1. bazılarının sadece a harfinden ibaret sandıkları sözcük.

    ben küçükken ayıp denen birşey vardı. büyüklerine saygısızlık yapma ayıp, çok yüksek sesle gülme ayıp, küfür etme ayıp, insanları kırma çok ayıp, karşılık verme ayıp, büyükler konuşurken küçükler söze katılmaz ayıp vb vb gibi uzayıp giden yazılı olmayan, ama kalıplaşmış kurallar vardı. bazı şeyler yapılır, bazı şeyler yapılmaz. bazı şeyler söylenir bazı şeyler söylenmezdi.

    bugün bir arkadaşımla konuşurken bir konu geçti yaptığı bir şeyi söyledi "ayıp etmişsin" dedim.
    "aa ayıp mıymış" dedi.

    sanırım insanlar özgürlük kavramını yanlış anladıkları için her saygısızlığı özgür olmak olarak tanımlıyorlar.
    aileler çocuk yetiştiriken özgürlük adına şımarık ve saygısız nesil yetiştiği gerçeğini gözardı etmemeli diye düşünüyorum.
    birşeylerin ayıp olduğu öğretilmeli. ayıp sözcüğünü bilen insanın kendine saygısı olur. kendine saygısı olan başkalarına da saygılı olur.

    ayıp ve terbiye kelimelerinin birbirine çok yakıştığını düşünürüm. günümüzde anlamlarını yitirselerde, yerlerini şımarıklık, had bilmezlik gibi kelimelere bıraksalarda , iyi ki adına ayıp denen bir şey varmış bir zamanlar saygı ve nezaketi öğrenenen şanslı insanlardan olmuşuz.
  2. göreceli olup, ahlak adı altında sürüyle olay ve olguyu sırf toplumun dogmatik yapısından ötürü bireyin zekasına ve girişimciliğine ket vurabilir.

    örnek vermek gerekirse bizim toplumdaki cinsler açısından;

    -sünnet ayıp değil, regl olmak ayıp.
    (bkz: sünnet düğünleri)

    -erkek cinsel organından rahatlıkla söz ederken kızın bunu söylemesi ayıp.

    -erkek hep erkektir, kız ise evlenmeden önce kız evlendikten sonra kadın. ve daha sürüyle tabir.

    -erkek daha serbest, kız hep tetikte olmak zorunda.

    -erkek seks yaptığında bunu göğsünü gere gere "milli oldum ağbiii" diye böğürürken, kız yaptığında "orospu, kahpe, yollu, kaşar, otoban" diye iğrenç ve mide bulandırıcı ithamlarda bulunulur.

    çoğaltmak mümkün.

    şimdi bu tür algıları da biz kendi elimizle yaratıyoruz. uzaylılar bize dayatmıyor. çoğunlukla ise din baskındır bu dogmatik olgu ve davranışlardan.

    söz hakkı konusuna gelirsek;

    "söz büyüğün, sus küçüğün."

    diye bir atasözümüz vardır. neden la? ne alaka?
    günümüzde yaşlılar gittikçe zıpırlaşan ve çirkefleşen tavırlarını görünce bunun tezatını söylemek lazım. buna mukabil, küçüğün sözünü elinden alarak onun girişimci ve özgür düşüncesine ket vurursunuz.
    afedersiniz "küçük" ağzımıza sıçsın demiyoruz. elbette her şeyin bir yolu yordamı vardır. bunu öğretirsiniz zor değil.

    küçükleri de küçümsemeyin. neden mi?

    bilim insanı piaget tezini 12 yaşında yazmıştır. anımsatırım.

    zorunlu not: iflah olmaz bir feminik değilim.
  3. kesinlikle ne ayıp ne değil bilinmesi gerekiyor. sosyal varlıklarız, içinde yaşadığımız topluma ayak uydurabilmemiz gerek. en azından "mış gibi" yapabilmeliyiz. 'kardeşim ben özgürüm, istediğimi yaparım, diğerlerinin ne düşündüğü umrumda değil.' derseniz, size bir şeycikler olmaz ama yanınızdaki sevdiklerinizi utandırırsınız sadece. sırf bu yüzden onunla toplu bir ortama girdiğim zaman, özellikle aile içinde şimdi napacak, ne diyecek diye strese girip günü kendime zehir ettiğim bir arkadaşımla teke tek buluşmaya karar verdim.
    özgürlük sevdiklerini strese sokmak mıdır, nedir yani?
    bguem