1. amerika kıtası keşfedildikten sonra, maya, inka ve azteklerin başına gelenler bize geride kalmanın ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu gösterir. ölüm uykusu. "denizlerdeki evlerde yaşayan sakallı canavarların" bizi bulmamasını umarız sonra. herkesin eşit, her şeyin güllük gülistanlık olduğu bu ilkel altın çağ anlayışı sanıyorum montaigne ile ortaya çıktı ve j.j rousseau ile güçlendi. ilk çağ insanı, insanın tüm hayatını gezegenlerin konumuna bağlayan "astrobiyolojik" insan aşamasından da geri bir aşama olmalı. insan kurban etme gibi adetlerin görünmesi şaşırtıcı olmazdı.
  2. "avcı toplayıcı yaşam" adı altında bu yazının yazılması dahi savunulan görüş ile 2 yönden çelişiyor;

    birincisi, dil ve yazının reddi... başlıktaki görüş düşünceye ket vurduğu, şeyleri eksilterek duygusuzlaştırdığı için reddedilen dil ve yazı ile ifade edilmiş. primitivistlerin dil ve yazı ile ilgili düşüncelerine karşı mark lance şaşkınlığını şöyle dile getiriyor; "literally insane, for proper communication is necessary to create within the box a means to destroy the box." “tam anlamıyla delice bir şey, özgün bir bağlantı kurma amacıyla bir şey yaratmak istiyorsun ve bunun için kullandığın kabı yok etmen gerekiyor.” -diye çevrilmiş- *

    ikincisi, teknolojinin reddi... yine aynı şekilde primitivistler fikirlerini yaymak amacıyla reddettikleri teknolojinin nimetlerinden faydalanıyorlar. bu yazının da bilgisayar ve internet teknolojisi aracılığı ile yazılması gibi*

    bunun dışında murray bookchin'in "ilkelliğin mistikleştirilmesi" adı altında "lifestyle anarchism" dediği bu görüşü sert bir şekilde eleştirdiği yazıları var. biri şuradan okunabilir.

    -söz meclisten dışarı- m.bookchin yazısını şöyle bitiriyor;

    "ironiktir ki, ilkelcilerin idealize ettiği dünya, aslında max stirner’in bireyci mirasçılarının övdüğü radikal bireyciliğe engel olurdu. çağdaş “ilkel” topluluklardan oldukça farklı bireyler çıksa da, zorlayıcı koşulların dayattığı geleneklerin gücü ile grup dayanışmasının güçlülüğü, egonun üstünlüğü­nü öven stirnerci anarşistlerin talep ettiği tipte bir bireyselci davranışa pek az yer bırakır. bugün ilkelcilikle uğraşmak, (s. 67) tamamıyla, yalnızca açlara, fakirlere ve şehir sokaklarında yaşayan “göçebe”lere değil, aynı zamanda çalışan işçiye de yasak olan fantezilerle oynamaya parası yeten zengin kentlilerin ayrıcalığıdır. günümüzün çocuk sahibi çalışan kadını, -genelde evin gelirinin büyük bir kısmını oluşturan miktarı kazanmak üzere işe gitmeden önce yaptığı- günlük ev işlerini az da olsa rahatlatan çamaşır makinesi olmadan yapamazdı. ironiktir ki, fifth estate dergisini çıkaran kolek­tif de bir bilgisayarsız yapamayacağını anlamış ve bir tane edinmek “zorunda kalmıştır” – samimiyetsiz bir “ondan nef­ret ediyoruz!” tekzibi eşliğinde-. bir yandan ileri bir tekno­lojiyi suçlayıp diğer yandan onu teknoloji karşıtı bir litera­türü yaymakta kullanmak yalnızca samimiyetsizlik boyutu­na değil, ikiyüzlülük boyutuna da sahiptir. bilgisayarlara duyulan böylesine bir “nefret”; daha çok, birbirinden lezzetli yiyecekleri tıkınıp, pazar dualarında yoksulluğun erdemleri­ni öven ayrıcalıklıların geğirtilerini andırır."
    ulgan
  3. insanlarin avcilikta usta olmalariyla birlikte, etraflarinda hayvan birakmamalari sonucu, tarimla ugrasmaya baslamak zorunda kalmalari ile birlikte sona ermis yasam bicimi.

