1. abi
  2. madem aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayacaksın sev kaderini diyorlar da bunun türkçe açıklaması kaçınamayacaksan zevk al gibi birşey. bu konuyu en iyi açıklayan film de groundhog day olmalı.
  3. biraz başkalarının yorumlayisina bakınca tamamen farklı algıladığım ve doğru ya da yanlış algılıyor olsam bile motto edindiğim latince felsefi kavram.
    bana göre kaderini sevmek mozart'ın müzisyen olması gibi bir şey. doğuştan gelen bir yeteneği var ve onu kullanıyor, kullanmamak zaten aptallık olurdu. ya da hepimiz belli bir bakiyeyle doğuyoruz, bu bakiyeye dogdugumuz aile, zaman, mekan; düşünüs şeklimiz, zihinsel ve fiziksel özelliklerimiz, becerilerimiz de dahil. burda mustafa kemal geliyor aklıma, belki de savaşa ve karmaşaya doğmak diğerleri için sadece kadersizlikti ama birisi bunun aslında kahramanlık zamanı olduğunu idrak ediyor ve sıranın kendisinde olduğunu hissediyordu.
    ve dünyaya geldiğimiz cevrede bizim degistirmemiz gereken bizim müdahalemizi bekleyen onlarca olay oluyor, bambaşka bir insan olarak belirsiz bir kaderle dünyadaki yerimizi bulmaya çalışıyoruz. kolay değil zaten bazen ekstra zor.
    tüm bu zorluklar tüm mücadelelerimiz sevmediklerimiz minnet duyduklarımız okuduğumuz tüm kitaplar sevdiğimiz müzikler izlediğimiz filmler tercih ettiğimiz farklılıklar ve tercih edemediğimiz farklılıklar... gün geliyor ve tüm noktalar birleşiyor ve kaderimiz orada başlıyor. amor fati... kaderimizi sevmeye başlıyoruz. doğru yolu izlemişsek geride bıraktıklarımiza karşı kırgınlık bile kalmadan içimizde...
  4. ' ta uçurumların dibine dek taşıyorum bu kutsayan evetleyişi ' friedrich wilhelm nietzsche

    süregiden zamanın sonsuzluğunda momentik hasloluş, olasılık kaçınılmazlığına gark olur.
    ve bu momentik oluştan mütevellit olasılık, opsiyonsuz bir kesinliğe eklemlenir. tektir. seçeneksizdir. bu sebeple ansal'lıklar, zamanı;
    olması gerektiğinceliğine çivilemiştir.
    bu, 'çünkü'nün peşisıra gelen kati fatal oradalığının sarsılmazlığında insan, yazgısına boyun eğmeye zarurilenir.

    işbu yüzden, ebedi olanın muhtevasını sonluluğu olasılık kesinliği olan momentlerle ebediyen doldururuz.
    bu, kısıtlılığın doğurgusu kabullenişi, geçmiş ve geleceğin birlikteliği olan oluş an'ını sağlıklılaştırmak için, geçmiş ve gelecek dinamiklerini şey'lere kucak açar hale getirmeliyiz. amor fati budur. bu fevkalbeşer hal ise insaniçinci kendiliğindenlikle kuşanarak mümkündür.

    erk arzulanımı mündemiçliği itkisi ile ve başkalıkların olurlanması ile yaşanır olacak bu amorfati'k sağlıklılık insanın yegane kurtarıcısıdır. antroposentrik bir mükemmeliyettir.
    bu reçeteyi 'uçurumların dibine kadar taşıyarak' doruklarda dionysosça dans edişe, sergilenişe sahip olursunuz.
    aksi halde sadece sürekli uçurumlardan düşer haldeliğinizi, hipokrasi yüklü kâhkâhalar ile süslersiniz.