatmak için özel olarak tasarlandığı bellidir bu mekanların ve işini iyi yapmaktadır. lakin bir edebi eser olarak değerlendirmek gerekirse sadece vasatın biraz üstünde diyebiliriz. çünkü ana karakterin geçirdiği müthiş değişimler, anlamlandırmalar, düşünceler atlanmıştır. o kadar derin bir olayın içine girmiş olan bu karakterin hiçbir gelişimi bize aktarılmamıştır. karakterin ilk hali ile son hali, ilk konuşmaları ile son konuşmaları arasında belki dağlar kadar fark vardır lakin bunların hiçbiri bizim gözlemleyebileceğimiz alanda olmamış, bize karakter devinimi hiç anlatılmamıştır. bu yüzden edebi olarak bazı açıklıkları olduğunu düşündüğüm bir kitaptır. fakat birazcık felsefe merakım olduğu için yine de çok beğendiğim bir eserdir ve benim gibi olan şahsiyetlere öneririm.
  4. hayalin derinliklerinde* raci'nin yolculuğudur. materyalizm ve tinselciliğin felsefe yoluyla savaşı gibi görünse de bence ahmed hilmi'nin maksadı ne felsefe ne de bir şeyleri savunmadır. bir kere kendisi, çok kimlikli bir gazetecidir; sürekli soru sorar, cevap arar ta ki fizan'a sürülene kadar. ilk kez burada tasavvufla iç içe yaşamış ve istanbul'a dönüşünde felsefe dersleri vermeye başlamıştır. onun materyalizme karşı olan mücadelesi de yine dönem yazar ve düşünürlerinkinden farklıdır; osmanlı materyalizminin ortaçağ görüşleriyle yenilemeyeceğini, sorunun yine geldiği yer olan batı'daki bilimsellikle ortaya çıkan felsefeyle aşılabileceğini savunur. bu ve daha birçok açıdan, yenilikçi bir düşünsel izleği vardır ahmed hilmi'nin. yani islamcı bir felsefeci olmadığını söylemek çok yanlış olmaz sanırım. tasavvuf değil de onun özü olan 'gerçek' arayışıdır onun eserlerindeki yolculuk. ki bu gerçeğin arayışında raci'nin de kendini bulduğu son yer, yaradanla bir olma, ona dönme, yaradandan başka bir şey olmadığını kabullenmedir*.

    her bölümü ve her satırı ahmed hilmi'nin hayatından da izler taşıyan amak-ı hayal, yazarın/sanatçının/düşünce adamının ne kadar muhteşem bir zihni ve ruhu olduğunu da gösterir okuyucuya. içinde sosyal olaylar, dönemin insan karakteri, doğu/batı mitolojisi ve felsefesine kadar her şey var. bugün yaşıyor olsa ahmed hilmi, zamanında sürgün edildiği gibi bugün de katledilirdi.

    “zira akıl ve idrak şöyle dursun her türlü histen bile beri gibi idim. mahbesim olan hayvancıklar bin turlu eşkâl almağa başladılar. artık benim için bir gün hükmüne girmiş olan binlerce asır mürurunda her şekil başka bir tekemmül gösteriyordu. lâkin su içinde mahbus kaldığımdan gözlerim garib görünüşünden sıkılıyor, kulağımın sağırlığından bizar kalıyordum.”
  5. bu kitabı okuyan ya seviyor ya sevmiyor ortasını görmedim. ben sevmeyen taraftayım. anlatım dilinden sıkıldım, olayların gelişimi bir yerden sonra çok sıktı.

    olmadı, aşk yaşayamadık raci 'yle.