1. en güzel yemeği o yapar yuppiçiküpğ
  2. (bkz: hüseyin atlansoy)
    iyi günler ilerde anneanne
    iyi günler ilerde
    bense yirmidört saatlik
    günlerdeyim anneanne

    rüyalarında senin ne kıyamet kopuyor
    ne de bir gül düşüyor dalından
    sen böyle istersin bilirim
    gülümseyerek anneanne

    oysa ne sarışın kızlar
    göz kırpıyor esmer delikanlılara
    ne de ortadoğu
    bir gül bahçesi oluyor

    yine de iyi günler
    ilerde anneanne
    esmerliğimiz
    kıyamet herkese

    halime bakıp üzülme anneanne
    bir bakarsın dayımla beraber
    ortak bir iş kurar
    belki bir süpermarket açarız

    ne dersin, kasada da
    muzaffer durur, gülümseyerek
    yok yok olur, dandy, pop-corn
    ve kalve çorba satarız.

    kahrolsun amerika deriz sonra
    kahrolsun fransa çin ve mançurya
    kahrolur biz böyle deyince
    devr-i daim düzeniyle dönen dünya

    mançurya da kahrolur
    niye kahrolacaksa

    anneanne, müzmin
    başağrılarım artıyor
    işte yaşamak bu deyip dostlar
    müttefiklere gülümsediğinde

    anneanne, ah anneanne
    çıkış yok ve bu tereke
    rahmetli dedemin yüreğinden
    daha eski bir mesele

    yüreğimiz bölüştürülemez
    iyi günler ilerde

    sade ekmeği bildiğimiz
    günler geçmişte
    ve güzeldi anneanne
    şimdi ekmek dile gelse
    boğazımızdan geçişine
    utandığını söylerdi

    iyi günler yok!
    iyi günler yok anneanne

    kıyamet bize
    kıyamet bizekıyamet bize

    kıyam/et bize

    (hüseyin atlansoy)
  3. özlediğim yegane insan.

    annemle babam ayrılınca yanına taşınmak zorunda kalmıştık. hatırlıyorum da o zamanlar hiç istemiyordum onunla yaşamayı. tanıdığım diğer insanlardan farklıydı. kimseyle derdini paylaşmayan, dışarı çıkmayı sevmeyen, sessiz bir kadındı benim gözümde. bana anılarını anlattıkça neden böyle yalnız kaldığını anladım. zamanla hayatımdaki en önemli insan oluverdi. bana her zaman çalış kızım çalış kimseden fayda yok derdi. dershaneyi, okulu ekince bile onun yanına giden bir çocuktum. onunla yaşadığımız süre boyunca hep hastaydı. her gece allaha onu benden almasın diye dua ederdim. yalvarışlarım dinlenmedi.

    onu kaybettiğimiz sene liseye geçiş sınavına hazırlanıyordum. bir hafta sonra sınavım var diye öldüğünü benden sakladılar. cenazesine bile gidemedim. çocuktum çünkü benden beklenilen o aptal sınava girip yüksek bir puan almalıydım.

    11 sene oldu ve ben hala rüyalarımda onun baska bir şehirde yaşadığını, aslında kanser tedavisi olmak için gittiğini ve sonunda iyileştiğini görürüm.

    arkadaşlarıma anlatırken, hala yaşıyormuş gibi konuşurum ondan.

    sesini unutmaktan öyle korkuyorum ki.
  4. hayatımdaki en önemli kişidir. bir kadın, bir birey olarak ne biliyorsam hepsini ondan öğrendim. kişiliğimde en önemli paya sahiptir.
  5. benim için ömürdür. kendisine hitap ederken ömrüm diye hitap ederim. öyle bir kadın ki en mutsuz anımda bile beni deli gibi mutlu eder, sevgisini gösterir, kahkaha attırır. bir anneanneden daha fazlası olabilir. ellerindeki, yüzündeki her kırışıklık bir olayı ifade eder aslında.

    şu sıra yüzünde gördüğüm yaşama isteksizliğine, ölüm arzusuna dayanamıyorum. ah bilmiyor ki torunu için ne ifade ediyor, bilse yürümez haliyle koşmaya başlardı. dün annemin söylediğine göre doktoru en fazla 3 yıl ömür biçmiş kendisine. yok dedim benim anneannem daha uzun yaşayacak. kim inanır bu yalancı doktora!

    ve itiraf etmeliyim onun hakkında şu an şimdiki zaman kipiyle yazarken bir süre sonra -di'li geçmiş zaman kipiyle yazmaktan çok korkuyorum.
  6. kimi zaman varlığımı sorgulama sebebim. olmasaydım olur muydu acaba?