1. aklın devre dışı kaldığı bir eylem. oysa insanı insan yapan aklıdır. insanı kurutur. insan için zararlıdır. sağlıksızdır. akılla seversin, aşık olmazsın.

    yüceltme içerir.
  2. aşık olmak mı, seçmek mi?
    başımı sağa sola çeviriyorum birer ikişer çiftler. ilişkilerini döküyorlar etrafa anlatsalar da anlatmasalar da. hepsinin özünde seçmek var, aa bu olabilir var, şu yönlerimiz benziyor var, bu özelliği hoşuma gitti var. birden artılar eksiler sıralanıyor ve artılar fazla gelince bir sevgili hâli ve aşık olduğunu düşünme. halbuki bu sadece bir seçim, ondan daha fazla artıları olan biri olursa gözü kapalı ona gitme hâli çıkacak ya da ondaki kusuru dahil sevmeme.
    birsen tezer'in konu ile ilgili çok yerinde bir şarkısı da var: aşk bu değil!
    ben mi? bana kalırsa tercih değil yönelim.
  3. mnb
  4. karşılıksız olanı insanda derin yaralar açan . sevmek, aşık olmak güzelde her şeyini verdiğin kişi bir gün seni aşkına inanmadığını onun yalan olduğunu söylerse eğer, işte o zaman insanın içine boğa oturmuscasına yük biner .
  5. birinin hayatınızda söz sahibi olmasına izin vermek. olmuyorsa bunu istemek. yine olmuyorsa buna zorlamak. yine olmuyorsa hayatınızın söze değer olmadığını düşünmek.
    abi
  6. ilk kez şehir içinde gördüğüm kıza aşık olmak gibi versiyonları olandır.

    sürekli olarak aynı minibüse biniyoruz, denk geliyoruz nedense. telefon numarasını alamadım henüz, hatta konuşamadım da(*:ciddiyim). ama nerede indiğimi biliyor. belki bir gün posta kutumda ondan gelmiş olan bir mektupla karşılaşırım. (*:swh)(*:platonik aşk)(*:hayaller)
  7. zor vallahi bir hayli zor iştir...

    olursa zorlamayın, olmuyorsa da zorlamayın...
    akışına bırakın...
  8. platoniği makbuldür. zira böylesi en sorunsuz ve en yüksek haz yaşatanıdır.
    asgari beklentiyi barındırır bünyesinde. gözünüz çok yükseklerde değildir dolayısıyle çirkefliğe aman vermez.

    hakkını verin la ızdırabın.
    ozeus
  9. çok güçlü bir duygu olmasının temelinde tamamen evrimsel bir süreç yatar. her canlı türünün amacı, genlerini bir sonraki nesle aktarmaktır. ancak bu aktarma işi zahmetlidir (cinsel ilişkinin efor gerektirmesi, doğum sürecinin zor ve sancılı olması vb.). doğa bu sebepten aşkı icat etmiştir. yani aslında daha sonradan yaşayacağınız acı ve zorluklara karşı doğanın size ilişkinin başında verdiği bir rüşvettir.
    vücudumuzdaki her duygu gibi aşk da kimyasal bir reaksiyondur. ve 7 aşamadan oluşur.

    1. feromon denilen bir salgının kokusu bizi farkına varmadan karşı cinse ilgi duyup duymayacağımız açısından harekete geçirir.

    2. kokusu hoşunuza giden kişinin görüntüsü büyük oranda aşık olup olmayacağınızı belirler. kaslı bir erkeği beğenen kızlar, aslında iyi görüntüsünden ziyade bu erkeğin gelecekte kendisini ve çocuklarını iyi koruyacağına dair bir bilinçaltı dürtüsüyle uyarılırlar.

    3. düşünme ve hatırlama sürecini kapsar. davranışlar hatırlanır ve mantıksal süreçten geçer. yalnız bu süreçte çoğu zaman bilinçaltında yapılır. bir bayan,kaslı fakat sürekli tembellik yapan bir erkeği eleyebilir. bu süreç herkes için farklı işleyebilir.

    4. erkekler açısından geniş kalçalı ve iri göğüslü bayanlar genellikle tercih sebebidir. bu görüntü bilinçaltında kadının daha iyi ve başarılı bir doğum yapma ihtimalinin yüksek olduğu işaretini verir.

    5. bu adım çok önemli: uygun adayı bulduğunuzda stres seviyeniz artar. nörotransmiterler (sinir taşıyıcılar) bu adayla iyi bir bağlantı kurmanız için beyninizi uyarır. seksüel dürtüler gibi güçlü duygularımızı geçirmekten sorumlu olan kimyasal madde dopamindir. romantik aşk sadece bir duygu değil, beğendiğiniz kişiye bağlanmanızı sağlayan motive edici bir süreçtir aynı zamanda. bu süreçte seratonin değeriniz düşer. eğer seratonin değeriniz düşmezse obsesif bozukluklar ve bağımlılıklar gibi sorunlar olmasına neden olur. kara sevda denilen olay da aslında bu değeri düşmeyen insanlarda görünen takıntı halidir.

    6. eğer bir erkek bir kadından bebek sahibi olmayı düşünüyor veya istemiyorsa oksitosin ve testesteron oranları artar veya azalır. bu süreç aslında vücudunuzun, genlerini aktarmak için doğru kişiyi seçip seçmediğinizden emin olunması sürecidir. kadın için de aynı şey söz konusudur. bu iki hormon aynı zamanda aşkın solmasına ya da yok olmasına da neden olur. nihayetinde cinsel ilişkide bulunduysanız ve genlerinizi aktarma göreviniz bittiyse bu hormonların etkisi azalır veya biter. evliliğin aşkı öldürmesinin temelinde yatan sebep de budur zaten. diğer sosyal ve psikolojik nedenler işin bahanesidir. erkekler için amaç mümkün oldukça çok kişiye genlerini aktarmaktır. bu da aldatmalara sebep olur. kadın için ise erkeğin artık kendisini ve bebeğini koruyamayacak hale gelmesi aldatma nedeni haline gelebilir.

    7. son basamakta ise aile aşkı meydana gelir. eğer çocuk sahibi de olunmuşsa bireyler aile çatısı altında bir araya gelip olgunlaşmış bir aşk yaşamaya başlarlar. bu aşk, gençliğin aktif hormonlarının etkisinin azaldığı bir aşk türüdür.

    en nihayetinde dünyaya geliş amacınıza uydurulmuş güçlü bir bahanedir aşk. her ne şekilde yada amaçla olursa olsun, yaşamaya değer bir duygudur.
  10. aşk, insan fıtratının bir gereği olmakla, "çok gerekli mi" sorusuna doğru cevap bulabilmek arasında bir yerlerde gezen bir tanımdır.

    insanların, hormonlarının onları ele geçirmeye başladığı (o) malum yaşlardan, "sorumluluklarımı yerine getirmeden yaşamak ve büyümek zor" olgunluğuna ulaştığı güne kadar yaşadığı, yaşayacağı boş uğraşların tamamını kapsayan, çelişkisiz beyin uyuşukluğu dönemidir.

    "hiç de bile öyle değil" diyenlere de şu söylenebilir: damarlarında, vücudunun kendi üretimi olan bir uyuşturucu dolanıyor. bu illet kendini ve geleceğini görmeni engelliyor. denge kur ve sadece kendine endekslen....
    ya da hiç uğraşmayın, şöyle deyin: allah akıl fikir versin!