• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (6.60)
anne baba ve diğer ölümcül şeyler - yalçın tosun
anne, baba ve diğer ölümcül şeyler bir ilk kitap... olgun bir dille, dipdiri öyküler kotarıyor yalçın tosun. insana, dünyaya, çevresine, dahası kendi içine eğilip bakma gözü pekliğini gösterirken dostluğu, sevgiyi, mutluluk arayışını da hüzünle dillendiriyor. dile gelmeyen, onun kaleminde incelikli bir kurguyla, alttan alta duyuruluyor.
notre dame de sion edebiyat ödülü alan bu kitabı, yeni öykücülüğümüze hatırı sayılır bir katkı olarak da görüp okumalı.
(arka kapak yazısı)
  1. yalçın tosun'un adını çok sevdiğim bu öykü kitabı andre gide'den "senin için kendi ailen kadar, kendi odan kadar, kendi geçmişin kadar tehlikeli bir şey yoktur." alıntısıyla başlıyor ve içeriğine dair sinyalleri veriyor. içindeki tüm öyküler birer roman ağırlığında, derinliğinde.

    !---- spoiler ----!

    öykülerin hepsi içinde şiddetli acılar barındırıyor ve ensest, eşçinsellik, taciz gibi vurucu temalar hakim. özellikle ensest gibi bir konu kısacık hikayelerde, göze sokulmadan ama farkedilmeyecek kadar da gizlenmeden böylesine başarılı ve keskin bir dille işlenince ortaya etkileyici ve sarsıcı bir kitap çıkmış.

    !---- spoiler ----!

    beni en çok etkileyen öykülerse; en kısalardan bir tanesi olan "ölüler uzar" ve sıra dışı anlatım biçimiyle 3 acı yaşam öyküsüne 8 sayfada tanık ettiren ve yanı başımızda yaşanıp gitmiş gibi etkileyen "unutmabeni çiçekleri".
  2. en sevdiğim öyküsü "aynada" olan bu muhteşem kitabın 2011 yılında notre dame de sion ödülünü de aldığını ekleyeyim. ayrıca yalçın tosun kitaplarını okuyanlar kendisinin ne kadar çok sinemayı sevdiğini anlayacaktır. karakterler arasındaki geçişleri o kadar ince o kadar güzel yapar ki bir film izliyorsunuz havasına kapılabilirsiniz. ayrıca diğer kitaplarında da gördüğüm kadarıyla karakterlerini çoğu zaman fiziksel yönden bir "eksiklik" çeken insanlar üzerine kurar. bu kitap yalçın tosun'a başlamak için iyi bir kitap. zaten bu kitabı okuduktan sonra diğer kitaplarını da bir an önce okumak isteyeceksiniz.
  3. kısacık öyküler, bir solukta okunur diye düşünmüştüm. ama hayatın öyle zor yerlerinden, öyle ihmal edilmiş ve örsenlenmiş insanlarından söz ediyor ki yalçın tosun, bir solukta okunmuyor. soluğu kesiyor. sindire sindire okumak gerekiyor. boğazda bir yumrukla okunuyor. en sevdiğim öykü unutmabeni çiçekleri oldu. en çok hoşuma giden de son yıllarda edebiyatın pek ilgisini çekemeyen mevzulardan biri olan yaşlılık ve yaşlılarla ilgili sözleri.

    !---- spoiler ----!

    "yaşlılık böyle bir şey işte. insanın aklına geçmişten bir görüntü geliveriyor ansızın. mutluluk ve hüznün karıştığı - ama hep hüznün hakim olduğu - birbiriyle ilgisiz anların kopuk resimleri. sanki yılların pis kokulu tortusu akıp gidiyor yaşlanınca, bütün o kirli duyguların çapağı temizleniyor. bir o iki duygu kalıyor geriye ve onların hatırlattıkları. ansızın çakan şimşekler misali parlayıp göz önüne yerleşen görüntüler."

    "yaşlandıkça insan hayallerinde daha özgür, yaşadıklarında daha mı kapana kısılmış oluyor - ki ben hep yaşlanınca hayaller tükenir sanıyordum - "

    !---- spoiler ----!