1. büyük ansiklopediye göre avukat, hukuk fakültesi mezunu, avukatlık stajı yapmış, avukatlık mesleğini serbest veya bir kuruma bağlı olarak icra eden kişidir.

    doktorların karşılaştıkları hastayı tedavi etmek zorunda olması gibi avukatlar da kabul ettikleri zanlıyı sonuna kadar savunmak zorundadır, işin temelinde bu vardır. ancak bunu yaparken meslek onurunun zarar görmesinden veya meslektaşlarını ve kendisini hedef olarak gösterilmesine neden olacak söz, söylem ve hareketlerden kaçınmalıdır.
  2. şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar, şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:

    - araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. o paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?

    avukat bir süre düşündü, sonra:

    - önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?

    görevli utandı:

    - şey, hayır.

    - sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum olduğunu?

    görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti:

    - ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?

    görevli yerin dibine geçmişti, sadece;

    - hayır, hiç bir bilgim yoktu ..." diye mırıldanabildi.

    avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti:

    - pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?
  3. tarihi 1200'lü yıllara dayanan meslek. latince advocatus kökeninden gelir.

    bu gereksiz detaylardan sonra başlığın ilk entrysinde belirtilen bir şeyi düzeltme ihtiyacı hissediyorum.

    avukatlar kabul ettikleri iş sahibini(müvekkili) sonuna kadar savunmak zorunda değillerdir. avukat, kendisine önerilen işi dolayısıyla müvekkili diyelim, hiçbir neden göstermeksizin reddebilirler. bu avukatlık kanunu'nca tanınan bir haktır. ayrıca avukat işi aldıktan sonra dahi vekillikten/dosyadan/işten istifa edebilir. ilk durumdan farklı olarak bu süreçte belirli bir usul vardır; müvekkile durum tebligatla bildirilir, avukatın sorumluluğu işten çekilmenin müvekkile tebliğinden itibaren 15 gün daha devam eder vs. gibi. netice olarak avukat asla birisini sonuna kadar savunmak zorunda değildir. inanmadığı işi almak zorunda hiç değildir. işi ret ve işten çekilme hakkı vardır. avukatlık her ne kadar bir kamu hizmeti olsa da nihayetinde serbest bir meslektir.
  4. şu an bir erbabını bulsam da bir kaç soru sorsam dediğim meslek. miras paylaşımı hakkında bir sorum olacak, mesaj kutumu allandırıp pullandırabilecek avukat yazar arkadaşlarımızdan yardım talep ediyorum.
  5. avukatlık kanununda avukatın "yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil" ettiği ve "her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını" sağlama amacında olduğu belirtilmiştir.

    toplum tarafından en çok eleştiri alan mesleklerden birisidir, öyle ki hukuk öğrencilerine "size okulda yalan söylemeyi öğretiyorlar mı?" sorusu ciddi ciddi sorulur. hakimle avukatın aynı okuldan mezun olması yakıştırılmadığı için hukuk okuyorum diyen kişilere "avukatlık mı okuyosun hakimlik mi?" diye sorulur. toplum o derece sevmez ve aşağı görür yani. fakat bilinmelidir ki avukat, yargı için olmazsa olmaz üç sac ayağından birisidir ve avukatsız bir yargı adil olamaz.

    ironik bir şekilde vatandaşın bu kadar sevmediği avukat aslında vatandaşın haklarını savunur, hakimler tarafından keyfi olarak cezalandırılmalarını, savcılar tarafından ezilmelerini engellemeye çalışır. bu nedenle bir türlü anlam verememişimdir avukatın toplum tarafından bu kadar sevilmemesine.
  6. istisnasız hepsi para avcısıdır. bunları her yerde avını bekleyen aslan edasında görebilirsiniz. paranın nerde olduğunu en iyi onlar bilir.
  7. türkiye'de avukatların yüzde kaçının icra davalarıyla yüzde kaçının ceza,boşanma davalarıyla iştigal ettikleri sorusunu akla getiren başlık.
  8. kurum avukatı olarak katıldığım başlık.
  9. herkesin cahilce ve pervasızca yerin dibine soktuğu,
    hakim savcı icra müdürü kalem memuru müvekkil herkesin yokuş yaptığı ve hesap sorduğu fakat kimseye hesap soramayan,
    yargıdaki adaletsizlik ve yavaşlık konusunda yasamadan yürütmeden yargıdan önce suçlanan,
    dünyanın en mutsuz meslek grubuna mensup kişidir.

    bir terziye 1 yıl boyunca bana elbise dik al sana 500 tl yeter o da iş bitince diyemezsiniz, avukat 3-5 sene süren dosyanızı takip eder ve istediği para dolandırıcılık olur.

    şöyle bir yaşadığım diyaloğu anlatayım bitireyim

    dolandırıcı-abi meslek ne
    ben- avukatım
    d-abi av.lar hep hırsız dolandırıcı
    b-niye?
    d-çok para istediler bi davam vardı 10bin istediler
    b-ne davan vardı?
    d-sahte polis kimliğiyle suçüstü
    b- ha şimdi avukat dolandırıcı yani sen değil? suçüstü sahte kimlikle yakalanıp bokun içine düşüyorsun medet umduğun adamdan fiyat beğenmiyorsun.

    tabi ki çürük elmamız var ama haksız yere suçlanıyoruz.
  10. pideci'de çalıştığım dönemlerde telefonla sipariş alırdım. doktorlar ile birlikte ünvanını söylemekten garip bir haz alıyorlar.

    -ben avukat harun tekin iki acılı lahmacun rica edicektim.
    -peki harun bey antep mi olsun urfa mı olsun?
    -ya yap lezzetli bişiler
    -antep sarımsaklı, maydanozlu, urfa soğanlı, nar ekşili bazen de cevizli olur. eğer hakime hohlamayıp ağzınız sarımsak kokmasın istiyorsanız urfa'yı tercih edin.
    -ya kardeşim yap lezzetli bişiler farketmez antep, urfa.

    şimdi harun bey'in burada beklentisi ne olabilir? cevap net sanki, 10 gram fazla et koyarlar mı acaba, nedenine gelince avukat insana herkesin işi düşer. özlü sözlerimiz vardır, seni mahkemeye veririm sürüm sürüm sürünürsün. yani suçlu musun değil misin belli değil ama süreneceğin aşikar.