1. aynaya bakıyorum. gördüğüm kim? yıllar önce yıllar sonrası için hayalini kurduğum ben mi? benim dışımda aldığı her nefesle, duyduğu her sözle "yaşadığı" her günle bugünkü şeklini alan bir suret mi?

    aynaya bakmayı sevmiyorum artık. gördüğüm kişiyi tanımıyorum çünkü. pek çok şeye yabancı olabilir insan. yaşadığı şehre, aynı yatağa girdiği insana, ailesine... hepsinden acısı kendine yabancı olmak.

    nerede, ne zaman ve ne şekilde kaybettiğimi bilmediğim bir boşluk var baktığım aynalarda. onu bulmalıyım. ruhumdaki zehrin panzehiri o.
  2. takıntıları olan insanlar için aynaya fazla bakmak takıntılı durumu zorlaştırabilir. özellikle vücut kusurları üzerinde kafa yoranlar; yok burnunu , yok sivilcelerini aşırı kafaya takanlar için ayna kusurları büyüterek öne sermesi açısından bu şikayet ve takıntıları şiddetlendirebilir.
  3. aynaya bakmak artık kendine bakmak değil, aynaya bakmak mecburiyetler altında değiştirdiğin yüzüne, gülümsemene bakmak, bu haline alışmak ve aslolanın hep bu olduğunu sanmak demek. ilk defa kendini aynaya beğendirmeye çalışmayan bir adamla karşılaştım. üstü başı perişan bir adam lüks bir apartmanın aynalı kapısında kendine bakıyordu. daha önce hiç görmemiş, ilk defa karşılaşıyormuş gibi.
    insan değişiyor her an. ancak öylesine korkuyoruz ki değişmekten, dönüşmekten, yaşlanmaktan. aynaya bakmak için bile aşılması gereken engellerimiz var.
  4. insanın yalnızlıktan korktuğunun kanıtıdır.
  5. bkz. narsisizm