1. iyi de olsa kötü de olsa insana acı verir.
  2. anılar, anılar, anılar yıllardan beri biriktirdiğimiz bizi biz yapan olaylar dizini.

    geçmişimiz, deneyimlerimiz, yaşadıklarımız. bazen gülümseten, bazen ağlatan, bazen içimizi sızlatan, bazen de sığındığımız anılarımız yani biz toplamı.

    öğrenim hayatı , mahalle, çocukluk, iş hayatı anıları. birde onları paylaştığımız insanlarla bir araya geldiğimizde, o an bulunduğumuz kimlikten sıyrılıyor, birlikte olduğumuz insan ya da insanlarla, eski kimliklerimize bürünüyoruz.

    bir yazar için de anılar, sanatını geliştirmesinde güzel eserlere hayat vermesinde en verimli kaynak oluyor. kimi gün onlara sığınarak, kimi gün de ele alıp yeniden kurgulayarak kalıcı bir yazıya dönüştürüyor ve ebedileştiriyor. bu yüzden anı kitaplarının okuyucu oranı yüksek. anılar kişiye özel olsa da, kendi anılarımızda benzerlik bulabiliyoruz.

    kendi anılarımızı paylaşarak ama en çokda hatırlayarak hafızalarımızın tozlu raflarından çıkartıyoruz. o raflarda herkesin biriktirdiği mutlu, mutsuz anıları var. aslında o anıları hatırlamakta da fayda var.

    anılarımız ne kadar acı ve mutsuzlukla dolu olursa olsun, kimse belleğinden kopmak istemez. geçmişin birikimini taşıyan bu bellek, yaşantımızı kurduğumuz binanın temelini oluşturduğu gibi, yaşamın anlamını sorgulamamıza da yardımcı oluyor.

    melih cevdet anday bir şiirinde şöyle der.

    oysa ne çok geçmiş var, ne çok zaman
    ne çok gelecek, ne az zaman
    benzerlikle karşılaştık, susalım,
    kapalı bir avuçtur sözcük
    neden açıp da sormak ister insan?
    sorup da dönenimiz yok.

    beliki de yaşamak anımsamaktır bilemedim şimdi.
  3. hayattan daha büyük ve daha gerçek olurlar
  4. anılar.kimi zaman çocukluğuma dair ufak bir ayrıntı anılarımı, bazen ilk gençliğime dair koca bir park hatırlatır canladırır anıları. kötü anlarımın olduğu dönemlerde dahi , iyi olan kısımları bir fotoğrafın banyo sonrası asıl halini alana kadar ancak zihnin görsellik çerçevesinde şekillenir. yaşadığımız bütün şeyler sonraları anı hanesine şu ya da bu şekilde birikirler.bu birikimler deneyim hanemize de bir şeyler katar.bazen yıllar önce okuduğumuz bir kitabın sararmış sayfaları, bazen her gün gittiğimiz ama artık kapanmış veya gelişmiş eski mütevaziliğinden uzak bir mekan, bazense sadece bir filmdeki dialog bizi bambaşka pencereleri açan geçmişle ilintili hafızalarımızı ziyaret eder ve şöyle der.'' iyisiyle kötüsüyle bütün anılar senin bir parçanı oluşturur.onları arada hatırla ki, iyi olanlarından memnuniyet duy, kötü olanlarındansa ders çıkar.''
  5. teknik olarak zihnimiz bir anıyı canlandırdığında, aslında o âna gitmiyor, o hatırayı en son ne zaman hatırladıysak onu hatırlıyor, canlandırıyor. ama bu durum beynin müdahalelerinden izole bir biçimde gerçekleşmiyor; bir hatırayı her zihnimizde canlandırdığımızda ona ufak dokunuşlar yapıyor ve bazı çevre ses ve imajları siliyoruz. böylelikle hatıralarımızı her anımsadığımızda onu deforme ediyor, iyi bir anımızı zaman geçtikçe biraz daha allayıp pulluyor, kötü anımızı ise her defasında daha içinden çıkılmaz bir duruma sokuyoruz. o yüzden en eski anılarımız (çocukluk çağı) en çok üzerinde değişiklik yaptıklarımız; bu yüzden hep biraz daha toz pembe, daha pastel..
  6. "mutluluğun anısı kadar büyük bir acı yoktur."
  7. geçmişte yaşadığımız belirli bir konusu olan zaman dilimi.
  8. yaa baslik bana -artik zihnime benligime nasil kazindiysa- coskun sabah'in anilar sarkisini hatirlatti. 45dakikalik okul servisi boyunca artik soforun o anki mood'una gore arabesk fantezi turk sanat, turku murku ne varsa ezberlemisizdir istemsiz sekilde. simdi eskaza bir yerde duyacak olsam o eski sarkilari istemsiz miridanir devam ettiririm gun boyu. sonra cevremde kınanırım bir guzel. simdi bu basligi gordum ya artik sabaha kadar ...
  9. şimdi size iki ayrı parfüm şişesinin bendeki etkisini anlatacağım...

    sene 1995. babam yeni bir parfüm almış (bkz: joop) süper bi kokusu var. aldığı ilk gün sıktıktan sonra evde bir telefon konuşması yaptı. ertesi günde bir trafik kazasında kaybettik babamı. nasıl bi kokuysa babam gitti ama günlerce o koku telefondan gitmedi. günlerce o parfüm şişesine baktım. baktım baktım baktım... ağladım ağladım ağladım... elimde bir parfüm şişesi vardı ama yanımda babam yoktu.

    sene 2015. doğum günümde sevgilim bana parfüm hediye aldı. süpriz yapmış. akşam kardeşimle göndermiş, görünce çok şaşırdım. kokusu çok güzel. dedimki bunu ilk sıktığım gün onunla buluştuğum gün olsun. (bkz: tresor) bir daha buluşamadık. ayrıldık. ben yine bir parfüm şişesine baktım baktım baktım... ağladım ağladım ağladım... elimde bir parfüm şişesi vardı yanımda sevdiğim yoktu...

    bu neyin metaforuysa artık 20 sene sonra yine bir şişe ve ben baş başayız...
  10. göksel baktagir'e ait, üniversite yıllarımın yalnız ve uzun gecelerinde dinlediğim muhteşem bir enstrumantal eser, bu adam bir harika

    göksel baktagir - anılar