1. düşmekle özdeşleşen eylem. aşağı bakmak kendine, kendi yüksekliğine bakmaktır. orada, açıkta olmanın düşme hissi, baş dönmesi, özgürlüğü ise utanç olarak yaşanıyor olabilir. orada olmanın utancını yaşamamak için hiçliğe meyledebilir kişi. olmaktan korkar. olmak, ölmektir de çünkü. olmak, ölümün, ölümlülüğün habercisidir. işte o zaman olmamak için, ölmemek için*, ölümden kaçmak için bir yerlere, bir şeylere tutunma ihtiyacı duyarız. her şeyi biriktiririz. her şeyi yanımızda tutmaya çalışırız. yanımızda olmaları için kendimizi sevdiririz. tutunmak, biriktirmek ise bir noktadan sonra olgunlaşmanın düşmanıdır. benzetme doğru olur mu bilmiyorum ama armut bile olgunlaştıktan sonra düşmeyi göze alır ve artık yerdedir. ancak dalına tutunmamayı göze aldıktan sonra yeryüzüne iner. ve ancak dalından koptuğu vakit artık birilerinin kalın bağırsağında o ölümlü olacaktır. ya da kumbara dolduktan sonra kırılmalıdır.

    (bkz: ayakları yere sağlam basmak)

    uçak seyahatlerinden, yüksekten korkan ben, orada olmanın, açıkta olmanın tekinsizliğinin ve varlığımı hiçlikle telafi etmek maksadıyla bir şeylere tutunamamanın, yalnızlığımın korkusunu yaşarım.