• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
Yazar ahmet naim
ateşnefes - ahmet naim
ateşnefes, edebiyatımızın önemli bir yazarını, bugün çoğu okurun tanımadığı usta bir öykücüyü yeniden gündeme getirmeyi amaçlayan bir derleme. ahmet naim, zonguldaklıların deyimiyle 'kanca ahmet', yaşadığı bölgenin insanından, doğasından özel bir öykü çıkarmış, edebiyatımıza renk getirmişti. elinizdeki kitapta, kuduz düğünü ile dergilerde kalmış öykülerini bir arada bulacaksınız.
(sunuştan)
  1. ahmet naim'in 1968 yılında basılan ilk ve tek kitabı " kuduz düğünü" kitabındaki üç öykünün ve dergilerde yayınlanan diğer öykülerinin de eklenmesiyle 2009 yılında çıkan kitaptır.

    1960'lı yılların öykülerini okuduğunuzda aslında o yıllardan bu yana pek bir şeyin değişmediğini görüyorsunuz. batıl inançların drama çevirdiği hayatlar, cehalet, işci ve emek sömürüsü, fedakarlık, arkadaşlık, kavramları içinde derin düşüncelere sürükleyen bir kitap. yazı dili akıcı. okumaya başlayınca hikayelerin bir çoğu tanıdık geliyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. kitabı özel kılan gerçek öyküler olması. bizim insanımız, bizim gerçeğimiz, bizim sefaletemiz, bizim cehaletimiz, öykülerdeki dram ve ölüm teması kitabı kasvetli kılmıyor. durup düşündürüyor.
    sonu dramla biten öykülerinden biri olan "kuduz düğünü" öyküsünde aslında batıl inanışların insanlar üzerinde yarattığı sürü psikolojisine tanık oluyorsunuz.

    rasim ağanın oğlu ile demirci kasım ustanın oğlunu kuduz bir köpek ısırır. kasım usta köyde demircilik yapan fakir adamdır. hemen köpeğin ısırdığı yeri kısgın demirle dağlar ve yarayı açar. cocuk acıdan bayılır. daha sonra karısının boynundaki tek altını satarak çocuğunu istanbula aşı olmaya yollar. aynı işlemi rasim ağanın oğluna yapmak ister. rasim ağa karşı çıkar. oğlunu kuduz düğünü ile tedavi ettirecektir. harman yerinde düğün kurar. palgurtçu ilyas dayıyı bu düğün için tutar. davulcular gelir ve düğüne başlanır. amaç çocuğu uyutmamaktır. böylelikle çocuğun iyileşeceğine inanırlar. palgurtcu ilyas ölen kuduz köpeği ortaya getirir. kuyruğundan, bedeninden kapardığı tüyleri ateşe atar çocuk tütsülenir. öykü böyle devam eder.

    "kudurmuştu. günlerce yüklükten çıkaramadılar. sonra, güçlükle boş bir odaya kapadılar. acı acı bağırıyor, hırlıyordu" (kitaptan alıntı)

    bir diğer batıl inanç dramı olan "cinci mustafa" öyküsünde köylünün mustafayı cinci zanneder. mustafa her ne kadar cinci değilim dese de olaylar kötü yönde gelişir.

    "“içine cin girmiş bir insandan büyü ile cini çıkarıp sonra da meşalelerin ışığı altında davullar gümbürdeterek, kendisinden başka kimselerin göremediği cin efendiyi dolma tüfekle alaşağı etmesini ve tüfek patlayıp herkesin gözünü yumduğu sıra, kuşağı arasından çıkardığı koyun dalağını ileri fırlatıp atmasını ve attığını meşalelerin yardımıyla bulunca da, kanlı dalağı uzaktan köylülere göstererek, “nah işte habis..” demesini, babasının bütün zorlamalarına karşın öğrenmek istememişti.” ( cinci mustafa)

    madenci gerçeklerinin anlatıldığı " yoklama" adlı hikayede karısını hastahaneye götürmek için canını ortaya koyan bir maden işcisi ali'nin dramı vardır.

    “uşaklar, uşaklar! bu akşam, gece ortası vardiyasında üçüncü kılavuzda su iskandili yapılacak. iş eccük zor emme… bu işi becerende kumpenyenin elli has gaymeciğini hak ettin. iş tamam, para tırınk.” ( yoklama)

    "ateşnefes" hikayesinde tayyip çavuş ile nebeoğlu ahmet'in hazin hikayesi vardır.
    "arkadaş sevgisi" öyküsünde kazmacı şeremet ile lağımcı hamit'in öyküsü ölümde bile birlikte olan bir çift yüreği görürsünüz.

    gündelik hayatı yansıtan
    kolcu şaban
    bismillah
    ikramiye
    kısmet piyangosu
    tuluatçı
    sırat köprüsü
    kümük avrat

    öykülerinde ise özgürlük, aşk, vefa, sevgi, umut gibi kavramlar karşınıza çıkar.