1. türkçesi 'anımsamak'tır. ayrıca platon'un sokrates'ten aktardığına göre sokrates'e dair hipotezdir.

    !---- redakte edilmiş ve özetlenmiş alıntı ----!

    sokrates'in öne sürdüğü şey, bilginin insana doğmadan önce verilmiş olduğu ve doğarken bunu unutmuş olduğudur. yaşarken ise bu unuttuklarımızı hatırlayarak, anımsayarak bilme eylemini gerçekleştirdiğimizdir.
    dianoetik anamnesis ve noetik anamnesis olarak ikiye ayırmıştır bu öne sürdüğünü sokrates.
    dianoetik anamnesis evresi, varlığın bilincinde olmaktır.
    noetik anamnesis ise bilincinde olunan bu varlığın bilincinde nasıl olduğumuzu açıklama kudretine sahip olmaktır.

    noetik anamses'i sokrates'e göre sadece kendisi gibi 'bilge' kişiler gerçekleştirebilirdir.

    bunları yapmak için gerekli olan şeyler, elzem olan şeyler olduğunu söyler sokrates, aktarılan diyaloglarda(*:phaidon diyalogları) öne sürdüğü 'her şeyi anımsayarak biliriz'e kebes şöyle diyerek karşı çıkınca;

    ' ayrıca sürekli ileri sürdüğün gibi öğrenmemiz anımsamadan başka bir şey değilse, şimdi anımsadıklarımızı daha önceki bir zamanda öğrenmiş olmamız da bir zorunluluktur sokrates. '

    hipotezi için önceleyin şunları sıralar sokrates;

    - ilk olarak anımsanacak şeyin daha önceki bir zamanda öğrenilmiş olması şarttır.
    - biri bir şeyi görerek, işiterek ya da duyularından herhangi bir tanesiyle algıladığı zaman, bu kişi
    sadece o şeyi tanımakla kalmayacak, bilgisi bununla aynı değil de farklı olan başka bir şeyi daha düşünecektir.
    - anımsama, özellikle zaman yüzünden ya da gözden ırak olduğu için unutulmuş şeylerle ilgili olarak yaşanır.
    - anamnesis için dil bilmek ve dolayısıyla bir dildeki genel terimleri ve kavramları bilmek, ön şarttır.

    ve kebes'e cevabını verir;

    - eşit diye bir şeyin olduğunu söylemez miyiz? ama bir tahtanın bir tahtaya, bir taşın bir taşa ya da bunun gibi başka şeylerin birbirlerine eşit olmasını değil, bütün bunların dışındaki bir eşiti, eşitin kendisini kast ediyorum burada.
    - eşit'in kendisinin ne olduğunu biliyor muyuz?
    - peki, eşit'in bilgisini nereden edindik? tahtalardan, taşlardan ya da gördüğümüz birbirine eşit başka şeylerden değil mi? onlardan yola çıkarak onlardan farklı bir şeyi düşünmedik mi?”
    - eşit olan şeylerle, eşitin kendisi aynı değildir.
    - eşitin kendisini, ondan farklı olan bu eşit şeylerden yola çıkarak kavramaz mısın, onun bilgisine böyle ulaşmaz mısın?
    - duyular yoluyla algıladığımız eşit şeyleri eşitin kendisiyle ilişkilendirebilmek ve onların eşitin kendisine benzemeye çalıştıklarını, ancak ondan eksik kaldıklarını düşünebilmek için görmeye, duymaya ya da başka bir duyuyu kullanmaya başlamadan önce eşitin kendisininne olduğuna ilişkin bilgiyi bir yerden edinmiş olmamız gerekir.
    - ama görmeye, duymaya ve öteki duyularımızı kullanmaya doğduğumuz andan itibaren başlarız, değil mi?
    - görünen o ki, doğmadan önce bu bilgiye (eşitin bilgisine) sahip olmak zorundayız.
    - onları edindikten sonra her seferinde yeniden unutmasaydık, daima onları biliyor olarak doğar ve bütün yaşamımız boyunca da biliyor olurduk.
    - doğmadan önce edindiklerimizi doğarken yitiriyor ve sonra duyularımızı kullanarak o aynı şeyler hakkında bir zamanlar sahip olduğumuz bilgileri yeniden ediniyorsak, öğrenme dediğimiz şey de bize ait olan bilgiyi yeniden ele geçirmek olur, değil mi? buna anımsama dersek doğru olmaz mı?

    !---- redakte edilmiş ve özetlenmiş alıntı ----!

    işte bu sokrates'in sakat mantığından gelişen diyalektik binlerce yıl insanlığı sakat bırakmıştır.

    detaylı bakmak isteyenler için alıntının içeriğinin kaynağı; platon’un phaidon diyaloğunda anamnesis kuramı, vedi temizkan; flsf dergisi sayı 21
  2. tıpta hasta öyküsü oluşturmak için kullanılan tabir. yaş, cinsiyet , geçirilmiş hastalıklar ve operasyonlar , ilaç alerjileri vs öğrenilerek hastanın tıbbi şeceresini çıkarma durumu. 'anamnez almak ' diye tabir edilir genelde. eski yunanca - mnesis ( anımsamak ) kelimesine ana- ön eki getirilerek (geri anımsamak) oluşturulmuş bir sözcüktür.