• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (6.20)
anarşist banker - fernando pessoa
20. yüzyıl edebiyatının en ilginç kişiliklerinden fernando pessoa, kendi adının yanı sıra kendisinin farklı yanlarını yansıtan hayalî şairlerin adlarıyla yazdığı yapıtlarıyla dünyanın en gizemli şairlerinden, yazarlarından biridir. 1935 yılında ölen pessoa, ancak ölümünden bir yıl sonra, olağanüstü zengin düş dünyasıyla üne erişti. yazarın şiirleri dışında sağlığında yayınlanan biricik anlatısı olan anarşist banker'de, iki arkadaşın bir yemek sonrasında başlayan sohbeti, okuru ‘burjuva toplumu'nun derinliklerine sürükler. iki arkadaştan biri, hem banker, hem de anarşist olduğunu söyler. ona göre, bankerlik, gerçekleşebilir tek anarşist eylemdir. pessoa, ilk basımı 1922'de yapılmış olan anarşist banker'de, antik çağ felsefesinin diyalog yöntemini izleyerek, günümüz burjuva toplumunun ikiyüzlülüklerini, haksızlıklarını gözler önüne serer, ince bir alay içeren, zekice akıl yürütmelerle paranın iktidarını sorguya çeker.
  1. aynı anda sosyalizm komünizm ve kuramsal anarşizm eleştirisi yapılan bir eser. kapitalizm ise özgürlük sistemine geçiş aşaması olarak kabul ediliyor. kısa bir ifadeyle zenginlik (para) kapitalizm sisteminde bireye özgürlük verir, gerçek bir anarşist ise özgürlük savunucusu ise önce kendini özgürleştirmelidir. çünkü toplumsal anlamda özgürlük ancak buna hazır hae getirilmiş bir toplumda mümkündür. toplumun kurgularından kurtulmak için topluımun kurguları altında yetişmemiş saf insanlar gerekmektedir. aksi halde herhangi bir kurgu bir mahkumun hücresini değiştirmekten başka bir şey değildir. madem köleyiz neden alıştığımız kapitalist düzen içinde sistemin kölesi olmayı bırakıp sosyalist düzende devletin kölesi olalım ki? sorusunun bir ürünüdür bu kitap. ayrıca anarşizm için anarşist ruhlu bireyler gerekir fakat toplumda anarşist ruhlu bireyler değil, fırsatçı, zorba bireyler yetiştiriliyor diyor. demek ki anarşizm ve özgürlük savunsan da bir noktada gidip yine zorbalaşacaksın. o zaman zaten uygun olduğumuz kapitalist düzende para kazanarak özgürlük elde edelim sonucuna varılıyor ve gerçek anarşizm budur deniliyor.

    kitabın her cümlesini ben yazmış olabilirdim açıkçası düşünce akışını net olarak biliyordum aynı yollardan çıkıp aynı sonuçlara varıyordum. sanki zihnimde var olan bir kitabı okumuş gibi oldum. aynı sonuçlara ulaştıktan sonra eklemelerim de vardı fakat benim.

    sistemler üzerine konuşurken gözden kaçan bir konu, minicik bir sorun var: doğru sistem elbette bulunur fakat bunu uygulamaya güç yetmez. örnek: miras sisteminin olmadığı ve gelire alt-üst sınırlar getirilmiş bir kapitalist düzen gayette eşitlik ve özgürlük getirecektir. bu kadar basit iki cümlenin yasalaşmasının akabinde zengin sınıfının mal ve nakit varlığı alt sınıflara ve sosyal hizmetlere dağıtılmaya başlayacaktır. fakat gerçek sorun doğru sistemin bulunamıyor olması ya da uygulanamıyor olması değil buna zengin sınıfınca izin verilmiyor olmasıdır.

    o yüzden kuramcılar bence boşuna kafa patlatmasınlar, sorun doğru sistemi bulmakta değil onu uygulayabilmekte. dolayısıyla anarşizm denilen şey elbette taşla sopayla olacaktır. kitabın en büyük çelişkisi ise şans faktörünü es geçmesidir. yani her çalışan çabalayan zeki insan banker olamaz, şanslı olanlara piyango vurur. kendine piyango vuranın da ben özgürleştim işte gerçek anarşist benim diye sayıklaması boşunadır.
    abi
  2. can yayınları'nın -pessoa'nın bir başka ulvi rüyası olan- şeytanın saati ile birlikte bastığı eser.

    bozguncu ve alaycı üslubuyla bana albert camus'nün düşüş'ünü hatırlatır.

    (bkz: düşüş - albert camus)
  3. kısacık bir anlatı olsa da çok yoğun bu yüzden ağır ağır ve sindirerek okunması gerekiyor, oldukça derin anlatımları var.
    sanıyorum ki bir süre sonra 1-2 kez daha okuyacağım, okumam gerektiğini düşünüyorum. ilk okumada kaçırdığım yerleri tamamlayabilmek açısından.

    kitaplıkta bulunması gereken, ara ara ele alıp göz atılacak kitaplardan.

    ayrıca çekip aldığım şu cümle çok hoşuma gitti: "devrimci bir rejim savaşçı bir diktatörlüğün ya da daha açık deyişle askeri ve zorba bir rejimin dengidir, çünkü toplumun bir bölümü tarafından tüm topluma dayatılmıştır."