1. insanı mutlu eden nadir konulardan birisi....
    kendi düşüncelerinizden insanlarla çok iyi hissetiren bir olay....
    tek sığınağımdır, üstüme yıkılmasını istemediğim....
    hiçbir arkadaşımın arkadaşlığını bitirmesini istemem.
  2. heteroseksüellerin hemcinsleriyle, homoseksüellerin karşı cinsleriyle, bu iki sınıfa dahil olmayanlarınsa sevişmek istemeyecekleri insanlarla kurduğu ilişki türü. belki insanlar dışında hayvanlarla, bitkilerle, eşyayla da kurulamaz mı diyenleriniz olacaktır: evet onlarla da kurulabilir fakat bu onları kişileştirmekle mümkündür. insan ilişkileri en üst seviyede, başkasında kendi ideal benliğini görmek şeklinde; bu seviyeden aşağıya doğru kendine en çok benzeyenlerle yakınlaşmak şeklinde kendisini gösteriyor. en tepedeki aşktan aşağı doğru gidildikçe farklı seviyelerde arkadaşlıklar, daha aşağısında kayıtsız kalınanlar ve daha aşağısında sırasıyla sevilmeyenler ve nefret edilenler bulunuyor. bu yapı ters ya da düz piramit, silindir gibi şekillere benzetilebilir. insanların kurduğu ilişkilerdeki kıstasın kendileri olduğunu bazı hayvanseverlerin tutumundan gözlemleyebilirsiniz: genellikle haklarını savundukları hayvanlar en çok empati kurabildikleri, insana en çok benzeyenlerdir. sineklerin, böceklerin haklarını savunan hayvansever de hiç görmedim ama yine de temkinli davranıyorum. yani bence böyle işte.
  3. oxford üniversitesi araştırmacıları; daha fazla arkadaşa sahip olan insanların acı toleransının daha yüksek olduğunu keşfetti.

    deneysel psikoloji departmanı’nda doktora öğrencisi olan katerina johnson, nörobiyolojimizdeki farklılıkların bazılarımızın diğerlerinden daha geniş sosyal ağlara sahip olduğunu açıklamada yardımı olup olmayacağı üzerinde çalışmalar yapıyordu.

    johnson, beyinde endorfin olarak adlandırılan kimyasalla ilgilendiğini belirtmişti. endorfinler, bilindiği gibi, acı ve zevk devresinin bir parçası; vücudumuzun doğal ağrıkesicisi, aynı zamanda bize zevk duygusunu tattıran bölüm. daha önceki çalışmalar, endorfinlerin insan ve diğer hayvan türlerinde sosyal bağlanmayı desteklediğini göstermişti. bir teori, sosyal etkileşimlerin, endorfin beyindeki opioid reseptörlere bağlandığında, pozitif duyguları tetiklediğini savunuyor. bu bize, arkadaşlarımızla görüştüğümüz zaman salgıladığımız ‘kendini iyi hissetme’ duygusunu aşılıyor.

    bu teoriyi test etmek isteyen araştırmacılar, endorfinin morfinden bile daha güçlü bir ağrı kesici olduğu gerçeğine dayanarak yola başladılar. bu nedenle araştırmacılar, beynin endorfin aktivitesini değerlendirmek için acı toleransını kullandılar. eğer teori doğruysa, daha geniş sosyal ağlara sahip olan insanların daha yüksek acı toleransları olmalıydı; ki araştırmanın sonucunda vardıkları nokta da bu oldu. arkadaşlık, gerçekten de acıyı uzaklaştırabiliyor!

    katerina, bulguların farklı bir yönüne daha değiniyor: önceki çalışmalar endorfin sisteminin depresyon gibi psikolojik bozukluklar söz konusu olduğunda dengesinin bozulabileceğini göstermişti. bu durum, depresif insanların genellikle zevk/neşe eksikliğini daha çok hissetmesi ve içe kapanık hale gelmesinin açıklayıcı nedenlerinden birisi de olabilir.

    çalışmada ayrıca, yüksek stresli yaşam süren insanların daha küçük sosyal ağlara sahip olma eğilimleri bulgusu mevcut.

    katerina, bunun zamanla bağdaştırılabilecek basit bir problem olabileceğine değiniyor; daha çok çalışan, daha çok fiziksel aktivitede bulunan insanların, arkadaşlarını görmek için daha az zamanı var. burada farklı bir açıklama daha mümkün olabilir; fiziksel ve sosyal aktiviteler endorfinin ortaya çıkmasını sağladığından; kimi insanlar için spor yapmak ya da çalışmak, endorfin tetikleyicisi olarak görülüyor olabilir.

    çalışmalar, sosyal ilişkilerimizin miktarı ve kalitesinin fiziksel ve mental sağlığımız ve hatta yaşam süremiz üzerindeki etkisini gösteriyor. dolayısıyla araştırma için seçilen başlık, oldukça önemli bir başlık. tür olarak, daha zengin bir sosyal çevreye evrildik ancak içinde bulunduğumuz dijital çağda, sosyal etkileşimlerdeki eksiklikler, modern toplumun azalan sağlığına katkısı önemli faktörlerden biri, bunun bilincinde olmak gerekli.

    kaynak: sciencedaily.com
  4. arkadaşlık, iki kişinin birbirini etkileyerek çocuklaşabilme yeteneğidir.
  5. karşı cinsler arasında mümkün değil. çok gülüyorum aksini söyleyenlere. hem nasıl mümkün olsun ki? dönüp gider götünü kesersin, yakası açılsa gözün memelere kayar. olacak iş mi?

