1. sembolizmde bilen ile bilinenin birliğini simgeler. insan tanımlaması için idealdir, insanın kendisi kendisi bilir. bunu daha öteye taşımak için sadece insanın düşünme organını yani beyni ele alabiliriz. kendisinin ve diğer organların farkında olan tek organ beyindir. sembolizm denince doğu felsefesinin akla gelmesi gerekiyor. hatta ibn arabi'de ayna metaforu diye başlık açılır felsefede. ibn arabi'yi vahdet-i vücutla bir nevi panteizmle hatta en doğru ifadesiyle panenteizm hatırlarız. arabinin yaratılışı açıklaması bilinme arzusuna dayanıyor, "bilinmez bir hazineydim, alemi yarattım ki onunla bilineyim" kısacası ayna metaforu arabi'nin felsefesinin en temelini oluşturur. insan yaratılışı ila allah'ın bilinmesini sağlamıştır dolayısıyla onun aynasıdır diyebiliriz. ve allah insanın aynasıdır. ona hangi sıfatıyla bakarsa insan kendini farklı aynalarda farklı görmesi gibi baktığı aynanın hükmüne göre görebilir diyerek genişletiyor.

    ayna metaforunun en net gösterilişi şöyle; aynada gördüğümüz ne tam anlamıyla biziz ne de tam anlamıyla biz değiliz.

    yine mevlana'da beri gel şiirinden bir alıntı yapabiliriz.

    beri gel, daha beri, daha beri.
    bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
    bu hır gür, bu savaş nereye dek?
    sen bensin işte, ben senim işte.

    mevlana'nın ayna metaforu göndermesinde kişinin kendine yaklaşması daha da yaklaşması bilen ile bilinenin savaşı ve sonuçta birlik mesajı görülebiliyor. yine benzer şekilde panenteizmle de uyum içinde.

    insanlar kendini görmeyi çok ister, ne olduğunu tam bilmeyi arzular. kah aynada bakar kendine, kah çocuğunda. illa bir yerlerde kendine bakmaktan, kendini görmekten keyif alır. bu bilen ile bilinenin birliğinin oluşmasından duyulan hazdır.

    *burdan sonrası beyaz kale romanıyla ilgili spoiler içerebilir.

    yine orhan pamuk beyaz kale romanında bu aynaya bakışı sayfalarca yazarak hakkını vermiş. hoca ile köle'nin ayna karşısında ilk görülmeleri muazzam anlatılmış. yine kitapta hoca ile kölesinin birbirine aşırı derecede benzemesi, ikiz sanılması, fikirsel anlamda uyuşmaya rağmen yer yer karşılıklı alaycılık ve aşağı görmeler. tamamında ayna metaforu işlenmiştir. aslında bu iki karakter birbirinin aynasıdır. birbirlerinde kendilerini görürler ve nihayet ayna karşısına birlikte geçip birbirlerini aynada görürler. bu daha uzatmalı bir durum oluyor çünkü kendisini gördüğü kişinin kendisi gördüğü görüntüye bakıp onun görüntüsünde de kendisi görmesi durumu ortaya çıkıyor. çok güzel.

    ek okuma:
    (bkz: aynanın yansıttığı reel yansı ve insanın aynaya baktığında gördüğü yorumsama yansısı)
    (bkz: aynada kendini sadece dudaklarından öpebilmek)
    abi
  2. günümüzde en uygun ayna çocuğundur. ancak öyle bir aynadır ki bu farkına varmadan aynanın, olanı olduğu gibi gösterebilme özelliğini bozabilirsin. olsun. biraz dikkat ve isteğin varsa bu ayna sana yine bir çok uyarı sinyali gönderecektir bu bozulmaya dair ve onarılabilir tekrar tekrar. bunu yaparak büyütürsen çocuğunu sen de büyür, gelişir, daha sağlıklı bir hale dönüşürsün. yoook bu ifade ettiğimin yerine eğer "bu çocuk ne biçim bir çocuk yaa" vb. söylemlere kapılır veya sinyalleri görmezden gelme eğilimin oluşursa, geçmiş olsun; sen gelişemeyecek ve iyileşemeyeceksin ve bunun yanısıra doğal bir çocuktan kişilik bozukluğu yada çeşit çeşit 1001 rahatsızlıktan seç beğen yapılar taşıyan bir evlat yaratmayı başardın demektir.

    sonuçta istek meselesi. "amaaann abi ya hayatı çok ciddiye alıyorsun olduğu kadar olsun işte" dersen en iyi ihtimal olduğun yerde sayarsın büyük ihtimal de günün birinde kötü kokulu bir çukur içinde debelenir durumda bulabilir insan kendini. eğer "yaw bu dünyada her türlü melanete rağmen yine de güzel birşeyler üretilebilir belki neden bunu aramıyım ki" gibi birşey söyler ve bunun için gerekli çabanı da ortaya koymayı tercih edersen bir bakmışsın şunun bunun dediği gibi değil hakikaten senin istediğin gerçek yuvanı oluşturmuş olabilirsin. çocuğuna da yapmadığın araştırmadığın şeylerden oluşmuş koca bir yük bırakmamış olursun. cesaret, istek ve ciddi çaba.
    a man