• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
atlıkarınca - ilksen başarır
erdem, sevil ve çocukları edip ve sevgi’nin küçük bir kasabada süren yaşamları, sevil’in annesinin felç geçirmesi sonucu istanbul’a taşınmalarıyla değişime uğrar. edip, yatılı okulda olduğu on yıl boyunca evden uzaklaşmıştır; erdem’in ise iyi bir yazar olma hayalleri sürmektedir. bir şekilde değişen tavırlarını, içine kapanmasını ve mutsuzluğunu fark eden sevgi’nin ani tavır değişikliklerinden şüphelenen sevil, evin içerisinde yaşanan bazı olayları sorgulamaya girişir ve yıllardır kapalı kapılar ardında saklanan sırrı keşfeder. erdem bir trafik kazasında yaşamını kaybedince, ölümü ailede yeni sırların ortaya çıkmasına neden olur. küçük bir ailenin her üyesi hayatları boyunca tek başlarına taşımak zorunda kalacakları gerçeklerle baş başa kalır. kendilerine bile itiraf edemedikleri bu sır nedir?
  1. çok beğenmeme rağmen ikinci kere oturup izlemeye içimin el vermeyeceği,üstü kapalı bir anlatımla herşeyi fazlasıyla gözler önüne seren canım film.
    mavi
  2. teknenin denizde amaçsızca sallandığı sahne bütün filmi özetleyecek güce sahiptir.
    !---- spoiler ----!

    "birbirimizi daha çok seveceğiz dedi."

    !---- spoiler ----!
  3. bir daha töbe izlemem dediğim filmlerden.
    hiçbir şey açık açık gösterilmiyor belki de bu yuzdendir insanı bu kadar etkileyip bünyeye bu kadar ağır gelmesi.
    film bitince insanın içinde öyle bir tiksinti omzunda öyle bir yük kalıyor ki koşarak gitmek istese de koltuğundan kalkamıyor.

    -mert fırat çok iyi bir oyuncu. tekrar tekrar gördük bunu. ancak ne kadar iyi bir senaryocu olduğunu da anlatıyor film.
  4. !---- spoiler ----!

    lars von trier, "bir film, ayakkabının içine kaçmış bir taşa benzemelidir." der. atlıkarınca da bu tarz bir film. izlerken filmden haz duymamız engellenmeye çalışılıyor.seyirci olarak konumumuz suçlanıyor.yönetmen bizi de yavaş yavaş suça ortak ediyor. fakat filmin tek eleştirdiğim kısmı; final sahnesinde erdem, sevil'in kullandığı arabanın çarpması sonucu ölüyor ve bu sayede filmden biraz da olsa rahatlamış olarak çıkıyoruz. çünkü bütün o pislikleri yapan başkarakterimiz eşi tarafından öldürülmüş oluyor. eşi tarafından öldürülmesinin bizim açımızdan bir rahatlatıcı yönü de film boyunca izlediğimiz ve müdahale edemediğimiz bu suça aynı bizim konumumuzda olan sevil'in müdahale edip eşini cezalandırmasıdır. sevil bu cezalandırma ile hayatımızda görüp de müdahale edemediğimiz bütün suçların intikamını almış oluyor sanki. ama gerçekte öyle mi?

    !---- spoiler ----!
  5. "insanlar yaptıklarınızı unutur, hissettirdiklerinizi asla..." diye tanıtılan film bittiğinde kalbiniz sıkışıyor, nefes almakta güçlük çekiyorsunuz.

    dünyanın hiçbir babası kızıyla bu şekilde ilgilenmemelidir ve hiçbir baba çocuklarının ruhunda böyle bir iz bırakmamalıdır. her annenin gözü ve kulağı her an her saniye çocuklarının üzerinde olmalıdır dedirten filmdir.

    küçük kızın felçli anneannesinin karşısında oturmuş "utanıyorum, annemin yüzüne bakamıyorum" diye ağladığı sahne tüyleri diken diken etmektedir.

    filmin başında erkek çocuğun çok sevdiği tahta atını neden öfkeyle kırdığı sonda anlaşılmaktadır. babanın iğrenç yaklaşımının yarasını o da taşımaktadır.
  6. bu film çocuk istismarının tavan yaptığı şu günlerde, herhangi bir televizyon kanalında yayımlansa tepkiler nolur, etkisi nolur çok merak ediyorum.