1. aynaya bakıyorum. gördüğüm kim? yıllar önce yıllar sonrası için hayalini kurduğum ben mi? benim dışımda aldığı her nefesle, duyduğu her sözle "yaşadığı" her günle bugünkü şeklini alan bir suret mi?

    aynaya bakmayı sevmiyorum artık. gördüğüm kişiyi tanımıyorum çünkü. pek çok şeye yabancı olabilir insan. yaşadığı şehre, aynı yatağa girdiği insana, ailesine... hepsinden acısı kendine yabancı olmak.

    nerede, ne zaman ve ne şekilde kaybettiğimi bilmediğim bir boşluk var baktığım aynalarda. onu bulmalıyım. ruhumdaki zehrin panzehiri o.
  2. abdülkadir budak, aynam benim şiirinin ilk bölümünde şöyle der
    "yitip giden bir şeyleri usulca anımsatan
    sakal traşı olurken baktığım ayna
    kravatımı bağlarken sabah işe gitmeden
    akşam iş dönüşü baktığım ayna
    geçenlerde beni sarsan güzel bir söz söyledi
    ‘kördür alışkanlığın gözleri’ dedi"

    lunaparklarda kahkaha aynaları olur. baktığınızda ya çok şişman, ya çok uzun, ya çok kısa, ya çok zayıf gösteriler. şekilden şekile girmiş görüntümüze kahkahalar atarak güldüren aynalara güleriz.

    biri bizi şekilden şekle sokarken, diğeri ise dile getirmeye olsun korktuğumuz kimi gerçekleri yüzümüze vurup, hiç sakınmadan sorgulayıp düşündürüyor.

    ben küçükken ninem "gece aynaya bakma şeytan çıkar" derdi. oysa bizden başka bir şey yansımıyor o aynaya belkide en saf , en dürüst halimiz sırlı camdan bize bakan.

    hayatta, güldüren aynayla düşündüren ayna gibi. bizden yansıyan bize geri dönüyor. galiba aynaya bakmakta bu oluyor.
  3. takıntıları olan insanlar için aynaya fazla bakmak takıntılı durumu zorlaştırabilir. özellikle vücut kusurları üzerinde kafa yoranlar; yok burnunu , yok sivilcelerini aşırı kafaya takanlar için ayna kusurları büyüterek öne sermesi açısından bu şikayet ve takıntıları şiddetlendirebilir.
  4. aynaya bakmak artık kendine bakmak değil, aynaya bakmak mecburiyetler altında değiştirdiğin yüzüne, gülümsemene bakmak, bu haline alışmak ve aslolanın hep bu olduğunu sanmak demek. ilk defa kendini aynaya beğendirmeye çalışmayan bir adamla karşılaştım. üstü başı perişan bir adam lüks bir apartmanın aynalı kapısında kendine bakıyordu. daha önce hiç görmemiş, ilk defa karşılaşıyormuş gibi.
    insan değişiyor her an. ancak öylesine korkuyoruz ki değişmekten, dönüşmekten, yaşlanmaktan. aynaya bakmak için bile aşılması gereken engellerimiz var.
  5. bütün bi 28 yıllık yaşamın çıktısı orda bana bakıyordu, fiziki ve soyut anlamda.20 yaşındaki idealist genç yoktu artık. gözümdeki ışık eskisi gibi değildi.eski yıllarda olduğu gibi.çirkin bi adam görüyordum orda.anlamsızca yaşlanan.ruhen yaşlanan biraz da sureten.14-15 yaşında arkadaşlarla maç sonrası yüzümü yıkarkenki çocuktan çok uzaktım.bir gece davetlisi öncesi heyecanla saçlarımı tarayan gençten uzaktım.o zamanlar gözlerimin içine bakıp sadece gözlerimi görürdüm.şimdiyse bütün bir hayatımı, acılarımı, korkularımı, yorgunluğumu görüyorum.göz altlarıma doğru kaymaya başlamış.yoğun sigara kullanımı, stres, hayat kargaşası, başarısızlıklar, yalnızlıklar, düşüşler yüzümde bir check up sonucu gibi bana bakmakta.ben kimim diye bana sormakta.bakınca aynada kim olduğumu değil kim olamadığımı görüyorum.spot ışıklarıyla geleceği aydınlatırken zaman o gelecek şuan oldu.şu an hiç kimseyim.ete kemiğe bürünmüş ama bedeni ruhuyla,ruhu hayatla savaşan ve yenik düşmüş bir hayalet.
  6. insanın yalnızlıktan korktuğunun kanıtıdır.
  7. bkz. narsisizm