    ben inanmıyorum o yüzden arkadaşlığa. komik komik fularlı tipler savunuyor ama.
    trk
  6. "arkadaşlık, gerçekten de acıyı uzaklaştırabiliyor!" diye bir yazı okuyorsunuz. kendi üzerinizde test etmek istiyorsunuz. bence iki ucu...

    yani kötümser olmamak gerek evet. biriyle tanıştıktan sonra marjinal fayda noktasına geçip sonrasında aynı tadı almak herkes için geçerli olmayabilir ve çok da normal bir durum aslında. beğenilerin, zevklerin, tutumların, yaşam tarzlarının bu kadar akışkan olduğu bir zamandan bahsediyoruz neticede. bu bağlamda bakıldığı zaman menfaat adı altında bünyeye katılımlar yoğun bir etkinlik gösterebilir. karşınızdaki sizi, tüm çıkarları için kullanmak adına çember altına almış olabilir ve güzel "arkadaşlık" sıfatıyla bunu taçlandırır. ehh bunu anlamak ne yazık ki bazıları için bir zaman işidir.

    diğer yandan bakıyorum; bazı insanlar var ki duygularını öyle güzel, öyle candan yansıtıyor ki cidden yazıya o noktada hak veriyorum. bu his çok uzunnn zamanda kaybolmuyor üstelik. iyi niyetli olmayı bir kenara bırakıp kuşkular içinde boğulmak ve ön yargının dibine vurmak mı; yoksa gerçekten kötü niyete bir tekme atmak mı... siz karar verin artık.
  7. bir alışveriştir bence. bir şeyler alır bir şeyler verirsiniz, budur arkadaşlık. mesela hayat arkadaşlığını göze alalım, yani eşinizi. size hayatını, mutluluğunu, yeri geldiğinde de üzüntüsünü verecektir. bunlar sadece birkaçı. bence arkadaşlık kurabilmek için çok benzemek değil, azıcık -ama azıcık- farklı olmak gerekir bana göre. "neden?" diyeceksiniz, hemen anlatayım. eğer bu insanların zevkleri salt ve değişmez ise %100 yaşanacak şeydir bu. fakat ben yine de kişisel bir zevkten örnek vereyim:

    iki adamımız da metal müzik seviyor diyelim, bir süre boyunca birbirlerine deliler gibi grup önerirler. fakat bir süre sonra birbirlerini hızlıca tanır, fazla bir şey paylaşamadan birbirlerinden soğuyuverirler. konuşmayı keserler. çok kısa süre konuştukları için birbirinin düşünce tarzları hakkında da fikir sahibi olmamışlardır. bu yüzden -ön- arkadaşlıkları biter.

    önemli olan ikinci kısım ise birbirinize ne kadar açık olabileceğinizdir. herkes her insana karşı açık olamaz değil mi? burada karşıdakini biraz tanıma ihtiyacı duyabilirsiniz, ki duymalısınız da. onun düşünce yapısı, kişisel görüşleri vesaire. eğer bunlar sizin hoş karşılayacağınız bir doğrultudaysa güzel bir arkadaşlık olacaktır.

    en yakın arkadaşımla hiç benzemeyen bir ikili değiliz fakat başta belirttiğim gibi biraz farklıyız. o daha çok blues, rock severken ben daha çok metal dinliyorum. evet bunlar bir hayli yakın şeyler fakat farklar var, birbirimize katacağımız şeyler var. bazı zevklerimiz çok farklı. bunların üzerine konuşurken kuruluyor işte arkadaşlıklar. farklı şeyler olmalı. yoksa karşıdaki size hayatını veremeden arkadaşlık biter. sadece hayatını verirken olmuyor bu alışveriş. bilgi, birikim, öğreti, anı vesaireleri aktarırken de aynısı oluyor.

    arkadaşlık için iki tarafın da aynı hacimdeki birikimde olmasını düşünüyorum.
  8. gereksizliğini hissettiğim an bir anda sonlandırabildiğim anlaşmalardır. o alır sen verirsin bazen de sen alırsın o verir. eğer ki bir insanın bana katacak bir şeyi yoksa yanına yaklaşmam. ve eğer bir insandan alacak bir şeyim kalmamışsa bilgisayar misali onun hakkında bildiğim bütün verileri silerim. bazen kendimi bu yönden süper güçlere sahipmiş gibi hissediyorum. evet belki gözlerimden lazerler çıkarmıyorum, uçmuyorum, ya da telekinezi yapamıyorum ama hadi ama kaçınız bir "arkadaşını" birden bire geride bırakıp onu tamamen silebiliyor! sosyal medya da arkadaş sayım yediyi geçmiyor ve bu sayı her an daha da fazla düşebilir. evet etrafımda doğru düzgün bilgi alışverişi yapabileceğim kişi sayısı şu an sadece yedi. biliyorum "oha ne kadar asosyal" diye geçiriyorsunuz içinizden ama dönüp bir bakın arkadaş dediklerinize, kaçıyla bu alışverişleri gerçekleştiriyorsunuz? hayır sanırım ben tam anlamıyla bir oportunistim benden uzak durun iğrenç biriyim.
    hiciv
  9. samimiyettir. bu yoksa arkadaşlık değildir. adı üstünde arkanda duran sadık biri.
  10. iki kişi arasında yaşanan basamak olayı. üzerine basıp yükselemeyeceğiniz biriyle arkadaş olursanız sizin üzerinize basılır.