    düzelzdzcluuhoi...
  4. insanoğlunun asıl yaşam biçimi. modern hayatın sağladığı kolaylıklar bizleri kör etti sadece hepsi bu. bu yüzden bu gerçeği göremiyoruz.
  5. insanın cennet tasvirini alıntıladığı iddia edilen devir.
    bir çok açıdan cenneti hatırlatıyor zaten "anı yaşamak zaman kavraminin yokluğu, doğayla özdeşleşme, cinsel eşitlik, yapmak zorunda olunan işlerin olmaması, toplumsal hiyerarşinin yokluğu, tahrip edilmemiş doğa vs."
  6. jared diamond da meşhur kitabında ilkel toplumların sanıldığının aksine huzur ve barış ortamında değil farklı olanın acımasızca yok edildiği bir gelenek içinde yaşadığını belirtir. avustralya'da ilkel toplumlar üzerine kendi gözlemlerinden aktarır.
  7. atalarımızın tarımcılığa başlamadan önce ve başladıktan sonra bir süreliğine devam ettirdiği yaşam biçimidir. adından anlaşıldığı gibi eti yenilebilecek hayvanları avlayarak ve yararlı sebze meyve toplayarak süre gider. yerleşik hayat türünden yararlı yada tamamen zararlı demek hata olur, artısı ve eksisi var. fakat şunu yüksek ihtimalle söyleyebiliriz uzun bir süre kabile hayatını benimseyen insanlar barış içinde yaşamıştır. atamızın şiddette başvurusu ayrı bir konu, meraklısına kitabı: (bkz: çöküş - steve taylor)

    yaklaşık olarak mö 8500 yılına kadar bu form bütün dünya'da benimsendi. insanlar yiyebileceği kadar hayvanları avlayıp yiyor acıktığında tekrar ava çıkıyordu. avlanma için iyi bir fizik gerekiyordu. tuzakları kurabilme, çabuk davranma kabiliyeti şarttı. ayrıca zeki olmak da lazımdı hem avlanma hem toplama için(hangi bitkinin zehirli olup olmadığı, hayvanları takip yeteneği). avı aramak uzun sürmekteydi, bu da siyasi çıkarlara, iç çatışmalara vakit ayırmayı engelliyordu. birçok araştırma kabile hayatında kadın-erkek ayrımın olmadığını gösteriyor. yerleşik yaşamın en büyük negatif yanı bu, günün kısa bir kısmı tarım işleriyle geçince geri kalanında insan ilişkilerindeki çatışmalar yer alıyordu.

    diğer yandan avlanmak çok enerji isteyen bir eylemdi ve ölüm riski çok yüksekti. yani ömür uzunluğu kısaydı, genellikle 30-40 yıl arası olarak belirtiliyor. bir başka kısıt ise nüfus içindi. sürekli hareket halinde olunduğu için toplum da fazla sayıda çocuk sahibi olmaya izin verilmiyordu. bazı toplumlarda bir çocuk kendi başına yürüyecek yaşa gelmeden önce 2. çocuğa sahip olmak yasaktı, eğer doğarlarsa öldürülüyorlardı.

    yazının başında iki yaşam türünün de tercih edildiği bir dönemden bahsettim, sebebi şuydu: tarımcılık başladıktan hemen sonra yerleşik yaşam başlamadı. avcı-toplayıcı insanlar tohumlar ekip avlanmaya da devam ettiler. çünkü tohumun ne zaman yeşereceğini biliyorlardı. doğayla ilgili inanılmaz bir bilgi kapasiteleri vardı. bu sebeple ektiler, avlandılar daha sonra yerleşik yaşamın faydaları ağır basınca(*:kısa sürede yetişen bitkilerin evcilleşmesi yüzünden), avlanmayı bıraktılar. günümüzde çok az bir toplulukta avcı-toplayıcı yaşam görünüyor yakında tarihe karışacaklar. üzücü kısmı kültürleri, dilleri de onlarla birlikte yok olacak.