• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.00)
aşk ve devrim - serkan acar
filmimiz 20. yüzyılın önemli "milat"larından biriyle açılır. kemal yaşadığı öğrenci evinin kendine özgü karmaşasında, küçücük bir radyodan "sosyalizmin" yıkıldığı haberini dinleyen 20'li yaşların başındaki bir üniversite öğrencisidir. muhtemelen çok kısa bir süre önce edindiği ve ona uygun bir değerler sistemi geliştirmeye çalıştığı bir dünya görüşü, onun gözleri önünde ve o sistem içinde yaşayan insanlar tarafından yıkılmaktadır.

hemen yanı başlarında yaşanan bu yıkıma rağmen kemal'in de mensubu olduğu devrimci örgüt her türlü polis ve devlet baskısına inat üniversite ve işçi çevrelerinde büyük bir kararlılıkla mücadelelerini sürdürmektedir. siyasal mücadelesi kadar duygusal hayatı da yoğundur kemal'in. kendisiyle aynı siyasetten olan yoldaşı leyla'ya platonik bir aşkla bağlıdır. kimi zaman devrimci görevlerinin önüne geçen bir duygudur yaşadığı. en yakın arkadaşı ve yoldaşı abidin'in polis tarafından işkence sonucu öldürülmesiyle kemal, örgüt sorumlusu pala tarafından silahlı kanada alınır. artık illegal birisidir.

yönetmen görüşü





“aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar, av hikâyeleri hep avcıları övecektir”
afrika atasözü



aşk ve devrim, insan denen varlığın aidiyet duygusunu; toprağa kök salma ihtiyacını en yakıcı biçimde hissettiği gençlik yıllarını merkezine alan bir hikâyedir. mevcut kimliklerin yetmediği ve her türden yoksunluğun, açlığın (düşünsel, cinsel, ruhsal, siyasal vb.) varoluşu kemirdiği dönemlerdir bunlar. filme ruhunu veren bu gençlik duygusunun çekirdeği ise tutkudur. aşk’a ve devrim’e duyulan tutku… dünyayı değiştirmek için çıktığı yolda, “kahramanımız” için bu ikisi arasında bir fark da yoktur zaten.

filmin eksenine aldığı ve benim de mensubu olduğum bu kuşağa ait saklı kalmış pek çok hikâye olduğuna inanıyorum. her türden tarihi bilginin kahramanlık mitleriyle örüldüğü bir coğrafyada, filmimize konu olan kişisel yenilgi hikâyesinin de bastırılmış ve inkâr edilmiş bu öykülerin hapsedildiği sandığı açabilecek anahtarlardan biri olduğunu düşünüyorum.
  1. iyi mi kötü mü olduğuna karar vermekte zorlandığım filmdir. türkiye solunun hikayesini klasik olduğu üzere 70 lerde değil 90 larda olanlarla işleyen, oyunculukları güzel (her iki başrol oyuncusu da adana film festivalinde umut veren oyuncu ödülü almış) ancak senaryosu zayıf ve solcu tiplemesi son derece klişe filmin.(alt ekonomik sınıftan gelme, hayatını devrime adamaktan olsa gerek perişan bir halde gezip sürekli sigara içme, hop diye illegale kayma vs.)yine de döneme ilgililerin izleyebileceği bir yapım olmuş.