• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.13)
az - hakan günday
diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? haklısın. belki de çok az... o zaman şöyle demeliyim: seni az tanıyorum... az...sen de fark ettin mi? az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.biri başlangıç, diğeri son. ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.yan yana gelip de birlikte okunmak için. aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. senin ve benim gibi...(tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. aşk ve tesadüf ilişkisini biraz abartan bir roman. saçma düşüncelerde ısrar edilmesi de cabası. açıkçası ben beğenmedim.
  2. ''az dediğin, küçücük bir kelime. sadece a ve z. sadece iki harf. ama aralarında koca bir alfabe var. o alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.'' cümlelerine sahip kitap.
    hakan günday'ı okumak gerçekten keyifli. açıkçası '' az '' özellikle ''piç'' ve ''kinyas kayra'' nın oldukça gerisinde kalıyor.her zamanki gibi başarılı aforizmalar içersede tesadüfler silsilesi biraz fazla geldi açıkçası. fantaziler ve zorlamalar fazla. hakan günday ı okumak isteyenler için başlangıç olarak iyi seçim olmayabilir.
    yoda
  3. içinde çok fazla tesadüfün olduğu güzel bir hakan günday kitabı
  4. eğer hakan günday ın ilk romanı olsaydı, bukadar okuyucuya asla sahip olamazdı.
  5. çok az kitabı uykumda da düşünürüm ve az onlardan biri oldu. okuduğum 5 günday kitabının bana göre tartışmasız en iyisiydi. anlatılan acıların çok da uzağımızda olmadığını fark edince soğuk duş etkisi yapıyor tabi. tavsiyem insan ırkı olarak görmezden geldiğimiz bir yığın mide bulandırıcı acıyla, dramla yüzleşmeye hazır değilseniz kitabı aldığınız yere geri koyun çünkü depresyona gireceksiniz.
  6. hakan günday'ın genel olarak kitaplarını ve yazılarını severim ama bu kitabının yarısına zor geldim. kinyas ve kayra'yı falan da okumazdım, ilk bu kitabını okumaya başlamış olsaydım. ve bu çok büyük eksiklik olurdu benim için. çünkü hâla canım sıkıldığında açar bakarım kinyas ve kayra'nın altığını çizdiğim cümlelerine.
  7. hakan günday'ın yeraltı edebiyatı yapayım derken işin mide bulandırıcı kısmını abarttığını düşündüğüm roman. yazarken aklındaki, içindeki bütün kötülüğü akıttığı hissediliyor. amacı bunu hissettirmekse eğer, kitabın derdâ'nın hikayesini anlatan ilk kısmı oldukça başarılı. öyle yerler oldu ki okumaya devam etmeye korktum. ancak yaratılan bu ağır, vurucu ama bir o kadar da gerçek olan -güzelliğini bu gerçekçilikten alan- hikaye , kitabın ikinci yarısından itibaren yerini olur olmaz tesadüflere, kadere ve masalsılaşmaya bırakıyor. masaldan kastım mutlu son değil elbet, kastım gerçekçilikten uzaklaşması. kitabın başlarındaki o vurucu atmosfer ikinci yarıda başlayan tesadüfler, kaderin ördüğü ağlar ve oğuz atay'a saygı duruşu eşliğinde uğurlanıyor.
    okuduğum ilk hakan günday olması sebebiyle ilk ve son olarak raftaki yerini alıyor.
  8. hakan günday'ın okuduğum ilk ve tek romanı. açıkçası kurgusunu çok beğendim. son zamanların iyi yazarları arasında görüyorum kendisini. olayları o kadar akıcı anlatmış ki, tesadüflerin çok olması beni rahatsız etmedi. ayrıca günümüzde yaşanan gerçeklerden kesitler sunmuş bizlere.
    nami
  9. hakan günday'ın okuduğum ilk ve şimdilik tek romanı. ilk bölüm ilk sayfasından itibaren beni o kadar çok etkiledi ki her seferinde en fazla birkaç sayfa okuyabiliyordum. yazdıkları aşırıydı evet ama gerçek olma ihtimali daha fazla çarptı beni. ben beğendim açıkçası.
  10. hakan günday'ın tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi berrak bir şekilde hayatın en çamurlu, ağır taraflarını yansıttığı kitabı.

    etkileyicidir.