• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (4.00)
aşk iki kişiliktir - ataol behramoğlu
"bu 'on ayrılık şiiri', ayrılık izleğine öylesine yalın, öylesine kırık, öylesine suskun yaklaşıyor ki, ayrılığın kavurucu acısı olanca duyumsanıyor.
(...) 'anlaşılmaz', 'okunamaz' şiirlerin sanatlık değer taşıdığı iddiasındaki günümüzde, ataol behramoğlu herkes için, hepimiz için şiir ülküsünü koruyor."
-selim ileri, cumhuriyet, 19 mayıs 1999-

" 'aşk iki kişiliktir' şiiri, bir yandan, yaşamdaki sürekli değişim içinde yaşanmış, anısı bile kalmamış bir sevginin bıraktığı, ölümü de düşündüren büyük acıyı dile getirmekte, bir yandan da ölüm ve aşk arasındaki karşıtlığı belirleyen bir karşılaştırmaya giderek ölümün tek başına, aşkın ise mutlaka bir başkasıyla yaşanan bir gerçek olduğunu vurgulamaktadır. (...) bu şiirin etki gücünü, oluşturduğu ritim ve ses yakınlıklarının yanı sıra anlatımındaki içtenlikten aldığını söyleyebiliriz."
-prof. dr. doğan aksan, şiir çözümlemeleri, bilgi yayınevi 2003-

"kendi yaşantısının hangi kesitini attila jozsef ile buluşturuyor. bulmak size kalıyor. sayfalarda yavaş yavaş ilerleyin. akıp giden hayatlar gibi. 'on ayrılık şiiri'ne gelene kadar. lirizmin etkisine iyice kapılarak, onunla beraber yaşadığınız ayrılıkları hatırlayın. biraz hüzün, biraz da yeni umutlar besleyerek."
-hale seval, kitap rehberi, ağustos 1999-

(arka kapaktan)
  1. ataol behramoğlunun incecik şiir kitaplarından biri. ''on ayrılık şiiri'ni barındırır. bu on şiirden en sevdiğim:


    başka biri olacaksın istemesen de
    tenine başka bir ten dokunduğunda
    gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle
    başka bir nefesle karıştğında nefesin

    başka biri olacaksın istemesen de
    gece uykunda ya da gün ortasında
    irkileceksin apansız bir duyguyla
    bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi

    başka biri olacaksın istemesen de
    bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
    tüketecek ömürlerini birer birer
    değişecek yeri bir dolabın,pencerede bir çiçeğin

    başka biri olacaksın istemesen de
    dudaklarında benden sonraki bir çizgi
    tanımadığım bir ton gülüşünde
    ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin

    sonra,sonra başka birisin.
  2. bana göre aşk tek kişiliktir ki yılmaz odabaşı yazmıştır
    .
    aşk tek kişiliktir

    tek kişilik kalabalıktır aşk.
    aşk tek kişiliktir; ikinci bir kişiye bilet yoktur.
    kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi,
    kendinin mayası; herkes sevgisini sever...

    aşk nedir incil'e göre? nedir tevrat'a, zebur'a, kurân'a göre?
    bu kitaplardaki aşklar küfürler neyin rengine göre?

    insandır, insan aslolan, insana göre
    bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde gitmek bir yalnızlıktır.
    bütün gitmeler bir yalnızlıktır kalmaya göre...

    sevginin ve cesaretin cesetleriyle günler ağır ve kirli tortusunu bırakırken ömrümüze; günler, düşlerimize, özlemlerimize...uzaklığın şakağında kaç namlu kimbilir yakın olmasın diye?
    sonra biz buradan uçurumlara teslim olan gençliğimizle!

    en rezili belki parayla insan arasındaki yalnızlıktır; hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, hiçbir aşk, hiçbir kitap bu yalnızlığın kurallarını bozamıyor
    bu da bir yalnızlıktır...

    'yalnızlık bir yağmura benzer'
    yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük, bir bir türküleri, telaşlı koşuşları, bir bir silahları, tabuları, ayrılıkları; çoğaltıp yalnızlığımızı feodal tekkelerde ellerimizin üstünde bir el bile yokken bölüştük vuruşları.

    sonra bir geceydi ve yalnızdık; çoğalttık susuşları...
    yağmura yakalandığımız geceye çarptık; geceye olmadı.
    ama biz paramparçaydık!

    ve hayat gaspetti o mağrur duruşları...

    hâlâ dağların üstünde, zambakların içinde işte şu hayat; destan ve yalnız hayat!
    yalnızlığa halay halay ellerim;
    kırılası kırılası ellerim!
    benim ellerim, yuh ellerim, şair ellerim...
    kalemimi silahıyla koruyan, kalemi de silahı da yalnız ellerim;
    'yalnızlık bir yağmura benzer'
    yağmurda sırılsıklam ellerim...

    daha birileri biryerlerde yaralardan söz ediyor; sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce...
    ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız.
    yarayı anlatan, anlatırken; yara ise orada yara olarak yalnız!
    destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim!

    herkes kendine göre bir yalnızlıktır!

    iyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar, doğarken biz de spermdeki olasılık kadardık; o olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık.
    şimdi de yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır.
    hep mengenede, kaderde en çok da yaşamak bir olasılıktır.

    sevişmek ey, yaşamak bir olasılıktır!
    yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor ve eskiyoruz...
    seviştiğim gece emzirdiğim gecedir,
    özümü katarım ona;
    geceyi kanatırım gece beni kanatır.
    gece insanlığımız
    insanlığımız ise yalnızlıktır...

    giderek insanlaşıyor, uygarlaşıyor ve insansızlaşıyoruz...
    'görgü tanıklarının ifadelerine göre'
    günlerin dağınık yüzü ter ve keder içinde;
    zanlıları her sabah o resmi geçitlerde...
    işte hayatlarımız intiharların ve cesaretlerin sustuğu yerde;
    hayatlarımız diğer hayatların da cesetleriyle...
    hayatlarımızda kimselerin bilmediği yalnızlıklar;
    ama kimseler bilse de bilmese de yalnızlık var ey bütün yalnızlıklar!
  3. "ölümdür yaşanan tek başına,
    aşk iki kişiliktir."