• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
Yazar erich segal
aşk hikayesi - erich segal
harvard’lı zengin sporcu oliver ile müzik öğrencisi jennifer’ın, neredeyse ortak hiçbir yanları olmamasına rağmen yaşadıkları, her şeyi göze aldıkları bir aşkın hikâyesi. erich segal’in kaleme aldığı, yayımlandığı günden bu yana milyonlar satan, film uyarlaması da bulunan aşk hikâyesi, filiz çakır’ın çevirisiyle yeniden okurla buluşuyor. bir çağdaş dünya klasiği olan bu kitabı okuduğunuzda hafızanızdan silinmeyecek bir aşka şahitlik edecek, etkisinden kolay kolay sıyrılamayacaksınız.
  1. oliver barrett, harvad'da okuyan bir hokey oyuncusu. müzik eğitimi alan jenny ise işçi sınıfından italyan asıllı bir amerikalı. bu iki zıt karakterin sınıf, aile, akademi, statü, din ve kültürel gibi farklılıkların ilişkileri üzerindeki etkilerini anlatan erich segal'in aşk hikayesi romanı, "aşk, asla üzgün olduğunuzu söylememektir" sözünün esasına dayanır. ilk bakışta talihsiz bir aşkı anlatan bir roman gibi gözükse de aslında, sevgi ve ölümün katı gücünü hissetmenin ötesinde, otobiyografik yanın ağırlığı ile yazarın yaşantısındaki ilişkilerin üzerine bir aforizmasıdır.

    aile kavramının çökmesi, baba-oğul ilişkilerindeki kırgınlık, yakıcı ve özlenen hallerine değinen detaycı ve titiz bir roman aşk hikayesi. bu ilişki detaylarında aşırıya kaçmadan okurun karşısına çıkardığı iki zıt karakter ile şekillendirir. oliver'ın aile yapısı ile jenny'nin aile yapısı, her iki tarafın yaşam görüşleri ve belirleyici rolleriyle ikili ilişkilerindeki etkileri farklı etmenler üzerinden yansıtır. tıpkı oliver'ın baskı altında büyümesi, baba başarısı nedeniyle ailedeki spor geleneğinin sürdürülmesi gibi tam tersi olan jenny'nin phil'le bağı ise güçlüdür. bir iki farklı yapısal döngünün aynı çember çizgisinde dönebileceğini gösterir. bu döngüyü sağlayabilecek tek bir kuvvet vardır; o da aşk.

    erich segal'in babası, yahudi geleneğini ve eğitimini destekleyen dini bir derneğin en aktif çalışanıdır. koyu bir yahudi olan baba, bu baskıyı erich segal'in üzerinde de uygular. geleneklerini öğretip ve yahudiliğinin temel eğitimini verir. babasının düşüncesine göre, modern toplumla kültürel bakımından daha zengin bağ kurabilecek tek din, yahudililiktir. bu konudaki diretişi oğlunun da dini geleneklerine bağlı yahudi ilahiyat fakültesi'ne gitmesini istiyordur. babasının baskısına karşı çıkan oğlu yerel bir devlet okuluna kayıt olur. ancak bu durum yahudiliğe karşı inancını ve sevgisini azaltmaz. aksine, yaptığı ibranice dil çalışmaları ile de vefasını gösterir. ibranicedeki dil ustalığı, latince ve yunanca bilgisiyle çok yönlü kültür kumbarasıdır erich segal. bunun esasında babasının eğitim üzerindeki katılığı, çalışmalarıyla filizlenir. yale üniversitesi'nde latin ve yunan edebiyatı dersleri verir ve ölümünün ardından ise "latin ve yunan meraklısı, sözcüsü" olarak anılır.

    yazarın hayatındaki bu tür detayları göz önüne aldığımızda, oliver'ın babasıyla ilişkisi, erich'in yaşamında yer edinmiş en kritik ilişkinin yansımasıdır. bir söyleşisinde "genç bir çiftin aşkından çok baba ve oğul hakkında yazılmış bir roman olarak görüyorum," der yazar. sade, akıcı bir üslupla yazılan aşk hikayesi, dinamiğini nesiller arasındaki zıtlığın enerjisinden kazanır. eserin beslendiği en güçlü kaynak, çatışmadır ve bu gücü ölümle sonlanan bir aşkın üzerinden giydirerek daha dinamik, daha ilginç, daha sevecen haline getirmiştir yazar eserini.

    senaryo yazarlığı da yapan erich segal, aşk hikayesi'ni ilkin film olarak tasarlar. önceden yazılmıştır senaryosu. birçok film yapım şirketinin kapılarını aşındırır. ancak "klişe, bayağı" olduğu gerekçesiyle reddedilir. bir süre sonra senaryoyu yeniden ele alarak 1969 noel tatilinde yazmaya başlar ve ertesi yılın sonlarına doğru bir roman olarak tamamlar. şuan okuduğumuz, yapımcı bulamamış bir senaryonun romana dönüşmüş halidir kısaca.

    1970'te yayımlandığında, new york times'in çoksatanlar listesinde ilk sıraya yerleşir ve başarısı hiç düşmez. milyonlarca satılır ve birçok dile çevrilir. aynı zamanda yedi akademi ödülüne aday gösterilir. üstelik aynı yıl içinde reddeden film yapımcıları, romanın filme uyarlama teklifiyle geri döner. arthur hiller'ın yönettiği film, 200 milyon dolarlık hasılat elde eder.

    ancak segal, ilk eseriyle yakaladığı bu ani çıkışı diğer romanlarında sürdüremez ne yazık ki. 1977'de yayımlanan jenny'nin ölümünden sonrası hayatını anlattığı oliver'ın hikayesi adlı ikinci romanı, ilki kadar ilgi görmez ve diğer romanları da ilkindeki çizgiyi ve başarıyı sürdüremez. buna rağmen üretmeye devam eder. ercih segal, "sanırım yazmasaydım, sanata büyük bir özlem duyarak yaşayacaktım. özlemim üstün geldi ve yazdım," der. sadece yazar değil, aynı zamanda olimpiyat oyunlarının yorum ekibindedir. yirmi beş yıldır mücadele ettiği parkinson hastalığında dahi yazmayı bırakmaz. londra'daki evinde kalp krizinden vefat ettiğinde, erich segal yetmiş iki yaşındadır.

    baba-oğul diyaloglarının yanında, oliver ve jenny'nin sevgisindeki coşkulu boyutu, aşkın bir kez daha tanınmasını sağlıyor erich segal. aşkın kapıları sonuna kadar açılırken oliver ile geleneklerin nasıl delineceğini, baskının kararlılıkla nasıl yıkılacağını en saf, karmalıklığa sürüklemeden, yalın bir tavrıyla dillendirir.

    kırk yedi yıl sonra yepyeni yüzüyle ve filiz çakır çevirisiyle okur karşısına çıkan aşk hikayesi'ni bir kez daha okumak, yaşadığımız bu çiğ çağda aşkın yüceliğini hissettiriyor. aynı zamanda, erich segal'in yaşantısındaki gizdökümlerini de...