1. farkındasızlık yanılsamasından, farkındalık yanılsamasına geçiş.

    http://1.bp.blogspot.com/__achzrqWjHM/TLICofvupPI/AAAAAAAAADc/gltk_TATA2g/s1600/Mirror+Stage.jpg

    'kendisini' aynada henüz görmemiş bebek, 'mekan'da parça parça olanları tümleştirerek algılar ve buna göre yaşar şey'leri. yani ona göre henüz benliği ve bedeni algılarının yettiği kadarıyladır.
    eli, bir şeye uzatabildiği hareket eden bir uzuv,
    ayakları, ellerindekine benzer ama daha küçük parmaklardan oluşan bir uzuv,
    karnı, üzerinde simetrisini bozan asimetrik bir delik olan, guruldayan, ağrıyan bir oluşum,
    penisi veya vajinası onu dışarı çıktığında rahatlatan sıvıların kaynağı veya onlara dokunduğunda bazı libidinal hareketlenmeler yaşatan uzuvlar v.s.

    bütün bunlar bir bebeğin 'gerçekliğidir'. ama aynaya baktığı anda daha önce sadece etrafındaki insanlarda gördüğü arketipsel dış bilincindeki `imago`lardan mütevellit yadsımadığı 'bütünlüğü', kendisinde görür. bu bütünlük farkındalığı onda, eksiklik farkındasızlığının tamlığıyla çelişir ve kendine dışarıdan bakmak yabancılaşmasını ayyuka çıkarır.
    bebek aynada bu bütünlük imgesini görerek eksikleşir. eksikliğinin farkında olmadığı bir eksiklik değildir artık bu, gerçek anlamıyla bir eksikliktir.
    kendisinin içerisinde olduğu bir 'dış dünya' farkındalığı vardır artık.
    bunun bahsedilen dış bilinçsel `imago`dan farkı nedir peki?
    bu farkı `lacan` biyolojik bir deneyle karşılaştırarak tavzih etmeye çalışır.
    güvercinlerle yapılan deneylerde, güvercinlerin `gonat ` denen hormonları kendi türünden bir başka güvercini görür görmez hareketlilik kazanıyor.
    http://s3-ec.buzzfed.com/static/enhanced/webdr06/2013/6/26/18/enhanced-buzz-1737-1372284028-4.jpg

    yani bu aynaya bakan güvercinde bile bu hormon hareketlenmektedir. güvercinlerde bu olay, dış bilinçteki yerleşik imgelerden, imagolardan dolayı genetiğe işlemiştir.
    insanda da aynı imagolar vardır ve farklı tepkimelere yol açabilir. lâkin kendinin yansıma imgesini görmek ancak ayna veya kendisini aks eden başka bir durum evresinde gerçekleşebiliyor. ve bunun etkileri, farkındasızlık otonomluğundan çıktığı için insanda yıkıcı bir süreci tetikliyor.
    bu 'var olmaklık' durumu lacan'ın deyişiyle;
    ' kendi mekansal kimliğine takılmış olan özne için bedenine ilişkin kapıldığı yalancı görüntüleri üreten bir trajedi. ' ye eklemliyor insanı.

    ve bunun neticesinde freud'un insanda doğuştan geldiğini söylediği libidinal içtepi ve destrudo(yıkım dürtüsü) artıyor.
    ama bunlar artık otonom olmadığından dolayı farkındalıklı insanın, bir çok çelişki içre düşüp otonomluğun huzurunu bu yanılsama içerisinde çaresizce araması esbab-ı mucibesiyle trajedik yıkım tarafı daha da güçlenmiş oluyor. lacan bu aranımın neticesinde insanın kendisini mekanla bütünleşikleştirmeye çalıştığını söylüyor. ve buna örnek olarak `hieronymos bosch` ressamının çizdiklerini gösteriyor. bakalım bu ressamın çizdiklerine;

    https://s.instela.com/m/hieronymus-bosch--i647215-600.jpg
    https://s.instela.com/m/hieronymus-bosch--i647216-600.jpg
    https://valentinagurarie.files.wordpress.com/2014/03/hell3.jpg
    http://www.codart.nl/images/DEHamburgBucerius2008TemptationOfStAnthony.gif

    görüldüğü üzere beden parçaları bir tümleşim istemiyle oraya buraya eklemlenmiştir.
    aynı şekilde rüyalarda parçalanmış bedenler görmeyi de buna bağlar lacan.

    bilişsel, farkındalıklı oluşun insanı sadece yıkıma sürüklediği gerçeği felsefi, psikolojik v.s. her alanda kendisini gösterir. ve buna bir çözüm olup olmadığını her kayda değer düşünürün sorduğu gibi kendisine sorduğunda şu cevabı ayyuka çıkar lacan'ın;
    ' kavramsal çabalarımız, bu sezgileri bir dil tekniğinden elde etmemizi sağlayan deneyimin koşullarından onları bağımsızlaştırmaya çalışsak bile, yalnızca bu tür öznel veriler üzerine inşa edildikleri sürece, saltık bir özneyi düşünce ile varılamayacak bir düzeyde yansıtmaya çalışmaktan öteye gidemeyecektir '

    bir diğer cevap da `nietzsche`'nin `also sprach zarathustra`sından gelsin;

    ’hakikatin talibi? sen ha?’ diye alay ederlerdi seninle
    ’hayır! şairin biri sadece!
    bir hayvan ki, kurnaz, yırtıcı, sinsice yaklaşan,
    yalan söylemek zorunda,
    bile bile, isteye isteye yalan söylemek zorunda:
    av peşinde,
    yüzünde rengârenk bir maske,
    kendisi kendisinin maskesi,
    kendisi kendisinin avı
    bu mu, hakikatin talibi?
    hayır! sadece soytarı! sadece şair!
    sadece rengârenk konuşan,
    soytarı maskelerinin ardından rengârenk çığlıklar atan,
    yalancı söz-köprüleri üzerinde yükselen,
    rengârenk gökkuşakları üzerinde,
    sahte göklerle sahte yerler arasında gezinip salınan
    sadece soytarı! sadece şair!
    bu mu hakikatin talibi?

    ezcümle çözüm 'bu insan'da değildir. ama bu demek değildir ki 'insan'da hiç olmayacak.