1. bünyenin okuma işlemini gerçekleştiremiyor olması durumu. hastalıktır. aydınlanma hastalığı.
    okuyamamaktan kasıt öğrenememek değil aksine üniversite okuyamamaktır. yoksa kişinin öğrenme açlığı ömür boyu devam eder. bazen olmuyor gerçekten. üniversite okuyamıyorum. çok uzun geliyor. tahammül edemiyorum. sevdiğim alanla alakalı bile üniversite okuyamıyorum çünkü o kadar angarya ders var ki... bögh. düşünsene 4 sene boyunca beynine zorla bilgi sokuşturuluyor. ezber yap geç... eğitim işi zor iştir. türkiye de olmuyor bu iş.

    uzaktan eğitim iki yıllık bölümler mis. ne zaman istersen sınavına giriyorsun. finaller 2 hafta değil 2 günde bitiyor. bölüm mesleki hazırlık amaçlı olduğundan elle tutulur bilgiler öğreniyorsun. öyle kolay falan da sanmayın. zordur. ama kısadır. kısa olması zorluğu elimine eder ve kolaylaşır bölüm. dersi kaçırma derdi yoktur. kaynaklar internettedir. isterken banyo yaparken ders çalış istersen poğaça yaparken. istediğin an kalk başından istediğin an otur. tam anlamıyla özgür yahu. kaprisli akademisyenler yok. kimseyle yüz göz olmuyorsun. mükemmel bir eğitim modeli.

    3 saat boyu seni bir sınıfta oturtup sayfalarca not tutturan sistem ile kıyaslamak bile istemiyorum. eğitim modernize edilmeli artık. uygulamalı alanlar bu işe uygun değil belki ama olacak.
  2. öncelikle i know that feel bro

    mühendislik öğrencileri için konuşursak,
    havuz derslerini ilk sene verememek bu işin başlangıç noktasıdır, öğrenci bu durumdan habersizdir. her şey normalmişçesine hayatına devam eder. aynı dersin 2. 3. kez alınıp tekrar verilememesiyle yavaştan belirmeye başlar, diferansiyel denklemleri 6. kez aldığınızda iyice ayyuka çıkar. artık eski tadı yoktur operatörlerin, laplace denklemleri anlamsızdır, riccati her zamankinden daha sıkıcıdır.

    bir kere geldi mi gitmek bilmeyen bir duygudur. uzak durmaya çalışın.
  3. rahatsız edicidir. notlar masanın üzerinde düzenli bir şekilde durur.
    fakat bir türlü o masaya oturulamaz.
    ramel
  4. açıköğretim 4. sınıfta okuyarak destek verdiğim haklı isyandır.
    lise arkadaşlarımın hepsinden daha iyiydi notlarım hepsi farklı illere ibf'de okumaya gitti. kimisi öğretmenlik kazandı hatta ağrı'ya falan gitti.
    biraz durumlardan biraz da istediğim bölüme puan yettiremediğimden okumadım. (hukuk) bir kaç yol sonra en azından askerliği kısa yaparım diye açıköğretim yazdım.

    bana kalırsa tek eksik yanı, üniversite arkadaşlığıdır. onun dışında çok iyi bir bölüm okunmuyorsa üniversiteyi örgün okumak gereksizdir. derslere ne zaman istersem o zaman çalışıyorum, siz vizeler finaller diye ağlarken ben test çözerek içten içten sırıtıyorum. işe gelirken internetten indirdiğim konu anlatım videolarını kulaklıktan dinliyorum.
    avantları saymakla bitiremeyiz.
    belki örgün okumak arkadaş ortamı falan daha eğlencelidir ama onca masrafa çekilen sıkıntıya değeceğini düşünmüyorum. her akşam anne yemeği yiyerek üniversite okumanın tadı ğaha biçilemez.
  5. mühendislik için konuşursak ortak alınan dersler angaryadır, insanı soğutur gerçekten. ancak eğitim süresi fazla demek yanlış olur. sadece lisans bitiren birisi mühendis gibi gözükebilir ama aslında o işin sadece temelini almış olur. örneğin almanya'da master yaptıktan sonra doktor ünvanı gibi mühendis ünvanınız olur onu kullanırsınız.
  6. aslında bunu hocalar kasıtlı olarak yapıyor eğitim seviyesi düştü ve öğrencilerden çöp olanı fazla 80 kişi girip senede 20 kişinin mezun olması işte bu yüzden strese dayanıklılıkmıdır psikolojik deneymi bilmiyorum ama ilk sene full verdiğim hiçbir kağıt full olmadı sonra sonra hakkımı almaya başladım inş. 2.5 seneye biticek 6,5 senede bitiriyorum erkencilerdenim :d