• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.55)
avatar - james cameron
“titanik”, “yaratıklar (aliens)”, “terminator” filmlerinin efsanevi yönetmeni james cameron sinema tarihinde çığır açacak filmi avatar ile bir kez daha seyircileri büyülemeye hazırlanıyor.üç boyutlu (3d) sinema tekniklerinde son teknoloji ile üretilen ve “en yüksek bütçeli film” olarak akıllara kazınacak avatar 18 aralık’ta tüm dünya ile aynı zamanda sinemalarda!bizleri hayal gücümüzün ötesinde muhteşem bir dünyaya taşıyacak olan film na’vi adlı yok olmak üzere olan bir halkın yaşadığı pandora adlı gezegende geçiyor.
 
yarı-felçli bir savaş gazisi olan jake sully, kendilerine özgü dilleri ve kültürü olan, barış ve doğa ile örtülü bir çevrede yaşayan na’vi halkının arasına gönderilir.
 
askeri bir şirket uzaktaki bu gezegeni ve barındırdığı kaynaklaro incelemek üzere avatar adlı bir program oluşturmuştur. bu program ile insanlar genetic mühendislik sonucu yarı insan yarı na’vi haline getirilir ve misyoner olarak pandora’ya gönderilirler.
 
botanist  dr grace augustine (sigourney weaver) ile programa gönüllü olarak katılmış jake’in bedenlerinin avatar’ı yaratılacak ve böylece jake’e de felç olmuş bedenini başka bir formda kullanma şansı verilmiş olacaktır. na’vi halkından prenses neytiri ile tanışan jake, kendisini pandora’ya gönderen tehlikeden bu halkı savunurken bulur.
 
yabancısı olduğumuz bu yeni dünyaya jake sully isimli, tekerlekli sandalye mahkum kalmış bir gazinin gözünden bakıyoruz. fonksiyonlarını kaybeden bedenine rağmen içinde halen savaşçı bir ruh barındıran jake, dünyanın enerji krizini çözmeye yetecek kaynaklara sahip olan ve bu kaynakları araştırmak üzere bir birliğin çalıştığı pandora isimli gezegene ışık yılı yolculuğu yaparak asker olarak gönderilir. pandora’daki atmosfer toksik olduğu için avatar isimli program oluşturulur; bu programa göre insan “operatörleri”nin bilinçleri avatar isimli uzaktan kontrol edilebilen ve öldürücü etkisi olan hava koşullarında yaşam sürdürebilmeyi sağlayan biyolojik bedene bağlanır. bu avatarlar insan dna’sı ile pandora’nın yerel halkı na’vilerin genlerinin birleştirilmesiyle oluşur.
 
jake kendi avatarında yeniden doğduğu halde yürüme yetisini de geri kazanır. gezegendeki değerli enerji kaynaklarını elde etmelerine mani olarak görülen na’vi halkının arasına sızmakla görevlendirilir. fakat güzel bir dişi na’vi olan neytiri, jake’in hayatını kurtarır ve bu her şeyi değiştirir. neytiri’nin kabilesi tarafından kabul edilen jake, onlardan biri olmayı tabii kaldığı bir çok test ve macera sonrasında öğrenir.
 
jake ve gönülsüz eğitmeni neytiri arasındaki ilişki zamanla derinleşir ve böylece na’vi halkna sayı duymayı, sonunda da onlar safhında yer almayı tercih eder. yerli na’vi halkına destansı ve evrenin kaderini belirleyecek bir savaşta liderlik edecek ve böylece kabul görmesini sağlayacak son sınavı da verip veremeyeceği belirlenecektir.
  1. baştan belirteyim.

    ****spoiler içerir****

    sıkılmadan izlediğim 162 dakikalık film oldu benim için. görsel efektler filmi izlenir kılan en önemli faktör. insanlardaki yıkıcılığı anlatan bir temanın gideri var fakat, son yıllarda onun da cılkı çıkmaya başlıyor gibi. film yüksek bir bütçeye sahip olmasına karşın klişe tanımlamasından da sıyrılamıyor.

    (the last samurai filmindeki nathan algren) gibi, jake sully'nin kendini pandora halkına adayışını izliyoruz. e tabi aşk sosu da filmin olmazsa olmazlarından, bu tip atraksiyonlu filmlere zorlama aşk sokuşturmak, salça soslu makarnaya ketçap sıkmak gibi.

    bir de filmde, stephen lang'ın canlandırdığı miles quaritch karakteri var ki akıllara zarar. steven seagal filmlerinden hortlamış kötü karakterler gibiydi, birlikten kaçış sahnesinde kapı kırmalar, ardından şarjör boşaltmalar, operasyona çıkışta hadi bitirelim şu işi, akşam yemeğine yetişelim bla, bla, bla... yerine jean-claude van damme tercih edilse sırıtmazdı eminim.

    velhasıl kelam, görsel şölen, tırt senaryo. terminator 2: judgment day yönetmenine yakışmayan film.

    bir de bu denli gişe yapmış filmin başlığının, bu kadar gariban olması çok enteresan.
  2. 3 boyutlu izlenmesi keyifli olan bir film. son zamanlarda önüne gelen filme üç boyutlu gözlük gerekiyor, sektöre dönüşmüş durumda. bu filmde hiç değilse bi işe yarıyor diyebiliyoruz. filmin senaryosu klişe olsa da yeni bir diyar hayalini seyretmek güzeldi. bizim insan gene duramadı gitti oranın da lideri oluverdi.
    abi
  3. hayatım boyunca izlediğim tüm filmler arasında beni tartışmasız en fazla etkileyen film. bu film ile alakalı yıllar önce başka bir platforma yazdığım, boyut itibariyle mini bir destan kategorisine dahil edebileceğimiz bir yazıyı bulabilirsem buraya taşımayı düşünüyorum. bu nadide eseri yaratıp, hayatıma yön vermesinde başta efsanevi yönetmen james cameron olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürü borç bilirim..
  4. her ne kadar konu biraz "pochauntas-kızıl derili,soluk benizli" konusundan arak olsa da kesinlikle sıkmadan izlediğim bir film. özellikle görsel efektlere hayran kaldım. yaratılan dünya gerçekten çok güzeldi.

    konusuna gelirsek kısaca;
    !---- spoiler ----!

    dünyalı habitatını kirlettiği için kendisine ait olmayan bir yerleşim alanına zor kullanarak girmeye çalışıyor, yine ötekiler umutsuzca topraklarını korumaya çalışıyorlar ve yine kahraman bir dünyalı (şüphesiz amerikalı) ötekinin haklarını koruyor.

    !---- spoiler ----!