1. bu hissiyatın ayrı bir tanımı olması gerektiğinin ayırdına varmak bence batı medeniyetinin dünyayı algılayışına iyi bir örnektir.

    bu duyguyu çocukluğumdan beri arada sırada (belki senede sadece iki üç kez gibi nadir bir sıklıkla) tecrübe ederdim. hangi tetikleyicilerle ortaya çıktığını hiçbir zaman etraflıca düşünmedim. bunun başka insanlarda olup olmadığını merak bile etmedim. insanlara bunu sormak akımın ucundan dahi geçmedi. yaptığım sadece, bu duygunun yaklaşmakta olduğunu hissedince ona konsantre olmak ve anın tadını çıkartmak oldu. sanıyorum sadece kendime özel olduğu inancındaydım ve neticede üzümü yedim, bağını hiç sormadım.

    ama elin batılısı ne yapmış? bu duyguyu yakalamış, laboratuvar ortamına almış, orasını burasını incelemiş ve bir isim takmış: autonomous sensory meridian response. türkçe'ye nasıl çevirmeli? kendiliğinden yükselen duyusal tepki?

    "keşfinin" üzerinden 10 sene kadar geçmiş görünüyor ve youtube'da bununla ilgili 7 milyondan fazla video var şimdi. doğal olarak bu işin celebritileri de doğmuş.

    peki asmr'nin bu şekilde gün yüzünde çıkması ve süregiden otopsisi iyi mi oldu? tartışılır... bir kere pek çok youtuber olayı pragmatizme bağlamış durumda. örn., uyumaya yardımcı asmr, rahatlatıcı asmr, hipnotik asmr, vs. olaya bu tip bir amaç odaklılık katmak keyif olanı ödev haline getiriyor. yine de youtube'da damağa uygun asmr videoları bulmak hala mümkün. ama bu bile iyi bir şey mi emin değilim. olayın spontanlığını, beklenmedikliğini, sürpriz unsurunu ve nihayetinde kişiselliğini tamamiyle alıp götürüyor.

    enteresan bir asmr videosu ile veda edeyim.