1. öyle bir uyuşturucu düşünün ki kullandıkça ayıktırıyor, hangi metotla kullanılırsa kullanılsın hep ayıktırıyor. ve bu uyuşturucunun böylesi kudretli olmasının, biteviye ayıktırmasının sebebi ayıkmayı bile kendi uyuşturuculuğu uzamının dahiliyetinde yaşatıyor olması.

    evet bu uyuşturucu benim yegâne problemim, logosa bağlılaşık dil.
    yaşar yaşamaz, uyanır uyanmaz elime tutuşturduğu od'u ile kendisinin görevini yani kendisinden ayrıksı 'uyuşturma' işlevini gerçekleştirmesi için yöneldiğim her durumumu, her hamlemi, onun farketmez hangisi olduğu herhangi bir zerresini her yakışımı, yanışından tüten dumanları kaçınılmaz solutmasıyla kendisinden ayrıksı olmayan uyuşturma-ayıktırma devinimine tekraren çeker.

    bu, burun tıkamayla geçiştirilemez. burnunuzu tıkadığınızda diğer bütün parçacıklarınızı burun işlevselliğine eklemler. sizi 'burunsuz' koskoca bir burun yapar.
    çünkü onun kalpgâhında tezatlıklar yatmaktadır. onu bu canevinden vurmak isterseniz eğer en güçlü silahınız yine kendi dokusu tezatlıklar tutuşturulacaktır elinize. ne kadar taarruz ederseniz o denli güçlenir.

    ne hannibal, ne iskender, ne napoleon böylesi bir şeyle savaşmıştır. eksiltmeye çalıştıkça bu düşmanı eksilişleriniz görülmedik seviyeye ulaşır ve savaş her daim size yeni bir atalet tortusu bırakır, daha evvelki savaşların birikintisi ataletinize eklenmek üzere.

    bir yerde artık bütün bunu sonlandırmak istersiniz. lâkin sonlandırma isteminizin rayihâlarını bile sırıtarak şekillendirdiğini görürsünüz bu düşmanın. yok edecek olduğum, ben değildim bile. o'nun yaratısı bir o'ydu. kendimi yok edemiyorsam 'yok olmak'la nasıl kucaklaşabilirdim?

    bunun üzerine daha fazla hırsla taarruz etmeye başlarsınız. elbette savaşçıların hepsinin bir truva atının içinden bile bile seçildiği bu savaş hep aynı sirkülasyonla devam eder.

    savaşa devam etme sebebin ise sadece bir 'özlemdir'. dalgınlık özlemi. bütün her şeyi öteleyen bu dalgınlık, içerisinden çıkıldığı an aydırır kendisine. kendisini yaşatmayan bir kendilik. ama oradadır işte. oradadır ve onun bu oradalığı bütün buradalıklarını ümitvarlıkla kuşatır.
    yanaklarınızdan tutar düşman ve kendisini sadece kendi farkındalığında 'yok eden' bu tek kurşun sıkmayan silahın varlığına tebessüm ettirir sizi.
    birbirinize bakıp gülersiniz.
  2. ayıktırıyor?